İlköğretim Dersleri

Ortaöğretim Dersleri

Karma-Karışık

Site İstatistikleri

Toplam Üye:2220
Son Üyemiz:pletcherjmv
Son Ziyaretçi:gökmen
İçerik:6489
İçerik Okunma:6273131
Anlatım Bozukluğu, Anlamla İlgili Anlatım Bozuklukları, Yapı İle İlgili Anlatım Bozuklukları PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Cuma, 01 Ekim 2010 23:00
Makale İçeriği
Anlatım Bozukluğu, Anlamla İlgili Anlatım Bozuklukları, Yapı İle İlgili Anlatım Bozuklukları
Sayfa 2
Tüm Sayfalar

ANLATIM BOZUKLUĞU KONUSUNUN GENEL ANLATIM PLANI

A) ANLAMLA İLGİLİ ANLATIM BOZUKLUKLARI

  • Sözcük ya da Eklerin Gereksiz Kullanılması

a) Eş Anlamlı ya da Eş Görevli Sözcüklerin Birlikte Kullanılması

b) Anlamı Cümledeki Bir Sözcük Tarafından Üstlenen Sözcüğün Kullanılması

c) İşlevleri Özdeş Eklerin Birlikte Kullanılması

d) Kurallı Bileşik Eylemlerde Çatı Eklerinin Hem Ana Eyleme Hem de Yardımcı Eyleme Getirilmesi

e) Çokluk Anlatan Belgisiz Sıfatlarla Kurulan Tamlamalarda Tamlayana Çoğul Eki Getirilmesi

f) Türemiş eylem Yerine Yardımcı Eylemle Kurulan Bileşik Eylem Kullanılması

  • Sözcüklerin Yanlış Yerde Kullanılması
  • Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması
  • Anlamları Karıştırılan Sözcüklerin Yanlış Anlamda Kullanılması
  • Kalıbı Bozulan Sözlerin Kullanımı
  • Anlamda Belirsizlik
  • Anlamda Tutarsızlık / Karşıtlık

 

B) DİL BİLGİSİ İLE İLGİLİ ANLATIM BOZUKLUKLARI

  • Ögelerle İlgili Yanlışlıklar

a) Özne-Yüklem Uyumsuzluğu

b) Nesne-Yüklem Uyumsuzluğu

c) Dolaylı-Tümleç-Yüklem Uyumsuzluğu

d) Zarf Tümleci-Yüklem Uyumsuzluğu

  • Yardımcı Eylem Eksikliği
  • Tamlamalarla İlgili Yanlışlıklar

a) Tamlama Ögelerinden Birinin Eksikliği

b) Tamlayan – Tamlanan Uyumsuzluğu

c) Tamlama Eklerinin Eksikliği

  • Çatı Eklerinin Yanlış Kullanımı
  • Noktalama Eksikliği ya da yanlışlığı


ANLAMLA İLGİLİ ANLATIM BOZUKLUKLARI

1) Sözcük ya da Eklerin Gereksiz Kullanılması:

“Duruluk” la ilgili bir anlatım bozukluğudur. Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamında bir eksilme olmuyorsa, o sözcük ya da ek, gereksizdir; anlatımda “artıklama” var demektir.

a) Eş Anlamlı ya da Eş Görevli Sözcüklerin Birlikte Kullanılması:

Örnekler:

“Bu edebiyatın dili halk arasında yaşayan ve konuşulan lisandır.”

(Nihad Sâmi Banarlı, Resimli Türk Edebiyâtı Târihi, s.264.)

 

Mesela örneğin kiralar elektrik su yemek faturaları efendime söyleyeyim, işçi ücretleri…”

(Burhan Günel, Çiçekler Korunağı, s.118.)

b) Anlamı Cümledeki Bir Sözcük Tarafından Üstlenen Sözcüğün Kullanılması:

Örnekler:

“Annemle babam durmadan okula çağırılıp duruyorlardı.

(Hande Genç, “Meyal”)

 

“Yürüdükleri yolun ortalarına doğru bir dönemeç yeri vardı.”

(Osman Cemal Kaygılı, Aygır Fatma, s.32.)

