İlköğretim Dersleri

Ortaöğretim Dersleri

Karma-Karışık

Site İstatistikleri

Toplam Üye:2327
Son Üyemiz:pszpiedcuk
Son Ziyaretçi:gökmen
İçerik:6489
İçerik Okunma:6630541
Cümlenin Temel Ögeleri, Yüklem, Özne, Dolaylı Tümleç, Zarf Tümleci PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Cuma, 01 Ekim 2010 23:00
Makale İçeriği
Cümlenin Temel Ögeleri, Yüklem, Özne, Dolaylı Tümleç, Zarf Tümleci
Sayfa 2
Tüm Sayfalar

CÜMLENİN TEMEL ÖĞELERİ

YÜKLEM

Yüklem: Cümleyi bir yargıyla sonuca hazırlayan ya da cümleyi sonuca bağlayan kelime öbeğidir; kelime niteliğinde bir hece ya da harftir. Yüklem cümlenin temel öğesidir:

a) ''Ben, çokça gezerim. (Gezerim, cümleyi bir yargıyla sonuca bağladığı için yüklemdir.)

b) ''O biçare, son derece atılgandı. (Ahmet Rasim.) (Atılgandı, bağımsız bir yargıyı sonuca bağladığı için, yüklemdir.)

Kelimeler, takımlar, kelime öbekleri, cümle niteliğindeki sözler, cümle ya da cümlecikler yüklem olabilirler.                                                                                     a) İsim olan yüklemler: ''Ben Türk'üm, oğullar, ben Türk'üm.''(Ömer Seyfettin.)

b) -e durumundaki yüklem: ''Onun bütün kızgınlığı Nuriye'dir.''

-de durumundaki yüklem: ''Bitkilerin karnavalı ilkbahardadır.''

-den durumundaki yüklem: ''Anadolu'nun taşı toprağı altındandır.''

-den durum eki almış isim takımı biçimindeki yüklem: ''İnsan yaylanın derinliklerindedir.''(F. R. Atay)

c) İsim takımı olan yüklem: ''Yayla, biraz Türk'ün kendisidir.'' (F. R. Atay.)

ç) Belirteni söylenmemiş yüklem:

-''Sende atalar sözü var mı?''

-''Kimin?'' (Ahmet Rasim.)

d) Çoğul bir kelime olan yüklem: ''Çoğu heykel gibi iri ve sakin yapılı adamlardır.''

e) Sıfat olan yüklem: ''Yaylanın buğdayı dayanıklı (dır), sağlam (dır) ve serttir. (F. R. Atay.)

f) Unvan öbeği olan yüklem: ''Ben, Kaptan Kara Memiş'im.'' (Ö. Seyfettin.)

g) Sıfat takımı olan yüklem: '' Ben, sağlam bir adamım.''(T. Fikret.)

ğ) Zamir olan yüklem: ''Ya sen kimsin?''

h) Zarf öbeği olan yüklem:                                                                                             ''- Arthrite.

Gözlerinden gurur çekildi ve yalnız şefkatle bakarak sordu:

- Ne zamandan beri?'' (Peyami Safa.)

ı) Edat olan yüklem:''Bu, ikinci derecede bir kabahat gibidir.'' (Ahmet Rasim.)

i) Ünlem olan yüklem:

-''Nereye devam ediyorsunuz?

-Telgrafhane'ye.

-Süphanallah!'' (Ahmet Rasim.)

j) Çekimli fiil olan yüklem: ''Nüzhet yanıma geldi.'' ( P. Safa.)

k) Fiilimsi olan yüklem: ''Ava giden avlanır.''

l) Hece olan yüklem: ''Terbiyeli kelimesinin sonundaki yapım eki -li' dir.''

m) Harf olan yüklem: ''Düz vokaller, fonetik bölümünde gördüğümüz gibi a, e, ı, i'dir. (Muharrem Ergin.)

n) Cümle olan yüklem: “ Ne sorarlarsa sorsunlar, “ ben bilmiyorum “ du cevabı.” ( Yaşar Kemal )

Yazıda olsun, konuşmada olsun, kimi cümlelerin anlamları, yüklem gerektirmeyecek kadar açık olabilir. Bu sebeple yüklem söylenmeyebilir. Böyle cümlelere yüklemi gizli cümle diyebiliriz.

