İlköğretim Dersleri

Ortaöğretim Dersleri

Karma-Karışık

Site İstatistikleri

Toplam Üye:2247
Son Üyemiz:yhcviqoejf
Son Ziyaretçi:gökmen
İçerik:6489
İçerik Okunma:6474861
Çekim Ekleri, iyelik Ekleri, Çoğul Ekleri, Türkçe Öğretiminde Kullanılan Yöntemler PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Salı, 04 Mayıs 2010 23:00
Makale İçeriği
Çekim Ekleri, iyelik Ekleri, Çoğul Ekleri, Türkçe Öğretiminde Kullanılan Yöntemler
Sayfa 2
Tüm Sayfalar

ÇEKİM EKLERİ

İsim ya da fiil soylu sözcükleri başka sözcüklerle ilişkili duruma getiren ve onların cümle içinde görev almasını sağlayan eklere çekim ekleri denir.

Önce de belirtildiği gibi kökler ya da gövdeler, tek başlarına nesneleri ve hareketleri karşılarlar. Ama sözcüklerin bir şey anlatması, aralarında ilişki kurarak sözcük öbekleri ve cümleler oluşturmakla mümkündür. Bir sözcüğün anlamı ve görevi tek başına değil, öteki sözcüklerle ilişkileri aracılığıyla gerçekleşir. Bunu sağlayan da çekim ekleridir. Kısacası sözcükler dil içinde, çekim eklerini alarak kullanım alanına çıkarlar.

 

Çekim eklerinin özellikler şunlardır:

  • Çekim ekleri, eklendikleri kök ve gövdelerin anlamlarında herhangi bir değişiklik yapmaz, onların anlamlarına durum ve ilgi gösteren bir farklılık, belli bir özellik katarlar.
  • Kullanım alanları yapım eklerine oranla çok geniş olan çekim ekleri, bütün kök ve gövdelere eklenebilirler.
  • Çekim eki, yapım ekinden önce getirilemez.
  • Aynı cins iki çekim eki üst üste gelemez.
  • İsim kök ve gövdeleriyle fiil kök ve gövdelerine getirilen çekim ekleri birbirinin aynı değildir. Kimi çekim eklerinin, biçim olarak aynı görünseler de işlevleri aynıdır.

 

Buna göre Türkçede çekim ekleri, kendi içlerinde ikiye ayrılır:

1- İsim çekim ekleri

2- Fiil çekim ekleri

 

İSİM ÇEKİM EKLERİ

İsim kök ve gövdelerine eklenerek onlara cümle içinde işlerlik kazandıran çekim ekleri  “durum, sayı, iyelik ve soru’’ gösteren eklerdir.

 

Durum (Hâl) Ekleri

Cümlenin düzeni içinde isimlerin görevini belirleyen, kendi dışındaki sözcüklerle ilgisini gösteren ve onlara anlam olarak yeni bir özellik yükleyen eklere durum (hâl) ekleri denir:

DURUM EKLERİ

SÖZCÜKLER

Yalın

Durum

ev

yıkıldı

okul

göründü

güneş

yakıyor

 

Belirtme durumu

-ı, -i, -u, -ü

ev-i

yıktılar

okul-u

özledi

güneş-i

sevmiyor

Yönelme  durumu

-a,-e

ev-e

koştu

okul-a

gitti

güneş-e

bakmadı

Bulunma durumu

-da, -de

ev-de

çalıştı

okul-da

Kaldı

güneş-te

kurudu

Çıkma durumu

-dan, -den

ev-den

Çıktı

okul-dan

Ayrıldı

güneş-ten

kurtuldu

Tamlayan eki

-ın, -in, un, -ün

ev-in

çatısı

okul-un

bahçesi

güneş-in

uydusu

Benzerlik, görelik

-ca, -ce, -ça, -çe

insan-ca

davranmak

açık-ça

söylemek

günler-ce

ağlamak

Araçlı durum

-n (ile,le)

yaya-n

yürümek

yaz-ı-n

terlemek

ateş-le

oynamak

Sözcükler, dil içinde çekim eklerini alarak kullanım alanına çıktıklarına ve cümle içinde işlerlik kazandıklarına göre durum ekleri, çizelgede belirtilen görevleri dışında da görev yüklenirler. Anlamca çeşitlilik sağlayan ve anlatımı kolaylaştıran bu değişik kullanımların belli başlıları şöyle sıralanabilir:

 

a) Belirtme durumu  “–ı, -i, -u, -ü’’:

 

ü  Çeşitli deyimler oluşturmada kullanılır:

Abayı yakmak/ aklı başında/ ağzı kalabalık

 

ü  İyelik ekiyle birlikte deyim oluşturur:

Acısın çıkarmak/ açığını kapatmak/ gözünü açmak

Kalbini kazanmak/ rahatını bozmak/ başını ağrıtmak

 

ü   İkilemelerde kullanılır:

Malı mülkü olmamak/ gözü mözü görmemek

Saçını başını yolmak/ işi mişi yok

 

ü  İsim tamlaması kurar:

Mezhebi geniş adam/ tuzu kuru/ tüyü bozuk

Nefesi keskin/ niyeti bozuk

 

b) Yönelme durumu “-a,-e’’:

 

ü   “İçin’’ anlamında kullanılır:

Onu bize (bizim için) getirdiler.