NOT 1: Eklerinde anlamsal işlevi vardır. Cümlede yer alan bir ekin işleviyle kullanılan sözcükler de cümleden çıkarıldığında anlamda eksilme olmaz. Daha çok, işteş eylemlerde, eylemin içerdiği “birlikte” ya da “karşılıklı” olma anlamını veren sözcüklerin kullanımları gereksizdir.

Örnek:

“Ne güzel olurdu karşılıklı mektuplaşmanız.”

 

NOT 2: Artıklamalar kişi adıllarının kullanımında da görülüyor. Kişi ekleri özneyi imler, cümlede kişi adıllarının özne olarak kullanılması gereksizdir.

 

Örnek:

“Geçenlerde ben okula gitmiştim.” cümlesinde “ben” gereksiz kullanılmıştır.

 

ü Kişi adılları, daha çok, pekiştirme amacıyla kullanılır.

Örnek:

“Böyle olmasını sen istemiştin.” cümlesinde “sen”in atılması anlamı daraltacaktır. Çünkü, “sen” özneyi vurgulamaktadır.

 

c) İşlevleri Özdeş Eklerin Birlikte Kullanılması:

 

Örnek:

“Sana acınılması canını sıkardır, değil mi? “  à  (acınması)

(Necati Tosuner, Sancı…Sancı.. s.94.)

d) Kurallı Bileşik Eylemlerde Çatı Eklerinin Hem Ana Eyleme Hem de Yardımcı Eyleme Getirilmesi:

Örnek:

“… çocuk yapmaktan kolaycana yan çizilebiliniyordu.”  à  (çizilebiliyordu)

e) Çokluk Anlatan Belgisiz Sıfatlarla Kurulan Tamlamalarda Tamlayana Çoğul Eki Getirilmesi:

Örnek:

“… daha oyun gününden önce birçok biletler satılmıştı.”

(Osman Cemal Kaygılı, Aygır Fatma, s.144.)

f) Türemiş eylem Yerine Yardımcı Eylemle Kurulan Bileşik Eylem Kullanılması:

Örnek:

“Bir sabah yaveri Yüzbaşı Sait Bey çok erken bir kâğıt imza ettirmek üzere yatak odasına girdiği zaman…”  à  (imzalatmak)

(Halide Edip Adıvar, Zeyno’nun Oğlu, s.46.)

2) Sözcüklerin Yanlış Yerde Kullanılması

Herhangi bir sözcük, kullanıldığı yere göre sıfat, belirteç ya da başka bir görev üstlenebilir. Bu sebeple, sözcüğün cümlede hangi görevde kullanıldığı göz ardı edilmemelidir.

 

Örnekler:

“Annesini kaybettiğinden beri bu kadar yalnızlıktan korkmamıştı.”

(Halide Edip Adıvar, Sinekli Bakkal, s.21.)

 

Cümlesinin doğrusu şu şekildedir:

 

“Annesini kaybettiğinden beri yalnızlıktan bu kadar korkmamıştı.”

“İstanbul’da çok yangın olur.”

(Kemal Tahir, Esir Şehrin İnsanları, s.21)

 

Cümlesinin doğrusu şu şekildedir:

 

“İstanbul’da yangın çok olur.”

 

 

3) Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması

Bu bozukluk, daha çok belirteçlerin cümleye katmak istediği anlamla ilgilidir. Belirtecin cümleye katmak istediği anlamla, örneğin, yüklemin taşıdığı anlam arasında çelişki olmamalıdır.

Örnekler:

Aşağı yukarı, tam yirmi dört saat uyumuşum.”

(Sait Faik, Şahmerdan-Lüzumsuz Adam, s.149)

Şüphesiz bu sözleri bütün öğrenciler duymuş olmalı.”

