1.ROMAN: Hayatı en gerçek ve geniş boyutlarıyla ele alan; olmuş ya da olması mümkün olayları, insanı veya toplumu yer, zaman ve kişilere bağlı olarak ayrıntılı bir biçimde anlatan türe denir. EDEBİ TÜRLER
“ Roman, hikayeye göre daha geniş bir türdür.
Olaylar romanda hikayeden daha geniş bir biçimde ele alınır.
Edebiyatımızda görülen ilk roman Yusuf Kamil Paşa’nın Fenelon’dan 1862 yılında çevirdiği Telemak adlı eseridir.
Telemaktan sonra 1864’te Robenson, 1871’de Monte Kristo Türk okuruna tanıtıldı.
Edebiyatımızdaki İlk Türk Romanı Şemsettin Sami’nin “Taaşşuk-ı Talat ü Fıtnat”(1872) adlı eserdir.
Edebiyatımızdaki ilk edebi roman Namık Kemal’in “İntibah” adlı eseridir.
Edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman Mehmet Rauf’un “Eylül” adlı eseridir.
Edebiyatımızdaki ilk realist roman ve köy romanı Nabizâde Nazım’ın “Karabibik” adlı eseridir.
Edebiyatımızda ilk tarihi roman Namık Kemal’in “Cezmi” adlı eseridir.
2.HİKAYE (ÖYKÜ):
Olmuş veya olabilecek olayları belli bir plan çerçevesi içinde yer ve zamana bağlı olarak anlatan türdür.
Genel hatlarıyla romana benzer.
Ancak romandan kısadır,olaylar ve kişiler romanlara göre azdır.
Derin karakter tahlillerine girilmez.
3.MAKALE:
Bir yazarın herhangi bir konuda kendi görüş, duyuş ve düşüncelerini okuyucuya benimsetmek amacıyla yazdığı kesin sonuçlu, didaktik ve planlı yazılara denir.
Makale hemen her konuda ve sahada yazılabilir.
Ciddilik, ağırbaşlılık makalelerde aranılan temel özelliktir.
İleri sürülen iddialar mutlaka belgelerle pekiştirilmeli ve açıklığa kavuşturulmalıdır.
Bizde ilk makaleyi Şinasi Tercüman-ı Ahval gazetesinde 1859’da yazmıştır.
4.FIKRA:
Günlük olaylarla ilgili olarak yazılan ve kişisel görüşleri yansıtan kısa yazılara denir.
Fıkrada olaylar ya da düşünceler kısaca ve herkesin anlayabileceği bir dille yazılır.
Öğretici ve yaşatıcı nitelikli yazılardır.
Fıkra da geniş yorumlara ve bilimsel açıklamalara girilmez.
Yazar inandığı düşünceleri ispatlamak zorunda değildir.
Fıkrada cümle kuruluşları kısadır; anlam açıktır.
Yazının konusu güncel veya güncel dışı olabilir .
5.DENEME:
Bir azarın seçtiği herhangi bir konu üzerindeki görüş ve düşüncelerini dile getirdiği yazılara denir.
Deneme en rahat, bu yüzden de en zor yazı türüdür.
Denemelerde yazar kesin sonuçlara varmak zorunda değildir.
Denemeler bilgi vermek amacını taşımaz.
Okuyucunun doğruyu bulmasına yardım eder.
İnsanı düşünmeye, yorum yapmaya sevkeder.
Deneme yazarı, samimi bir üslup kullanır.
Denemeler en kişisel yazılardır.
6.SÖYLEŞİ (SOHBET):
Bir düşünceyi karşımızdaki ile konuşuyormuş gibi bir tarzda anlatan türe denir.
Söyleşide bilimsel bir anlatım havası yoktur.
Senli benli, cana yakın ve kolay anlaşılır bir özellik taşır.
Gerektiğinde okuyucuya da soru yöneltir.
Günlük konular seçilir.
Konuşma dilinin bütün imkanlarından yararlanılır.
Örneklerine gazetelerde sıkça rastlanmaktadır.
Fıkralar bir tür fikir yazılarıdır.
7.BİYOGRAFİ (YAŞAM ÖYKÜSÜ):
Önemli, tanınmış bir insanın hayat hikayesini anlatan türdür.
Biyografide amaç, biyografisi anlatılan kişinin belirgin özelliklerini, üstün ve örnek alınabilecek yönlerini, başarılı olma sebeplerini araştırıp ortaya çıkarıp bunları okura duyurmaktır.
Biyografide tarafsızlık, objektiflik,açıklık ve sadelik esastır.
Türk Edebiyatında ilk biyografi yazarı Ali Şir Nevai’dir. Mecailisün Nefais eseridir.
Mehmet Kaplan’ın “Tevfik Fikret” biyografi eseri vardır.
8.OTOBİYOGRAFİ:
Önemli ya’da tanınmış bir kimsenin kendi hayatını kendisinin yazdığı türdür.
Otobiyografilerde tambir objektiflikten söz edilemez.
Önemli olan yaşanılanı “ben”in içinde kalarak vermesidir.
Bir yönden özyaşamöyküsü anının süt kardeşidir.
9.GÜNCE (GÜNLÜK):
Yaşanılan olaylardan edinilen izlenimlerin günü gününe yazılmasına ve bunun sonucunda elde edilen esere denir.
Günceler, yazarın kişiliğini olaylar karşısındaki tavrını, ruhsal durumunu ortaya koyan birer belge niteliğindedir .
10. ANI (HATIRA):
Olaylardan ya’da yaşanılan iyi ya’da kötü anlardan elde edilen izlenimlerin bir zaman sonra kaleme almasıyla oluşan esere denir.