Seni görmeye (görmek için) geldim.

Sergiyi dolaşmaya (dolaşmak için) gittim.

 

ü  İkileme yapar:

Seve seve yapmak/ koşa koşa gitmek

Mala mülke kavuşmak/ göze möze gelmek

 

ü  Deyim oluşturur:

Aceleye gelmek/ ele avuca sığmamak/ haraca bağlamak

Harama uçkur çözmek/ meydana gelmek

 

ü  İsim tamlaması kurar:

Kesene bereket/ insana saygılı/ yardıma muhtaç

İyi yemeğe alışkın/ kana susamış

 

c) Bulunma durumu  “-da , -de’’

 

ü  Deyim oluşturur:

Açıkta kalmak/ elde avuçta olmamak/ akılda kalmak

Elde tutmak/ hesapta olmamak

 

ü  İsim tamlaması kurar:

Kupanın elinde/ karada ölüm/ gözde sanatçı

Üçte bir/ kırk tarakta bezi olmak

 

ü  İkileme oluşturur:

Köşkte möşkte oturmuyoruz/ ötede beride dolaşıyor

Gözü malda mülkte değil/ karda kışta kalmak

 

ü  “ –dık , -dik , -duk , -dük’’ ekleriyle yapılmış sıfat fillere ( ortaç ) zaman kavramı verir:

Eve geldiğimde iş işten geçmişte.

Onu bulduğumda ölmek üzereydi.

Benimle karşılaştığında çok üzgündü.

 

ü   “ -mak , -mek’’ ekinden sonra kullanıldığında  “ için , konusunda , hakkında’’ anlamı verir;  “ geniş zaman , süreklilik’’ anlamı katar:

Bu konuyu tartışmamakta kararlıydılar.

Benimle gelmekte ısrarlıydı.

Suçlu olduğunu kanıtlamakta zorluk çekmedi.

Durup dinlenmeden onu aramakta.

Tartışmalar sürmekte.

 

d) Çıkma durumu  “ –dan , -den’’ :

 

ü  Deyim oluşturur:

Acından ölmek/ ağırdan almak/ hazırdan yemek

Bildiğinden şaşmamak/ çalmadan oynamak

 

ü  İkileme yapar:

Çerden çöpten evler/ havadan sudan konuşmak

Ölmekten mölmekten korkmamak

 

ü  Kesinlik belirtir:

Seni gerçekten unutmadım.

Bildiğimden eminim.

 

ü  Edat ( ilgeç ) öbekleri oluşturur:

Ben öldükten sonra neye yarar.

Geldiğinden beri susmadı.

 

ü   “-dığı için’’ anlamı verir:

Çocukcağız çalışmaktan oynamaya zaman bulamıyor.

Ağlamaktan gözleri kan çanağına döndü.

 

ü  Karşılık belirtir:

Konuşmaktansa ölürüm daha iyi.

Eve gitmektense sokakta uyumayı yeğlerim.

 

ü  Durum gösterir:

İncecikten bir kar yağar. ( Karacaoğlan )

Gülmekten kırılıyordu.

 

ü  Neden belirtir:

Sıcaktan uyuyamadım.

Sevinçten uçuyordu.

 

İyelik Ekleri

 

İsmin karşıladığı nesnenin başka bir nesneye ait veya onun parçası olduğunu, ona bağlı bulunduğunu gösteren eklere iyelik ekleri denir.

 

İyelik ekleri, eklendikleri ismin dışındaki bir nesneyi belirtirler. Bu belirtme, ismin karşıladığı nesnenin ait olduğu kişiyi göstermek biçiminde gerçekleşir.

 

Üçü tekil ( ben, sen, o ), üçü de çoğul (biz, siz, onlar ) olmak üzere altı tane kişi kavramı bulunduğuna göre bu altı kişiyi karşılayan altı iyelik eki var demektir.

 

İyelik ekleriyle çekimlerini şu çizelge ile gösterebiliriz:

 

İYELİK EKLERİ

Tekil

Çoğul

Baba-m, ev-i-m

Baba-mız, ev-i-miz

Baba-n, ev-i-n

Baba-nız, ev-i-niz

Baba-sı, ev-i

Baba-ları, ev-leri

 

 

İyelik eklerinden sonra durum bildiren isim çekim ekleri gelebilir. Örnek olarak  “bulunma, yönelme, tamlayan’’ eklerini gösterelim:

 

Tekil

Yönelme eki: -a, -e

Çoğul

Yönelme eki: -a, -e

Baba-m-a, evi-m-e

Baba-mıza, ev-i-miz-e

Baba-n-a, ev-i-n-e

Baba-nız-a, ev-i-niz-e

Baba-sı-n-a, ev-i-n-e

Baba-ları-n-a, ev-leri-n-e

 

 

 

Tekil

Bulunma eki: -da, -de

Çoğul

Bulunma eki: -da, -de

Baba-m-da, ev-i-m-de

Baba-mız-da, ev-i-miz-de

Baba-n-da, ev-i-n-de

Baba-nız-da, ev-i-niz-de

Baba-sı-n-da, ev-i-n-de

Baba-ları-n-da, ev-leri-n-de

 