Örnek:

“ - Nereye devam ediyorsunuz?

- Telgrafhane’ye.” ( Ahmet Rasim ) ( Devam ediyorum yüklemi söylenmemiştir. )

“ Az veren candan, çok veren maldan.” ( Türk atalar sözü ) ( Verir yüklemleri söylenmemiştir. )

Yüklemler cümlede olumlu, olumsuz, olumlu-soru, olumsuz-soru gibi dört biçimde bulunabilir ve bu biçimlere göre de anlam değişikliği gösterirler:

A) Olumlu Yüklemler:

a) İsim soyundan olumlu yüklem: “Fakat yüreğim kuvvetlidir.” ( Ömer Seyfettin )

b) Fiil soyundan olumlu yüklem: “ Üstündeki kertenkeleler kaçıştılar.” ( Ömer Seyfettin)

B) Olumsuz Yüklemler:

a) İsim soyundan olumsuz yüklem: “ Bu, bizim için de mümkün değil.” ( Hüseyin Rahmi Gürpınar)

b) Fiil soyundan olumsuz yüklem: “ Su çulluğu, öteki çulluklara benzemez.

C) Olumlu-Soru Biçimindeki Yüklemler:

a) İsim soyundan: “ Peki, o köyün adı neymiş.” ( Yaşar Kemal)

b) Fiil soyundan: “ Bizimle yürüyebilir misiniz? “ ( Yaşar Kemal )

Ç) Olumsuz-Soru Biçiminde Yüklemler:

a) İsim soyundan: “ Vatan, bayrağın dalgalandığı yer değil midir? ” ( Ömer Seyfettin)

b) Fiil soyundan: “ Buralara kuş düşmez mi? “ ( M. Yesari)

Nesirde yüklem ( genellikle ) cümle sonunda bulunur. Bu, dilimizin bir özelliğidir. Bu özellik şu kurallara bağlanabilir: Türkçede yardımcı öğe, temel öğeden önce gelir, yani temel öğe en sonda bulunur.

a) Belirten, belirtilenden önce gelir: “ Odanın kapısı.” ( Kapı, belirtilendir; takımın temel öğesidir; oda, belirtendir; takımın yardımcı öğesidir.)

b) Sıfat, isimden önce gelir: “ Kırmızı gül “

c) Zarflar, sıfatlardan, fiillerden ya da kendi gibi bir kelimeden önce gelir: “ En yüksek – hızlı gitmek – pek fazla küçük.” ( Yüksek, gitmek, küçük kelimeleri, temel öğelerdir; en, hızlı, pek fazla kelimeleri ise yardımcı öğelerdir.)

Yüklem, cümlenin temel öğesi olduğuna göre, bu kural gereğince konuşmada ya da nesirde – genellikle – cümle sonunda bulunur. Yalnız bazı durumlarda yüklem cümle sonunda bulunmayabilir:

a) Manzumelerde:

Yürüyorum kimsesiz bir sokak ortasında “ ( N.F. Kısakürek)

b) Deyimlerde: “ Al birini, çarp öbürüne.” ( Diyojen Dergisi )

c) Atalar Sözünde: “ Güvenme varlığa, düşersin darlığa”

ç) Devrik Cümlelerde: “ Hiçbir şeye inanmaz; güzellik kavramaz onu.” ( N. Ataç)

Bir cümlede, birden çok yüklem art arda gelebilir. O zaman yazıda:

a) Ayrı kök ya da gövdedeki iki yüklem arasına “,” ya da “ve” konulur.

b) Ayrı kök ya da gövdedeki birden çok yüklem bulunan cümlelerde yüklemler birbirinden “ve” ile değil “,” ile ayrılırlar. İstenirse “ve” yalnızca son iki yüklem arasına konur.

c) Aynı yüklemin yinelenmesinde, bunların arasına “ve” konulmaz “,” konulur.

ç) Aynı ya da ayrı kök ya da gövdedeki yüklemlerin olumlu-soru, olumsuz-soru biçimleri art arda gelecek olursa, bunların arasına “ve” konulmaz “,” konulur.

