|
İslamiyet Etkisindeki İlk Destanlar
11. ve 12. yüzyıllarda Türk edebiyatı, İslam uygarlığı çerçevesinde Arap ve Fars edebiyatının etkisine girmeye başlamış, özellikle aydınlar üzerinde bu etki belirgin çizgiler kazanmıştır. Ancak, okumamış halk kesimi, İslamiyetin kabulünden önceki edebiyat geleneğini İslam'ı motiflerle birleştirerek sürdürmüş; bu eğilimini en çok destanlarda yansıtmıştır.
Bu destanların başlı çaları şunlardır:
* Karahanlılar Dönemi: Satuk Buğra Han Destanı
* Kazak-Kırgız Kültür Dairesi: Manas Destanı
* Türk-Moğol Kültür Dairesi: Cengiz Han Destanı (Cengizname)
* Tatar-Kırım: Timur ve Ediğe Destanları
* Selçuklu-Beylikler ve Osmanlı Dönemleri: Seyit Battal Gazi Destanı, Danişment Gazi Destanı Köroğlu Destanı
SATUK BUĞRA HAN DESTANI
* Karahanlı hükümdarı Satuk Buğra Han'ın Müslüman oluşunu ve seçtiği yeni din uğruna yaptığı savaşları, Müslüman olmayanlara karşı giriştiği kahramanca mücadeleleri anlatan destandır.
* Destanda İslamiyet'in kabulünden önceki Türk destanlarındaki motifler, İslam dinine ait öğelerle karıştırılmıştır.
MANAS DESTANI
* Kırgız Türklerine ait bu destanın 11-12. yüzyıllarda oluştuğu sanılmaktadır.
* Bazı varyantları 400 bin dize olan Manas destanı, Kazak-Kırgız Türk kültür dairesi içinde bugün de bütün canlılığı ile yaşamaktadır.
* Kırgız Türkleri arasında geniş bir kahramanlık destanı olan Manas Destanı, Müslüman Kırgızlarla Putperest Kalmuklar arasındaki mücadeleleri anlatır.
* Destanın kahramanı Manas, Satuk Buğra Han gibi, İslamiyet'i yaymak için savaşan bir kahramandır. Böyle olmakla beraber Manas destanında İslâmiyet öncesi Türk kültür, inanç ve değerlerinin tamamını görmek mümkündür.
* Destan üç bölümden oluşmaktadır. Bunlar; Manas, oğlu Semetey ve torunu Seytek ile ilgili bölümlerdir.
CENGİZ HAN DESTANI (Cengizname)
* Orta Asya'da yaşayan Türk boyları arasında XIII. yüzyılda doğup gelişmiştir. Cengizname Moğol hükümdarı Cengiz'in hayatı, kişiliği ve fetihleri ile ilgili olarak Cengiz'in oğulları tarafından idare edilen Türkler tarafından meydana getirilmiştir. Orta Asya'da yaşayan Türkler özellikle de Başkurt, Kazak ve Kırgız Türkleri, Cengiz destanını çok severek günümüze kadar yaşatmışlardır. Cengizname'de, Cengiz bir Müslüman Türk kahramanı olarak kabul edilmekte ve hikâye Türk tarihi gibi anlatılmaktadır.
SEYİT BATTAL GAZİ DESTANI (Battalname)
* Türkler arasında Battal Gazi adıyla benimsenerek Türkleştirilmiş bir Arap savaşçısının, Müslümanlığı yaymak için yaptığı mücadeleleri anlatan bir destandır. Emeviler döneminin Arap komutanı Battal, zamanla Malazgirt Zaferi öncesinde Anadolu'ya yapılan Türk akınlarının Malatyalı kahramanı kimliğini kazanmıştır.
* Destanda kahramanlığının yanı sıra son derece bilgili, cömert, dindar bir kişi olarak anlatılan Battal Gazi, büyücü, cadı, dev gibi olağanüstü varlıklarla da savaşır. "Aşkar Devzâde" isimli atı da kendisi gibi kahramanlaştırılır.
* Türk edebiyatında 12. ve 13. yüzyıllardan başlayarak manzum ve mensur birçok Battal Gazi Menkıbesi kaleme alınmış; bunlar hikâyeci âşıkların, meddahların repertuarlarında da yer almıştır.
DANİŞMENT GAZİ DESTANI (Danişmentname)
* 12. yüzyılda sözlü olarak oluşan, 13. yüzyılda yazıya geçirilen bu destan Battalname tarzında yazılmıştır.
* Danişmentname'de tarihi masallaştıran pek çok olay yanında, tarihe ışık tutan parçalar da vardır. Özellikle kahramanların gerçek kişiler olması, yer adlarının Anadolu coğrafyasına uygunluğu gibi nedenlerden ötürü Danişment-name uzun süre bir tarih kitabı olarak nitelendirilmiştir.
* Danişmentname'nin kahramanı olan Melik Danişment Gazi, Battal Gazi'nin torunudur ve ona benzer. Bilgili, dindar ve usta bir kumandandır. Bir kılıç darbesiyle, düşman askerinin başını ve vücudunu oturduğu atın eğer kayışına kadar ikiye böler. Muharebe esnasında attığı naralarla koca bir orduyu dağıtır.
KÖROGLU DESTANI
* Türk destanları içinde en geç oluşan destandır.
* Batı Türkistan'dan Rumeli'ne kadar uzanan geniş coğrafya üzerinde, başta Azeri, Özbek, İstanbul ve değişik Anadolu rivayetleri olmak üzere birçok rivayeti bulunur.