 

 

 

 

Tekil

Tamlayan eki: -ın, -in

Çoğul

Tamlayan eki: -ın, -in

Baba-m-ın, ev-i-m-in

Baba-mız-ın, ev-i-miz-in

Baba-n-ın, ev-i-n-in

Baba-nız-ın, ev-i-niz-in

Baba-sı-n-ın, ev-i-n-in

Baba-ları-n-ın, ev-leri-n-in

 

 

Durum ekleri gibi iyelik ekleri de belirtilen görevleri dışında görev yüklenirler. Bu değişik kullanımların belli başlıları şöyle sıralanabilir:

 

ü  Seslenme durumunda sevgi ve özlem belirtir:

İki gözüm/ sevgilim/ güzelim

 

ü  İsim tamlaması oluşturur:

Ardım sıra yürü/ aklı bir karış havada/ yanım sıra

 

ü  İkileme oluşturur:

Elim kolum / canım ciğerim/ boyun posun

 

ü   “-acak, -ecek, -dık’’ eklerinden sonra kullanıldığında isim tamlaması kurar:

Sevmediğim kişiyle konuşmam.

Gezip görmediğim yer kalmadı.

Tartışacağımız konu kalmadı.

 

ü  Yaş ve zaman  bildirir:

Evlendiğimde yirmimdeydim.

Geldiğinde yatmak üzereydik.

Onu gördüğümüzde ağlıyordu.

 

ü  Kalıplaşmış söz öbekleri kurar:

Yolunuz açık olsun/ eline sağlık/ başım gözüm üstüne

 

ü  Bileşik sözcükler oluşturur:

Demiryolu/ karnıyarık/ başıbozuk/ buzdolabı

 

 

İyelik ekleri Türkçenin gelişim sürecinde kimi değişmelere uğramıştır. Örnekse, tekil ikinci kişi iyelik eki günümüze gelinceye kadar  “-n’’ biçimindeydi. Nitekim kimi ağızlarda  bugün de  “-n’’ biçimindedir. Yalnız İstanbul Türkçesinde sağır n (osm. Sağır kef, sağır nun ) sesi atıldığı için ortak Türkçede “ -n’’sesi olarak geçmektedir. ( Benzeri durum çoğul ikinci kişi iyelik için de söz konusudur.)

 

Üçüncü kişi iyelik eki ünlü ile biten sözcüklerde “ –sı, -si, -su, -sü’’ biçimindedir. Osmanlıcadan önce bu ekin yalnız düz biçimleri olan  “-ı, -i, -sı, -si’’ kullanılmış; yuvarlak biçimleri sonradan ortaya çıkmıştır. Ayrıca ünlü ile biten sözcüklere eklenen  “-sı, -si, -su, -sü’’ üçüncü kişi iyelik eki su ve ne sözcüklerine eklenemez; bu iki sözcük de ekin  “-u, -i’’ biçimleri kullanılır ve araya  “y’’ yardımcı sesi girer. (bu iki sözcükten su, eski Türkçede  “sub’’ biçimindeydi, dolayısıyla da –u iyelik ekini almaktaydı; batı Türkçesinde b sesi önce v’ye dönüşmüş, daha sonra düşmüştür.)

İlgi Eki

Özellikle dilbilgisi derslerinde kullanılan kitaplarda yaygın olarak ilgi eki adıyla anılan  “-ki’’ konusunda farklı görüşler söz konusudur. Tahir Nejat Gencan ‘ a göre iki  “-ki’’ eki vardır. Birincisi “ ad, sıfat, belirteç’’ türeten ekler arasındadır; yani  “ isimden isim yapmakta kullanılan’’ yapım ekleri’ nden birisidir. Yine Gencan, ikinci  “-ki’’ ekini ise adların yerini tutan sözcükler yaptığı için  “ilgi adılı’’ olarak adlandırır.

 

Muharrem Ergin’le Zeynep Korkmaz “yapım eki’’ konusunda Gencan’la aynı görüştedirler. Korkmaz,  “aitlik eki’’ diye adlandırdığı  “-ki’’ ekini  “isimden sıfat ve zamir olarak kullanılan isimler yapan (altını ben çizdim), içinde bulunma, bağlılık ve aitlik görevleri taşıyan’’ bir ek olarak tanımlar. Ergin de doğrudan doğruya  “isimden isim yapan ekler’’ arasına alır. Nurettin Koç ise yaygın kullanıma katılır; ama “ ilgi eki’’ teriminin yabancı dillerdeki karşılıkları olarak  “ Alm. pronominales suffiks; Fr. suffixe pronominal ; İng. pronominal suffiks’’ terimlerini verirken aynı karşılıkları  “aitlik eki’’ için kullanan Korkmaz’ dan ayrılır. ( Benzeri karışıklık  “ki’’ için de söz konusudur. İlgi adılı terimine Ergin’ de ve Koç’ ta rastlanmaz. Ergin’ e ve Korkmaz’ a göre  “ki , bağlama zamiri’’ ; Koç’ ta ise düpedüz bağlaçtır.)