 

 

 

ÖZNE

Özne: Yüklemin belirttiği işi, oluşu, hareketi yapanı ( veya olanı) karşılayan kelime ya da kelime grubudur. İsim cümlelerinde olanı; fiil cümlelerinde yapanı ya da işten etkileneni bildirir. Yükleme, insan için “kim” diğer varlıklar için “ne” soruları sorularak bulunur. İsimler, isim ve sıfat tamlamaları, adlaşmış sıfatlar, fiilimsiler, zamirler, soru kelimeleri özne olabilirler.

Örnek:

Hava güzeldi: ( Güzeldi yüklemine sorulan “ ne “ sorusu özneyi verir.

Misafir salonunda fanus içinde duran konsol saati, büyükannemin çeyizi imiş.” ( Haldun Taner , On İkiye Bir Var )

Özne Çeşitleri:

Beş gruba ayrılır:

 

1) Gerçek Özne: Edilgen çatılı fiiller hariç, bütün fiil cümlelerinin ve isim cümlelerinin öznesi gerçek öznedir. Gerçek özne cümlede bir kelime ya da kelime grubu olarak bulunuyorsa “açık özne”; cümlede bir sözcük halinde belirtilmeyip, yüklemde şahıs eklerinden anlaşılıyorsa “gizli özne” denir.

Örnek:

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetti.

Gerçek özne                         B’li N.                  Yüklem

Ayın on beşinde Çorum’a gidiyoruz.

Zarf tümleci                  Dolaylı t.                Yüklem ( Biz / Gizli özne)

 

2) Sözde Özne: Edilgen çatılı fiillerin yüklem olduğu cümlelerin öznesi sözde öznedir.

Örnek:

Bulaşıklar yıkandı.

S. özne                  Yüklem

( “ yıkanmak” edilgen olduğundan, işi yapan değil, işten etkilenen öğe ( nesne ) özne olmuştur.)

Kitap okundu.

Bir miktar para bulundu.

 

3) Örtülü Özne: Edilgen çatılı fiillerin yüklem olduğu cümlelerde sözde özne bulunur; ancak bazı cümlelerde sözde öznenin yanı sıra, “- ca, - ce” ekleri ve             “ tarafından, yüzünden, nedeniyle, ötürü, etkisiyle” gibi kelimelerle gerçek özne de belirtilebilir. Bu durumdaki öznelere “ örtülü özne” denir. Örtülü özne aynı zamanda zarf tümleci görevindedir.

Örnek:

Sokaklar, işçiler tarafından kazıldı.

Sözde özne        Örtülü özne (Z.T.)           Yüklem

 

4) Açıklamalı Özne: Bazı cümlelerde özneden sonra onu açıklayıcı sözcük ya da sözcük grupları (ara söz) yer alır. Bu tür cümlelerin özne “ açıklamalı özne” dir.

Örnek:

Sen, gönlümün sahibi, neredesin?

 

5) Ortak Özne: Sıralı cümlelerde bir özne birden fazla yükleme bağlanabilir. Bu tür cümlelerin öznesi “ ortak özne” dir.

Örnek:

Hatice,         geldi,        kitaplarını aldı,       okula gitti.

Özne           Yüklem      B’li N.            Yüklem  D.T.       Y.

Özne- Yüklem Uyumu:

1) Olumluluk- Olumsuzluk Uyumu

a) Özne olumlu ise yüklemde olumlu; özne olumsuz ise yüklemde olumsuz.

b) Özne “kimse, hiç kimse, hiçbiri “ kelimelerinden biriyse yüklem olumsuz olur.

c) İçinde “ ne…ne” bağlacı bulunan cümlenin yüklemi olumlu olur.

2) Tekillik- Çoğulluk Uyumu

a) Özne tekilse yüklemde tekil; özne çoğulsa yüklemde çoğuldur.

b) Bitki, hayvan, vücut organı, cansız varlık, kavramlar, isim-fiiller, zaman isimleri, topluluk isimleri özne olduğunda yüklem tekil olur.

c) Öznenin insan cinsinden ve çoğul olduğu durumlarda; özneyi oluşturan fertler tek tek düşünülüyorsa, yüklem çoğul olur; ancak özneyi oluşturan fertler toplu olarak düşünülüyorsa, genelleme yapılıyorsa yüklem tekil olur.