* Köroğlu Destanı'nın 16.yüzyılda Anadolu'da oluşan kolu, halk ozanı Köroğlu'nun veya hem ozan hem eşkıya Köroğlu'nun yaşamı, kişiliği ve macerasıyla birleşerek tazelenmiş ve gelişmiştir.
* Köroğlu Destanı, zamanla hikâyeleşmiş; taşıdığı özellikler bakımından daha çok, halk hikâyesi türü içinde değerlendirilmiştir.
* Köroğlu Destanı'nda ana olay şöyledir:
* Köroğlu küçük bir çocukken, babası hizmet ettiği beye seçtiği iki tayı beğendiremez. Bu yüzden gözleri şişlenerek cezalandırılır. Köroğlu, haksızlığa uğramış, zulüm görmüş bir babanın oğlu olarak büyür, yiğit bir delikanlı olur. Babasının cezalandırılmasına sebep olan taylardan biri de eşi bulunmaz bir küheylan olur. Köroğlu, babasının intikamını almak için Kırat adı verilen atıyla dağa çıkar, Çamlıbel'e yerleşir. Kısa sürede, kahramanlığı dillere destan olur. Etrafına topladığı yiğitlerle, halka zulmeden beylerin, paşaların korkulu rüyası olur. Fakat tüfeğin icat edilmesinden sonra adamlarının uzaktan öldürülüşüne dayanamaz. Yiğitliğin artık tarihe karıştığını anlar ve ortalıktan sırrolur.
DESTANDAN HALK HİKÂYESİNE GEÇİŞ:
DEDE KORKUT HİKÂYELERİ
* Kitabın asıl adı "Kitab-ı Dede Korkut Ala Lisan-ı Taife-i Oğuzan"dır. Anlamı Oğuzların Diliyle Dede Korkut Kitabı'dır.
* Kitap bir mukaddimeden (önsöz) ve boy adı verilen on iki destansı hikâyeden oluşmuştur. Salur Kazan ve Bayındır Han gibi kahramanların, mekân ve zamanın ortak oluşuyla ve her hikâyede Dede Korkut'un ortaya çıkışıyla on iki hikâye birbirine bağlanır.
* 9-11. yüzyıllardaki Müslümanlığı yeni kabul etmiş Oğuz Türklerinin inanışlarının, yaşama biçimlerinin, geleneklerinin dile getirildiği hikâyelerde İslamiyet öncesi dönemden de izler vardır.
* Dede Korkut Hikâyeleri uzun süre sözlü gelenekte yaşatılmış, 15. yüzyılda Doğu Anadolu ve Azerbaycan coğrafyasına egemen olan Akkoyunlular zamanında son şeklini almış ve 16. yüzyılda yazıya geçirilmiştir.
* Oğuz Türkçesiyle yazılan hikâyelerde Arapça, Farsça sözcükler çok değildir. Anlatım hareketli ve canlıdır. Konuya uygun sözcükler ustalıkla kullanılmıştır. Deyim, atasözleri, ikilemeler yönünden zengin örnekler bulunur.
* Hikâyelerde Tanrı sevgisi, peygambere bağlılık, yiğitlik, konukseverlik, evlat sevgisi, kadına verilen değer, kıskançlık gibi konular işlenmiştir.
* Dede Korkut hikâyelerinde nazım - nesir bir aradadır.
* Düzyazı bölümlerinde sık sık seci (düzyazıda uyak) kullanılır. Şiir bölümlerinde ise belli bir uyak ve ölçü yoktur. Gerek şiir, gerek düzyazı bölümlerinde sözcük tekrarları ve aliterasyonlarla güçlü bir ahenk sağlanmıştır.
* Eser, olağanüstülükler yönünden destana, teknik yönden hikâyeye benzemektedir. Bu yüzden "destansı halk hikâyeleri" adı altında nitelendirilebilir. Destan geleneğinden halk öykücülüğüne geçiş döneminin ürünü de denilebilir.
* Bugün elimizdeki iki nüshadan biri tamdır ve Almanya Dresten Kitaplığı'nda bulunmaktadır. Altı hikâyenin bulunduğu eksik nüsha ise Vatikan'dadır.
Dede Korkut Hikâyeleri'nden
Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanını beyan eder hanım hey
Bir gün Kam Gan oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Sami otağını yeryüzüne diktirmişti Alaca gölgeliği gökyüzüne yükselmişti. Bin yerde ipek halıcığı döşenmişti. Hanlar hanı Bayındır yılda bir kerre ziyafet verip Oğuz beylerini misafir ederdi. Gene ziyafet tertip edip attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirmişti. Bir yere ak otağ, bir yere kızıl otağ, bir yere kara otağ kurdurmuştu. Kimin ki oğlu kızı yok, kara otağa kondurun, kara keçe altına döşeyin, kara koyun yahnisinden önüne getirin, yerse yesin, yemezse kalksın gitsin demiştir. Oğlu olanı ak otağa, kızı olanı kızıl otağa kondurun, oğlu kızı olmayana Allah Taala beddua etmiştir, biz de beddua ederiz, belli bilsin demiş idi.
Oğuz beyleri bir bir gelip toplanmağa başladı. Meğer Dirse Han derlerdi bir beyin oğlu kızı yok idi. Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:
Serin serin tan yelleri estiğinde
Sakallı boza çalan çayır kuşu öttüğünde
Sakalı uzun müezzin ezan okuduğunda
Büyük cins atlar sahibini görüp homurdandığında
Aklı karalı seçilen çağda
Göğsü güzel koca dağlara gün vuranca
(...)
|