 

Bu konu anlatımında  “-ki’’ , isimden isim yapma eki olarak alınmıştır. Bunun nedeni de örneklerde görülebileceği gibi “ ki’’ nin, bağlandığı sözcüğün anlamıyla yakından ilgili sözcükler başka deyişle sıfatlar ve zamirler türetmesidir.

 

FİİL ÇEKİM EKLERİ

 

Fiil kök ve gövdelerine eklenerek onları kullanılabilir kılan çekim ekleri, kişi, biçim ve zaman gösteren eklerdir.

 

Kişi Ekleri

 

Fiilin gösterdiği işi ya da hareketi yapan kişiyi belirten eklere kişi ( şahıs ) ekleri denir. Kişi ekleri, biçim ve zaman eklerinden sonra gelerek fiil çekimini gerçekleştirirler.

 

Türkçede biçim ve zaman eklerine bağlı olarak dört tip kişi eki vardır:

 

 

 

1

2

3

4

Tekil

1. kişi

-m

-ım

-

-m

2. kişi

-n

-sın

-

-sın

3.kişi

-

-

-sın

-

Çoğul

1. kişi

-k

-ız

-

-lım

2. kişi

-nız

-sınız

-ın, -ınız

-sınız

3. kişi

-lar

-kar

-sınlar

--lar

 

Biçim ve Zaman Ekleri

 

Fiilin gösterdiği iş ya da hareketin yapılış ve oluş biçimiyle yapıldığı zamanı bildiren ekler, biçim ve zaman ekleri’ dir. Çünkü fiil kök ve gövdelerinin bir işi ya da hareketi anlatabilmesi, birtakım biçimlere girmesi ile mümkündür. İşte fiillerin kullanım alanına çıkabilmek için girdikleri bu kalıplaşmış anlatım biçimlerine kip denir.

 

Türkçede kipler ikiye ayrılır:

 

1) Bildirme kipleri

2) İsteme ( Tasarlama ) kipleri

 

Haber kipleri de denen bildirme kipleri, yalnız fiilin yapılış ya da oluş biçimini değil zamanını da belirtir. Bu nedenle bildirme kiplerinde fiiller zaman ekleriyle kişi eklerini alarak çekime girer. Başka deyişle, bildirme kiplerinde zaman ekleri aynı zamanda kip ekleridir. Bu özelliklerinden ötürü bildirme kipleri zaman eklerinin adını taşır.

 

Buna göre beş çeşit bildirme kipi vardır:

 

ü  Belirli ( görülen ) geçmiş zaman kipi

ü  Belirsiz ( görülmeyen ) geçmiş zaman kipi

ü  Şimdiki zaman kipi

ü  Gelecek zaman kipi

ü  Geniş zaman kipi

 

Dilek kipleri de denen isteme kipleri ise belirli bir zaman kavramı taşımaz. Bu kipler de fiilin gösterdiği hareket “ dilek – şart; istek; gereklik; emir’’ belirten biçimlerde gerçekleşir.

 

Bildirme kipleriyle isteme kiplerini ve bu kiplerin eklerini bir çizelge ile şöyle gösterebiliriz:

 

 

KİPLER

KİP EKLERİ

ÇEKİM

GÖRÜLEN GEÇMİŞ

-dı, -di, -du, -dü

aldı / geçti

GÖRÜLMEYEN GEÇMİŞ

-mış, -miş, -muş, -müş

almış / geçmiş

ŞİMDİKİ ZAMAN

-yor

alıyor / geçiyor

GELECEK ZAMAN

-acak, -ecek

alacak / gelecek

GENİŞ ZAMAN

-r, -ar, -er

alır / geçer

DİLEK-ŞART

-sa, -se

alsa / geçse

İSTEK

-a, -e

alayım / geçeyim

GEREKLİK

-malı, -meli

almalıyım / geçmeliyim

EMİR

3. tip kişi ekleri ile

al / alsın

 

Soru ve Olumsuzluk Ekleri

 

Soru eki, aynı zamanda isim çekim eki olan “ mı’’ dır. Olumsuzluk eki de daha önce fiilden fiil yapma eki olarak örneklerini gördüğümüz “ –ma, -me’’ dir. İsimlerde en son çekim eki olan soru eki, fiil çekimlerinde kip ekleriyle kişi eklerinin arasına girebilir. Olumsuzluk eki ise yapım eki niteliği taşıdığı için fiil çekim eklerinden önce gelir.

 

Ek Fiil

Ek fiil ( Osm. fiil-i cevheri ) denen  “ i-mek’’ sözcüğünün iki işlevi vardır:

 

  1. Çekimli fiillerin sonuna gelerek birleşik zaman oluşturmak;
  2. İsim soylu sözcüklere de eklenerek onların yüklem işleviyle kullanılmasını sağlamak.