ç) Özne 1. ve 2. şahıs; 1. ve 3. şahıs; 1. 2. ve 3. şahıs ise yüklem 1. çoğul şahıstır.

d) Özne 2. ve 3. şahıs ise yüklem 2. çoğul şahıs olur.

e) Öznenin 3. tekil şahıs olduğu bazı durumlarda saygı ya da alay anlamı katmak için yüklem çoğul yapılır.

f) Sayı sıfatı ya da “ birkaç, birçok” gibi belgisiz sıfatlarla kurulmuş sıfat tamlamalarının özne olduğu cümlelerde; yüklem, tekil olur.

 

Yardımcı Öğeler

Nesne: Öznenin yaptığı işten doğrudan etkilenen öğedir. Yüklemi geçişli fiil olan cümlelerde bulunur. Yükleme “ ne, neyi, kimi” soruları sorularak bulunur.

Örnek:

Parayı ne zaman getirecek?

B’li Nesne        Z.T.                     Yüklem

“ Garibim / namıma Kerem diyorlar

Aslı’mı el almış / haram diyorlar.”( F.N. Çamlıbel )

NOT: Özne olan bütün kelime ve kelime grupları nesne olabilir.

NOT 2: Şart cümleleri nesne olabilir.

Ne verirsen alırım.

NOT 3: İç cümleler nesne olabilir.

“ İstanbul, umutlar şehri” dedi.

Nesneler İkiye Ayrılır:

1) Belirtili Nesne: -i hal eki alan nesnelerdir. Yükleme “kimi?, neyi?” soruları sorularak bulunur.

Örnek:

Korkularınızı bir kenara bırakın. ( Neyi?)

Ahmet’i yanınıza gönderiyorum. ( Kimi?)

NOT: Özel isimler, anlamca belirtili sayıldıklarından belirtme hal eki almasalar bile belirtili nesne kabul edilirler.

 

Örnek:

Tolstoy okuyorum.

Bu akşam Münir Nurettin Selçuk dinleyeceğim.

2) Belirtisiz Nesne: Yalın halde olan nesnelerdir. Özne bulunduktan sonra yükleme sorulan “ne” sorusu, belirtisiz nesneyi verir.

Örnek:

Kebapçıdan yemek istedim.

NOT: Belirtisiz nesne her zaman yüklemden önce gelir.

 

Dolaylı Tümleç (Yer Tamlayıcısı): Cümlede yüklemin bildirdiği iş veya oluşun yerini belirten kelime ve kelime gruplarıdır. Yüklemin anlamını, “-e, -de, -den” hal eklemi alarak yönelme, bulunma ve çıkarma yönleriyle tamamlar. Dolaylı tümleç, yükleme sorulan “neye, nede, neden, nereye, nerede, nereden, kime, kimde, kimden” sorularının cevabıdır.

Örnek:

Çocuklar ağaçlara çıkıyordu.

Özne           d.t             yüklem

 

“Zambaklar en ıssız yerlerde açar.” (Sezai Karakoç.)

“Sadrazam, o akşam kahyasını Muhsin Çelebi’ nin Üsküdar’ daki evine gönderdi.(Ömer Seyfettin)

NOT: Bir cümlede birden fazla dolaylı tümleç bulunabilir.

Örnek:

Buraya İstanbul’dan, Edirne’den, Bursa’dan turist gelir.

NOT 2:Yer soran kelimelerde dolaylı tümleçtir.

NOT 3: Bazı dolaylı tümleçler kendinden önceki dolaylı tümleçlerin açıklayıcısıdır.

NOT 4: “-e,-de,-den” hal eklerini alan bütün kelimeler dolaylı tümleç değildir.

 

Zarf Tümleci: Yüklemin anlamını zaman, durum, miktar, yön, tarz, vasıta, şart, sebep, birliktelik yönünden sağlayan kelime ve kelime gruplarıdır. Zarf tümlecini bulmak için yükleme “ nasıl, ne zaman, niçin, ne kadar, nereye, kiminle, kim tarafından, neyle, neden, niye soruları sorulur.