 

 

4) Anlamları Karıştırılan Sözcüklerin Yanlış Anlamda Kullanılması

Aynı kökten ya da anlamca birbirine benzeyen sözcüklerin karıştırıldığı görülmektedir. Böyle durumlar, anlatmak istediğimizin dışında bir anlamın ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

 

Aşağıda eşlediğimiz aynı kökten türeme sözcükler sık sık birbirine karıştırılmaktadır:

ayrıntı - ayrım                                     çokluk - çoğunluk

yayım - yayın                                      süre - süreç

özgü - özel                                          etkin - etken

özgü - özge                                         yaşam - yaşantı

yakın - yaklaşık                                 öğretim - öğrenim

 

Örnek:

“Yunan’ın İzmir’e çıkmasından bu yana, ittihatçılık-itilâfçılık ayrıntısı zati kalmadı.” Cümlesinde “ayrıntısı” kelimesi yerine “ayrım” kelimesi gelmelidir.

 

Anlamca birbirine benzeyen sözcükler de birbiriyle karıştırılmaktadır. Benzer sözcükler arasında küçük de olsa anlam ayrılığı vardır.

Aşağıda eşlediğimiz sözcükler, anlamca birbirine benzemektedir:

Sağlamak – neden olmak                                anımsamak - uyarmak

Ekmek – dikmek                                             izlemek – dinlemek

Eğitim – öğretim

 

Örnek:

 

“Zamanı kemirmek için her önleme başvururlar.”

(Ahmet Özer, Yüzün Yeryüzüdür, s.76.)

Cümlesinde “önleme” kelimesinin yerine “yola” kelimesi getirilmelidir.

NOT: Ses benzerliği olan yabancı kökenli sözcükleri de birbirine karıştırmamak gerekir. Bunlar:

Edebi – ebedi                                     Muhabere – muharebe

Nüfus – nüfuz                                               Hareket – harekât

Mahsun – mahzun                              Mahsur – mahzur

Mütehassıs – mütehassis

 

5) Kalıbı Bozulan Sözlerin Kullanımı

Türkçemizin yoğurup ürettiği deyim, atasözü, ikileme, kalıp söz gibi kalıplaşmış söz öbeklerini biçim bozumlara uğratarak kullanmak onlardaki anlamı değiştirmek demektir, dolayısıyla bu şekilde kullanımlar da anlatım bozukluğuna girmektedir.

 

Örnekler:

 

Başı çatlak olduğu kanısında olanlar, deniz kıyısında çardakaltı kahvesinde toplanınca, onun sözlerini can kulağıyla dinlerlerdi.”

(Halikarnas Balıkçısı, Gençlik Denizlerinde, s.16.)

Bu cümlede, “kafadan kontak/çatlak” deyimi, “başı çatlak” kullanımıyla biçim bozumuna uğratılmıştır.

 

“Dilim damağım tutulmuştu.”

(Ferit Edgü, Kimse, s.36.)

Bu cümlede ise deyimin kalıbı bozulmuştur. Türkçemizde “dili tutulmak” ya da “dili damağı kurumak” deyimleri vardır; “dili damağı tutulmak” diye bir kullanım yoktur.

6) Anlamda Belirsizlik

Şahıs zamirlerinin cümlede söylenmemesinden veya yazılmamasından dolayı oluşan bozukluktur.

 

Örnek:

 

“Son şiirleri severek okudum.”    Cümlesinde iki ihtimal vardır: senin şiirlerini, onun şiirleri(n)i. Bu ihtimallerden hangisi amaçlanıyorsa ona uygun tamlayanın cümlede gösterilmesi gerekir. Cümlenin doğrusu:

 

Senin son şiirlerini severek okudum.”

ya da

Yahya Kemal’in son şiirlerini severek okudum.”   şeklinde değiştirmek gerekir.

 

7)Anlamda Tutarsızlık / Karşıtlık

Birbiriyle ilişkisiz, karşıtlık ya da tutarsızlık içindeki kavramların bir arada bulunması anlatımı bozar.

 

Örnekler:

 

“Ölü, beline altın dolu bir kemer bağlamıştı.”

(Nihad Sâmi Banarlı, Resimli Türk Edebiyâtı Târihi, s.16.)

Cümlesinde “ölü” kemer bağlama eylemini nasıl gerçekleştirecek?

 

“Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın?”

(Ahmet Muhip Dıranas,Şiirler, s.55.)