 

Birinci işlevi dolayısıyla ana yardımcı fiil, ikinci işlevi dolayısıyla isim fiil olarak da anılır.  “i-‘’ kök,  “-mek’’ de fiilden isim yapma ekidir. Ama bu ek “i-‘’ köküne eklendiğinde öteki fiil kökleri gibi  “ iş, oluş, hareket’’ belirtmez. Çünkü “i-‘’ , öteki fiil kökleri gibi tek başına bir hareketi, bir oluşu, bir durumu yansıtmadığı için  “-mek’’ dışında hiçbir yapım ekini almaz ve dolayısıyla isim ya da fiil gövdesi oluşturmaz.

 

Ek fiilin dört kipi vardır:

 

 

 

 

KİPLER

KİŞİ

BELİRLİ GEÇ.

BELİRSİZ GEÇ.

GENİŞ ZAMAN

DİLEK-KOŞUL

1. TEKİL

i-di-m

i-miş-im

-im

i-se-m

2. TEKİL

i-di-n

i-miş-sin

-sin

i-se-n

 

3. TEKİL

i-di

i-miş

-(-dır)

i-se

1. ÇOĞUL

i-di-k

i-miş-iz

-iz

i-se-k

2. ÇOĞUL

i-di-niz

i-miş-sin-iz

-siniz

i-se-niz

3. ÇOĞUL

i-di-ler

i-miş-ler

-ler

i-se-ler

 

 

 

 

Çizelgede de görüldüğü gibi geniş zaman kipi, birinci tip kişi eklerinin aynısıdır ve şimdiki zaman kavramı da taşır. Bu kipin üçüncü kişi eki olan  “-dır’’ genellikle kullanılmaz.

 

Ek fiil kipleri geçmişte genellikle çizelgedeki kalıplaşmış biçimleri ile kullanılmaktaydı ama ek fiilin günümüzdeki kullanımından genelde “ i-’’ kökü düşmektedir.(ses uyumuna bağlı olarak dilek-koşul dışındaki çekim eklerinin kalın-ince, düz-yuvarlak dört biçimi olduğu belirtilmelidir.

 

 

 

 

 

KİPLER

KİŞİ

BELİRLİ GEÇ.

BELİRSİZ GEÇ.

GENİŞ ZAMAN

DİLEK-KOŞUL

1. TEKİL

güzel-di-m

büyük-müş-üm

suçsuz-um

yorgun-sa-m

2. TEKİL

güzel-di-n

büyük-müş-sün

suçsuz-sun

yorgun-sa-n

 

3. TEKİL

güzel-di

büyük-müş

suçsuz(dur)

yorgun-sa

1. ÇOĞUL

güzel-di-k

büyük-müş-üz

suçsuz-uz

yorgun-sa-k

2. ÇOĞUL

güzel-di-niz

büyük-müş-sünüz

suçsuz-sunuz

yorgun-sa-nız

3. ÇOĞUL

güzel-di-ler

büyük-ler-miş

suçsuz-lar

yorgun-lar-sa

 

 

 

Ek fiil kiplerinin soru ve olumsuz biçimleri, zaman ve kişi eklerinden önce  “mı’’ soru eki (dilek-koşul’un soru biçimi yoktur.) ve  “değil’’ sözcüğü getirilerek gerçekleştirilir: “ güzel mi-y-di-m, suçsuz mu-y-du-m, suçsuz değil-di-m, yorgun değil-se-m’’ gibi.

 

Eldeki verilere göre “ i-‘’ ek fiili eski Türkçede “ et- , -eyle, -ol-‘’ gibi bir yardımcı fiil olan  “er-(mek)’’ biçimindeydi.

 

“-er- fiili eski Türkçede aslında geniş zamanı ile yardımcı fiil olarak, bildirici fiil olarak şöyle vazife görürdü:

 

men erür men             benim

sen erür sen                sensin

ol erür ol                     odur

biz erür biz(miz)         biziz

siz erür siz                   sizsiniz

olar erür-ler(olar)         onlardırlar

 

fakat daha, eski Türkçedeyken ekleşme olmuş ve bazen erür düşerek men men “ benim’’ , sen sen  “sensin’’ , ol ol  “odur’’ gibi şekiller kullanılmaya başlamıştır. Batı Türkçesine gelince  “er-‘’ ,  “i-‘’ olduğu için ortada erür gibi bir geniş zaman şeklide kalmamış, böylece ekleşme kesinleşerek yalnız ekleşmiş şekiller hakim olmuş, şahıs zamirleri de tamamı ile şahıs eklerine çevrilerek bildirme ekleri ortaya çıkmıştır.’’

 

Yalnız burada, daha eski Türkçe döneminde, ek fiilin üçüncü tekil ve çoğul çekiminde  “er-‘’ fiilin yanı sıra  “tur-‘’ yardımcı fiilinin de kullanıldığı belirtilmelidir. Üçüncü kişilerin “ turur-’’ ve  “tururlar-‘’ biçimleri aynı işlevi yüklenerek, ama “ t Y d ‘’ değişikliği ile (durur, dururlar) Batı Türkçesinde de kullanıldı. Eski Anadolu Türkçesinde ise bu yardımcı fiilin yer yer ekleşerek yalnız yuvarlak biçimleri ( -dur, -dür ) kullanıldı. Osmanlıcanın sonlarına doğru “ dur-‘’ yardımcı fiilinin hem ekleşmesi kesinleşti, hem de ünlü-ünsüz uyumuna bağlı biçimleri (-dır, -dir, -dur, -dür, -tır, -tir, -tur, -tür ) ortaya çıktı.