Örnek:

Bugün hiç durmadan çalıştı.

Z.T.( Ne zaman )            Z.T. ( Nasıl)               Y.

Sınava girmek için gelmiştik.

Z.T.(Niçin)                               Yüklem

Okula bisikletle gidiyorum.

D.T.                     Z.T. ( Nesne)           Yüklem

NOT: Bir cümlede aynı veya farklı türden birkaç tane zarf tümleci bulunabilir.

Örnek:

Eve gelir gelmez, hemen sofraya oturur, aceleyle lahana çorbasıyla bir parça soğanlı eti, tadını tuzunu anlamadan, tabağın içine düşen sinek ve buna benzer katıkla midesinde bir şişkinlik hissedene kadar yerdi.” ( Gogol, Bir Delinin Hatıra Defteri)

NOT 2: Edat tümleci (edatlı tümleç) olarak adlandırılan tümleçler de birer zarf tümlecidir.

Cümle Dışı Unsurlar: Yükleme bağlı olmayan, cümlenin anlamını dolaylı olarak etkileyen unsurlardır. Ünlemler, ünlem grupları, ara cümleler, hitaplar ve bağlaçlar cümle dışı unsurdur.

Örnek:

Hey, buraya gelin!

Sizi ziyaret edecektim ama işim çıktı.

NOT: Ara cümleler bağımsız cümle özelliği gösterdiklerinden cümle dışı unsur olarak kabul edilir.

Örnek:

Cüneyt -kendisi futbolcudur-            tatilde İspanya’ya gidecek.

Özne             Cümle dışı unsur                 Z.T.                 D.T.                Yüklem

“ XIX. Yüzyılın gerçek  Fransız yaratıcılarına – o yıllarda Batı denince akla Fransız yazarları gelir – uzanma işi de Yahya Kemaller, Ahmet Hamdi Tanpınarlarla gündeme gelir. ( Salah Birsel, Halley Kimi Kurtarır)

 

 

 

SIFATLAR ( ÖNADLAR )

 

Varlıkları renk, biçim, şekil, durum yönleriyle niteleyen; sayı, sıra, yön ve soru yönleriyle belirten sözcüklere sıfat denir.

Örnek:

Büyük ev, gülen çocuk, yanındaki arkadaş, bu dünya…

Bir gün halası sokaktan bağırarak geçen bir satıcıyı çağırdı. Konuştular, sonra önüne bir sürü patlak, sökük, parça parça ayakkabı dizdiler.( Refik Halit Karay, Eskici )

NOT: Bir kelimenin sıfat olabilmesi için bir isimden önce gelmesi, onu çeşitli yönleriyle nitelemesi veya belirtmesi gerekir. Yani “ sıfat tamlaması” oluşturması gerekir. Sıfatlar tek başlarına kullanıldıklarında isim görevindedirler.

Örnek:

Genç adam, cebinden bir zarf çıkardı.(Sıfat)

Genç, cebinden bir zarf çıkardı.(İsim)

NOT 2: Bir sıfatla onun bağlı olduğu isim arasına hiçbir noktalama işareti konmaz.

 

A- Niteleme Sıfatları:

Önüne geldiği ismin niteliğini (rengini, kokusunu, biçimini…) gösteren sıfatlardır. İsme sorulan “nasıl?” sorusunun cevabı niteleme sıfatıdır.

Örnek:

Güzel ev, beyaz zambak, durup durup yağan yağmur, iri iri elma, okumuş adam…

Yamacın üzerine serpilmiş olan siyah çamlar, süratle aydınlanan gökyüzüne titrek siluetler çiziyorlardı. Arkadaşım, bir müddet bunları seyrettikten sonra:

‘Neredeyse ay görünecek!’ dedi.

Tam bu sırada kekik kokuları ve ince çıtırtılarla dolu havayı hafiften gelen bir saz titretti.(Sabahattin Ali, Ses.)