 

Cümlesinde “ilk”, sıra sayı sıfatıdır, burada kanının ikinci, üçüncü… kocası olduğunu bildirmektedir. Öyleyse “ilk” ile “bilmem” kelimeleri arasında tutarsızlık söz konusudur.

 

 

DİL BİLGİSİ İLE İLGİLİ ANLATIM BOZUKLUKLARI

1) Ögelerle İlgili Yanlışlıklar

İyi ve doğru bir cümle, yüklemin öteki ögelerle uyum içinde olmasını gerektirir. Bu uyumun olmadığı cümleler, bozuk anlatımlıdır.

 

a) Özne-Yüklem Uyumsuzluğu:

Özne ile yüklem, tekillik-çoğunluk ve kişi yönünden uyum içinde olmak zorundadır.

 

Örnek:

“Hasan, çocukla yarış konusunu, kadınlar ise onun çocukla benzerliğini uzun uzun tartıştılar…”   à YANLIŞ

(Halide Edip Adıvar, Zeyno’nun Oğlu s.173.)

 

“Hasan’la çocuk yarış konusunu, kadınlar ise Hasan’ın çocukla benzerliğini uzun uzun tartıştılar…”   à DOĞRU

  • Özne Eksikliği:

Örnek:

”Gözleri hiç görmüyordu ama hangi yöne gideceğini iyi biliyordu.” à YANLIŞ

”Gözleri hiç görmüyordu ama o hangi yöne gideceğini iyi biliyordu.” à DOĞRU

  • Yüklem Eksikliği:

Örnek:

“Ben sizi siz beni küstürürsünüz.” à YANLIŞ

(Mustafa Şanlı, Yeşil Kent s.62.)

“Ben sizi küstürürüm, siz beni küstürürsünüz.” à DOĞRU

b) Nesne-Yüklem Uyumsuzluğu:

Bileşik cümleler de ortak öge olarak kullanılan nesne yüklemin birine uymazsa anlatım bozulur.

 

  • Dolaylı Tümleç Eksikliği:

Örnek:

“Annesini çok sever ve saygı gösterirdi.” à YANLIŞ

“Annesini çok sever ve ona saygı gösterirdi.” à DOĞRU

  • Nesne Eksikliği:

Örnek:

”Siz birbirinizi bağışlasanız bile, ben bağışlamam.” à YANLIŞ

“Siz birbirinizi bağışlasanız bile ben sizi bağışlamam.” à DOĞRU

 

 

  • Özne Eksikliği:

Örnek:

Ellerimi suya sokuyordum, ıslanıyor ve üşüyordu.” à YANLIŞ

(Samet Ağaoğlu, Zürriyet, s.93.)

“Ellerimi suya sokuyordum, ellerim ıslanıyor ve üşüyordu.” à DOĞRU

  • İlgeçli Tamlama Eksikliği:

Örnek:

“… Ahmet’ten başka hiçbir kimseyi aramıyor, konuşmuyordu.” à YANLIŞ

(Duran Yılmaz, Kadın Korkusu, s83.)

“…Ahmet’ten başka hiçbir kimseyi aramıyor, hiçbir kimseyle konuşmuyordu.”

à DOĞRU

c) Dolaylı-Tümleç-Yüklem Uyumsuzluğu:

Bileşik cümlelerde, dolaylı tümleç, bütün yüklemlerin ortak ögesi olmadığı halde böyle bir görünüm içindeyse anlatım bozuktur.

 

  • Özne Eksikliği:

Örnek:

Çocuklarımıza iyi eğitim verirsek, başarılı ve mutlu olurlar.” à YANLIŞ

“Çocuklarımıza iyi eğitim verirsek, onlar başarılı ve mutlu olurlar.” à DOĞRU

 

  • Nesne Eksikliği:

Örnek:

“Yavrusuna koştu, sevgiyle kucakladı.” à YANLIŞ

“Yavrusuna koştu, onu sevgiyle kucakladı.” à DOĞRU

 

 



Son Güncelleme: Pazartesi, 04 Ekim 2010 15:23
 

Yorum ekle

Yapılan Yorumlar

Facebook Grubumuza Katılın!

Site Bilgileri