 

Ek fiilin geniş zaman çekim eklerine bildirme ekleri de denir. Tekil ve çoğul üçüncü kişi ekleri ise doğrudan doğruya bildirme eki ( Osm. edat –ı haber, edat –ı isnâd ) adı ile anılır. Bunun nedeni, geniş zaman çekiminde kişi eki olarak kullanılmayan ( kullanımdan düşen )  “-dır’’ ekinin, kimi durumlarda hem isimlere, hem de fiillere bağlanarak bildirme işlevi ile anlamı güçlendirdiği görülür:

 

ü  İsim ve fiil cümlelerinde kesinlik, olabilirlik bildirir:

Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir. ( Atatürk )

Çalışkan çocuktur, kimseye el açmadan yaşayacaktır.

Onu tanırım sözünü tutacaktır.

 

ü  İsim çekim eklerinden sonra kesinlik ya da olasılık bildirir:

Bir anlamda edebiyatın konusu aşk sanatıdır.

Bu saatte mutlaka evdedir.

 

ü   “-mak, -mek’’ ekiyle birlikte kesinlik ve amaç bildirir:

Özgürleşmek, birey olma bilincine erişmektir.

Tek çözüm, demokratikleşmektir.

Değişmek, yenilenerek güzelleşmektir.

 

ü  Cümlenin öznesine eklenerek süreklilik ve kesinlik belirtir:

Daha sözünü bitirmeden bir alkıştır kopuyor.

Bir sevdadır düştü gönlüme.

Bir ikiyüzlülüktür gidiyor.

 

ü   “-den beri’’ anlamı katarak tümleç oluşturur:

İstanbul aylardır yağmursuz.

Kaç gündür gözüme uyku girmedi.

 

ORTAK ÇEKİM EKLERİ

Hem isim hem de fiil soylu sözcüklere eklenen  “-lar, -ler’’ çoğul eki ile  “mı, mi, mu, mü’’ soru ekine ortak çekim eki olarak diyebiliriz.

 

 

 

Çoğul Eki

İsmin karşıladığı nesnenin sayısının birden çok olduğunu belirten eke çoğul eki denir. Türkçede çoğul eki “ –lar, -ler’’ dir.

 

Çoğul takısı, eklendiği isim ile başka isimler arasında ilişki kurmaz. Bu nedenle çoğul eki almış bir isim tek başına kullanılabilir. Cümle içinde de fiilin gösterdiği işi ya da hareketi yapanların sayısının çok olduğunu belirtir. Çoğul eki almış bir isimle başka bir isim arasında bağlantı kurmak için de durum, iyelik ve soru eklerine başvurmak gerekir.

 

Ayrıca bu takı isimle fiilde ortaktır. Fiile eklendiğinde, o fiilin gösterdiği işi ya da hareketi yapanların çokluğunu gösterir.

 

Öteki çekim ekleri gibi  “-lar, -ler’’ takısı da salt çokluk anlamı vermek dışında değişik görevler için de kullanılır. Bu kullanımların belli başlıları şunlardır:

 

 

ü  Eklendiği isimlere  “ aile, küme, topluluk ,yer, arkadaş’’ anlamları katar; ya da anılan aileyle topluluğun   “evlerini, yerlerini’’ belirtir:

Bu akşam dayımlar bize gelecek.

Bu akşam dayımlara gidelim mi?

Bu camilerin çoğu Osmanlılar döneminden kalmadır.

Toroslara yerleşmiş Türkmenler arasında…

Ferhatlar nerede oturuyor?

Onunla ilk kez kuyumcular çarşısında karşılaştık.

Köprülüler soyundan gelen…

 

ü  Tamlayanı düşmüş isim tamlamalarında tamlanana eklendiğinde tamlananın değil, tamlayanın çoğul olduğunu gösterir.

Babalarından bir inekleri kalmıştı.

Üç keçileri, iki koyunları da olmasa…

Bir tek tarlalarına…

Ellerinde kalan yüz liralarıyla…

 

ü  Abartma amacıyla kullanılır:

Uyandığında ateşler içinde yanıyordu.

Periler kadar güzeldi.

 

ü  Aynı adı taşıyanları belirtir;  “ve benzerleri’’ anlamını katar:

Ahmetler bir adım öne çıksın.

Bu ulus nice Fatihler, nice Mimar Sinanlar yetiştirmiştir.

 

ü   “Saygı, incelik’’ göstermek için sözcüklere eklenir:

Cumhurbaşkanlar’ı ne arzu ederler?

Anneler’ine saygılarımı sundum.

Sayın bakan geldiler mi?

 

ü   “Zaman, vakit’’ belirten sözcüklere eklendiğinde geçmişe bir “ sürerlik’’ anlamı katar:

Bir zamanlar ne kadar şendik.

Bir vakitler biz de sevmiştik.

 

ü  Eklendiği sözcüğe  “aşağı yukarı, ona yakın’’ anlamları verir:

Sanırım o sıralar yirmi yaşlarındaydım.