B- Belirtme Sıfatları:

Önüne geldikleri isimleri türlü yönlerden (işaret, soru, belirsizlik, sayı) belirten sıfatlardır. Belirtme sıfatları dört gruba ayrılır:

1) İşaret sıfatları: İsimleri göstererek belirten sıfatlardır. Türkçede işaret sıfatları üç tanedir: bu, şu, o; çoğulları yoktur. Bunların dışında, öteki, beriki, öyle, böyle kelimeleri de işaret sıfatı olarak kullanılır.

Örnek:

Bu adam, şu dükkan, o araba…

“Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?”

(Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş.)

2) Soru sıfatları: Varlıkları soru yoluyla belirten sıfatlardır.

Örnek:

Hangi öğrenci, kaç sayfa, nasıl araba, ne gün…

Bizimkiler hangi taraftan gittiler?

“Hangi yalnızlık kapatır beni?

Var mıdır iyi bir gül, ki kovsun

O yazın içindeki ‘kötü’yü? (Hilmi Yavuz, Çöl Öyküsü.)

3) Belgisiz (Belirsizlik) sıfatları: İsimleri kesin olarak değil de aşağı yukarı belirten sıfatlardır.

Örnek:

Bütün insanlar, bir gün, başka zaman, her insan, birkaç müşteri…

 

“Dün, uzaktan uzağa top sesleri duyuluyor ve ara sıra gökyüzünün uzak bir noktasından birkaç uçağın geçtiği görülüyordu. Şimdi artık, barut kokusu bütün havayı sardı. Kulaklarımız motor seslerini, eşek anırmalarından, köpek havlamalarından daha sık işitir oldu.” (Y. K. Karaosmanoğlu, Yaban.)

4) Sayı sıfatları: Varlıkların sayısını, sırasını, oranını belirten sıfatlardır. Sayı sıfatları dörde ayrılır:

a) Asıl sayı sıfatları: Varlıkların sayısını kesin olarak belirtir.

Örnek:

Bir saat, üç kalem, altı kilo, yüz  milyon…

NOT: Asıl sayı sıfatlarıyla yapılan tamlamalara çoğul eki getirilmez; ancak “yüz binler, üç aylar, Beşevler, Yedi Cüceler” gibi örnekler kalıplaştığı için bu kurala uymaz.

 

b) Sıra sayı sıfatları: Varlıkların sırasını ve derecesini bildiren sıfatlardır.

 

Örnek:

“Dokuzuncu dereceden memur Kovalev, o sabah her zamankinden erken uyandı, âdeti olduğu üzere, dudaklarıyla ‘bırr…’ a benzer bir ses çıkardı.”

(Gogol, Bir Delinin Hatıra Defteri.)

NOT: “İlk, son, sonuncu, ortanca” kelimeleri de sıra sayı sıfatıdır.

c) Kesir sayı sıfatları: Varlıkların parçalarını bildiren sıfatlardır.

Örnek:

Dörtte bir hisse, yarım kilo, çeyrek altın…

ç) Üleştirme (Paylaştırma) sayı sıfatları: Varlıkları bölümlere ayırarak paylaştıran sıfatlardır.

Örnek:

İkişer çorap, birer kağıt, altışar kalem…

d) Topluluk sayı sıfatları: Varlıklar arasında birlik, yakınlık, beraberlik olduğunu bildiren sıfatlardır.

Örnek:

İkiz paket, üçüz doğum, ikili oyun, çifte bayram…

 

Sıfatlarda Pekiştirme

Sıfatlarda belirtilen anlamın pekiştirilmesi, kuvvetlendirilmesi şu şekillerde yapılır:

1) Sıfat başlarına getirilen kelimelerle yapılan pekiştirme: Bir sıfatın ilk iki sesine “m, p, r, s” ünsüzlerinden birinin getirilmesiyle oluşan kelime, o sıfatın başına eklenir.

Örnek:

Beyaz gömlek – bembeyaz gömlek.

Uzun yol – upuzun yol.

2) Tekrar yoluyla yapılan pekiştirme: Sıfat, ikileme yoluyla anlamı pekiştirir.

Örnek:

Yalan yanlış haber, doğru dürüst adam, iri iri göz…

3) Zarflarla yapılan pekiştirme: Zarfların bir görevi de sıfatları niteleyerek pekiştirmektir.