Gece birlere kadar seni bekledim.

O fiyatlar bize göre değil.

Tam hatırlamıyorum, yetmişlerde ya da seksenlerde olmalı.

 

ü  Kimi sözcüklere eklendiğinde  “her, hep’’ anlamları katar:

Yaz kış, sabahları altıda uyanırım.

Onunla geceleri karşılaşıyoruz.

Buraya yazları gelirler.

 

ü  Soru ve gösterme zamirlerine eklendiğinde ya da iyelik ekiyle birlikte “ genelleme’’ yapar:

Bizimle kimler gelecek?

Bunlardan hangileri daha güzel?

Kimileri senin yanıldığını düşünebilir.

Buralar bizim, oralar da başkalarının.

 

ü  Dilek belirten sözcükleri kalıplaştırır:

Yarınki sınavda başarılar!

İyi yıllar!

İyi akşamlar!

 

ü  İkilemelerle deyimlerde “ üstünlük, aşırılık, çokluk’’ belirtir:

Dağlar taşlar inledi.

Eskiler püsküler alırım.

Gitme güzeller güzeli.

Sevincinden etekleri zil çalıyordu.

Kısa sürede dev adımlarla ilerledik.

Onu razı edinceye kadar ne diller döktü.

Biraz daha kalsaydım hafakanlar basacaktı.

Geldiğinin ertesi günü dillere düştü.

 

ü  “ –ca, -ce’’ ekiyle kullanıldığında abartma bildirir:

Onu haftalarca bekledi.

Sanki seninle yüzlerce yıl önce tanışmıştık.

Senelerce senelerce evveldi. ( Edgar A. Poe )

Onu binlerce insan tanıyordu.

 

ü  Anlamı pekiştirmekte kullanılır:

Soğuklar ansızın bastırdı.

Sevincinden dünyalar onun oldu.

Geceler boyu onu düşledi.

 

 

 

 

 

Soru Eki

 

Eklendiği ismi soru biçimine sokarak fiile bağlayan eke soru eki denir. Türkçede soru eki, ünlü uyumuna bağlı olarak  “mı, mi, mu, mü’’ dür. Sonuna geldiği sözcükten her durumda ayrı yazılır.

 

Soru eki isimlerle fillerde ortak olduğu için işleklik alanı en geniş eklerdendir. Öteki isim çekim eklerinin hepsi ancak soru ekinden önce gelebilir, ondan sonra getirilemezler.

 

Eylem bildiren sözcükler kişi eklerini bazen önce, bazen de sonra alır; belirsiz geçmiş, geniş ve gelecek zaman kipleriyle gereklilik kiplerinde ise önce gelir. İsimden oluşan eylem öbekleriyle kullanıldığında zaman ve kişi ekinden sonradır:

 

Sevgi az önce buradan geçti mi?

Beni izler misiniz?

Bilmiyorum, onu gerçekten sevmiş miydim?

Benimle sinemaya gelir misin?

Yarın görüşecek miyiz?

Onu sevmeli mi, dövmeli miyim?

Arkadaşın gerçekten çalışkan mıydı?

 

Eklendiği sözcükten ayrı yazılmasına karşı soru eki diye anılan, ama bütün ekler gibi  “-‘’ işaretiyle belirtilmeyen bu ekin, edat kökenli olup  “mu’’ edatından geldiği öne sürülmektedir. Oysa günümüzde  “ile’’, geçmişte ise  “için’’ edatları ekleştiklerinde hem sözcüğe bitişmekte hem  “-le’’ ve  “-çün’’ biçiminde yazılmaktadırlar.

 

İsimlere ve fiillere eklenerek onları soru biçimine sokan mi’nin ek olarak alınmasının nedeni, fiillere bağlandığında kendisinden sonra kimi işletme eklerini almasıdır. Aslında bu durumda da sözcük ortasına girdiği için mi’nin ek sayılması gerekmektedir. Nitekim geçmişte Arap alfabesi bitişik yazılmıştır (kolmı, gözmi, koşuyormı gibi ). Ama günümüzde kimi biçimlerle karıştırmamak için ayrı yazılmaktadır. Sözcüğe  “iyelik eki m ve belirtme eki ı ‘’ eklendiğinde olduğu gibi:

 

Masa-m+ı / el-i-m+i / kol-u-m+u / göz-ü-m+ü

Masa mı / el-i mi / kol-u mu / göz-ü mü

 

Soru ekinin biçimsel olarak tarihsel gelişimi şöyledir:

 

Eski Türkçede ekin, yalnız yuvarlak biçimleri olan  “mu,mü’’ kullanılmıştır. Batı Türkçesinde ise ekin yalnız düz biçimleri olan,  “mı, mi’’nin bulunduğu görülmektedir. İki durumda da ses uyumuna uyulmamıştır. Nitekim Eski Anadolu Türkçesinde de ekin düz biçimlerinin kullanıldığı görülür: “gün mi, koştı mı, gördü mi.’’ ( Yukarıda  da belirtiğim gibi o dönemde soru eki, Arap alfabesinin etkisiyle bitişik yazılmaktaydı.)

 

Soru eki kimi durumlarda başka görevler yüklenir. Soru belirtmediği için böylesi cümlelere  “biçimsel soru cümlesi’’ denir. Bu durumdaki kullanımların belli başlıları şunlardır:

 

ü  Yanıt beklenmeyen ya da yanıtını içinde taşıyan cümleler kurar:

Ziynet mi bu perdeye hayalin? (A. Hamit)

Sular mı yandı? (A. Haşim)

Askerde çürüğe mi çıkarıldı, sanıyorsun?

Bunun için mi çağırdınız beni?

Mert olan kaçar mı?

 

ü  Yanıtı  “evet’’ olan cümlelerde kullanılır:

Renginiz sapsarı, hasta mısınız?

Ankara’ya mı gideceksiniz?

 

ü   “Gereklilik’’ bildirir:

Çalıştın mı her zorluğu yenersin.

İyice uyudun mu ya da dinlendin mi ağrın sızın kalmaz.

 

ü   “Kötüleme’’ ya da  “övme’’ amacıyla kullanılır:

Şu Ali yok mu, ne hindir bilsen.

Yaparım dedi mi yapar.

 

ü    “Pekiştirme, koşul, zaman’’ bildirir:

Konuşmaya başladı mı, susturabilirsen sustur.

Elini verdin mi kolunu da ister.

Söz verdi mi yapar.

 

ü  Cümleye  “kesinlik, istek’’ anlamı katar:

Bu işi yapar mı yapar?

Söyler miyim, söylerim?

Gelmez olur muyum?

Pastırma almayı unutma e mi?

 

ü   “Yadsıma, şaşkınlık, olumsuzluk’’ belirtir:

Bu mu çok güzel?

Ben mi almışım?

Senden kopya mı çekmişim?

Yalan mı söyledim, hadi ordan?

 

ü   “Rica’’ ya da  “buyruk’’ anlamları verir:

Şöyle buyurmaz mısınız?

Düşüncenizi söyler misiniz?

Şu kitabı verir misiniz?

Bu kadarı yeter, susar mısın artık?

 

ü   “Karşıtının doğruluğunu’’ bildirir; “olumsuz cümleye olumluk’’ anlamı verir:

Yapmaz olur mu?

Bu soğukta sokağa çıkılır mı?

 

ü   “Şaşkınlık’’ ya da  “olasılık’’ anlamı verir:

Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz? (C.S. Tarancı)

Çok iyi dediğin adam bu mu?

 

ü   “Bağlaç’’ görevi yüklenir:

Sevinsek mi üzülsek mi acaba?

Çay mı istersiniz kahve mi?

 

ü   “Aşırılık’’ anlamıyla ikilem oluşturur:

Böyle söylediğine bakma, zengin mi zengin.

Korkak mı korkak.

Gözleri güzel mi güzel.

 

ü   “Olasılık, belirsizlik’’ bildirir:

Üç gün mü desem, üç hafta mı?

Bu dediğini yapar mı, dersin?

 

ü   “Öfke, tehdit, itiraz’’ belirtir:

Sen misin bunu söyleyen?

Daha gitmedin mi sen?

Ben adamı dövmez miyim?

Göstermez miyim ben ona?

 

 

 

İSİM ÇEKİMİ

 

İsim çekimi isimlerin isim çekim eklerini alması demektir. İsimler isimlerle ve diğer kelimelerle münasebet kurarken bu ekleri alırlar.

 

İsim çekim ekleri şunlardır: çokluk eki, iyelik ekleri, hal ekleri, soru eki.

Çokluk Eki

Çokluk eki isimlerin çokluk şekillerini yapar. Bir isim ek almadan tek bir nesneyi  karşılar: ağaç, lamba, yer, dağ gibi. İsmin tek bir nesneyi karşılayan bu asıl ve normal şekline teklik şekli adı verilir. İlk ve orta okullarda bu kavram için tekil terimi kullanılmıştır ve kullanılmaktadır.çokluk için de çoğul terimi kullanılır.

 

Çokluk eki kelimeler arası bir münasebet değil, aynı kelimenin tekilleri arasındaki bir iç münasebeti ifade eder. Mesela ağaçlar birden fazla teklik şeklinde ağacın bir arada söylenmesi demektir. Yani ağaçlar = ağaç + ağaç + ağaç + …

 

Şu halde çokluk eki bir iç münasebet ekidir.

 

Çokluk eki –lar, -ler’ dir.

 

Ağaç-lar       büyük-ler      kuzu-lar

Kuş-lar         giden-ler       araba-lar

Kız-lar          dere-ler         fikir-ler

 

Çokluk eki esas itibariyle teklik şekline getirilen ektir. Başka çekim eklerinden sonra gelmez. Ancak –gil aile ismi eki yerine bazen iyelik eklerinden sonra kullanılabilir: babam-lar, annem-ler gibi.

 

Çokluk eki sonda vurguyu üzerinde bulundurur.

 



Son Güncelleme: Cumartesi, 02 Ekim 2010 18:46
 

Yorum ekle

Yapılan Yorumlar

Facebook Grubumuza Katılın!

Site Bilgileri