Örnek:

Çok güzel manzara, ayı gibi iri adam…

Sıfatlarda Küçültme

“-ce, -cik, -imsi, -imtrak” ekleri, sıfatların anlamlarında kısma, daraltma, küçültme yapar.

Örnek:

Büyük bir salon – büyükçe bir salon.(Tam büyük değil.)

Az para – azıcık para.

Büyük halı – büyücek halı.(Büyüğe yakın.)

Ekşi bir tat – ekşimsi bir tat. (Ekşiye yakın.)

Sarı renk – sarımtrak renk.(Sarıya çalan.)

NOT: “-cik, -cek” ekleri, “minik, ufak, küçük, büyük v.b.” sıfatlara geldiğinde, sıfatın sonundaki “k” ünsüzü düşer.

Örnek:

Minik - cik – minicik , büyük - cek – büyücek…

Sıfatlarda Karşılaştırma

“En, daha, pek” kelimeleri miktar zarflarıdır. Sıfatlara geldiklerinde “sıfat tamlaması” oluştururlar. Böylelikle aynı özelliklere sahip varlıkları karşılaştırır ve niteledikleri ismin üstünlüğünü bildirirler.

Örnek:

En çalışkan öğrenci, daha uzak mesafe, pek zayıf çocuk.

 

Yapı Bakımından Sıfatlar

1) Basit Sıfatlar: Hiçbir yapım eki almayan ve hiçbir kelimeyle birleşmeyen sıfatlardır.

Örnek:

Az zaman, bol meyve, iri gövde, iyi dost, bir kedi…

2) Türemiş Sıfatlar: Yapım ekleriyle türetilmiş sıfatlardır.

Örnek:

Akıllı öğrenci, tuzsuz yemek, yemeklik domates, ölü deniz…

3) Birleşik Sıfatlar: Birden fazla kelimenin birleşmesiyle oluşan sıfatlardır. Birleşik sıfatlar iki gruba ayrılır:

 

A) Kaynaşmış birleşik sıfatlar: Birden fazla kelimenin, aralarına ek girmeyecek şekilde birleşerek; şekil ve anlamca kaynaşmasıyla oluşan sıfatlardır.

Örnek:

Açıkgöz çocuk, vatansever insanlar, mirasyedi evlat…

B) Kurallı birleşik sıfatlar: Yedi değişik yolla yapılır:

a) Sıfat tamlaması + “-li” yapım ekiyle oluşan birleşik sıfatlar:

Örnek:

Uzun boylu sporcu, kırmızı şapkalı adam…

b) Takısız isim tamlaması + “-li” yapım ekiyle oluşan birleşik sıfatlar:

Örnek:

Taş kalpli adam, nur yüzlü kadın…

c)Sıfat tamlaması + “-lik” yapım ekiyle oluşan birleşik sıfatlar:

Örnek:

Bir günlük iş, üç kuruşluk adam…

ç) İsim + iyelik eki + sıfat şeklinde oluşan birleşik sıfatlar:

Örnek:

Çenesi düşük insanlar, motor bozuk araba…

d) İsim + “den” ayrılma hal eki + isim - fiil şeklinde oluşan birleşik sıfatlar:

Örnek:

Elden düşme makine, kulaktan dolma bilgi…

e) İkileme şeklinde oluşan birleşik sıfatlar:

Örnek:

Koca koca adamlar, acı tatlı günler…

f) İsim + çekim eki + fiilimsi şeklinde oluşan birleşik sıfatlar:

Örnek:

Minareyi çalan hırsız, işini bilen adam…

4) Pekiştirilmiş Sıfatlar: Sıfatın ilk hecesinin “m, p, r, s” ünsüzlerinden biriyle birleşmesiyle oluşan anlamsız bir kelimenin sıfata eklenmesiyle oluşur.

Örnek:

Yapayalnız ihtiyar, çırılçıplak orman, upuzun yol…

 

 



Son Güncelleme: Pazartesi, 04 Ekim 2010 15:23
 

Yorum ekle

Yapılan Yorumlar

Facebook Grubumuza Katılın!

Site Bilgileri