İlköğretim Dersleri

Ortaöğretim Dersleri

Karma-Karışık

Site İstatistikleri

Toplam Üye:1393
Son Üyemiz:işler
Son Ziyaretçi:gökmen
İçerik:6348
İçerik Okunma:3366370
Tarık Buğra-Küçük Ağa,Dış Yapı İncelemesi,İçyapı İncelemesi,Konu yönünden,Yazılış tekniği yönünden,Kahramanları yönünden,Yer ve Zaman Yönünden,Dil ve Anlatım Yönünden,Yazarın Kişiliği Yönünden, Küçük Ağa Romanının Tahlili PDF Yazdır e-Posta

Administrator tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 29 Mart 2010 23:00


 

A) Dış Yapı İncelemesi :

Eserin adı: Küçük Ağa
Yazarı: Tarık Buğra
Basım yeri ve tarihi: İletişim Yayınları 2005 /İSTANBUL
Kaçıncı baskı: 8. baskı

B) İçyapı İncelemesi :

1) Konu yönünden

Eserde hangi konu incelenmiştir?

Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti eski gücünü yitirmiş. İsyanlar ve işgaller başlamış, devlet bunlarla ilgilenmeyince de halk bir çıkmaza sürüklenmiştir. Vatanı kurtarmak için pek çok birlik kurulmuş, bu yüzden halk ikilemler arasında kalmıştır.
Milli Mücadelenin anlatıldığı bu eserde yazar olayları halkın içinden anlatmıştır. Halkın milli mücadeleye bakışlarını, düşüncelerini, duygularını, yaşadıkları olayları yine halkın gözüyle, onların bakış açısıyla ele almıştır.
Akşehir'de geçen olaylar Salih'in savaştan dönmesiyle başlar. Salih Arabistan çöllerinde sağ kolunu kaybetmiş, yüzünün sağ tarafına ağır yaralar almış bir askerdir.Yurdun her bölümü gibi Akşehir'de bir karışıklık içindedir. Bu sırada İstanbullu Hoca lakabıyla Mehmet Reşit Efendi gelir. Onun gelmesiyle köy ikiye ayrılır. Kuvayı Milliye taraftarları ve İstanbullu Hoca taraftarları... İstanbullu Hoca Kuvayı Milliye aleyhinde vaazlar vermeye başlar ve bunlar gittikçe artar. Kısa zamanda İstanbullu Hoca Kuvvanın düşmanı olmuştur. Ayrıca genç yaşına rağmen İstanbullu Hoca köylülerin saydığı ve sevdiği birisi haline gelmiştir. Bu durumdan rahatsız olan ve bu durumla başa çıkamayıp çaresiz kalan Kuvvacılar İstanbullu Hoca üzerine vur emri çıkarırlar. Bunu öğrenen İstanbullu Hoca ne yapacağını bilemez. Yeni doğan çocuğunu bile göremeden kaçar. İstanbullu Hocanın kaçtığı kısa zamanda yayılır. Bu sırada Akşehir'de Kuvvacıların sayısı artar. En iyi arkadaşı Niko'nun Pontus Devleti kurmaya çalıştığını öğrenen Salih de Kuvvacıların arasına katılmıştır. İstanbullu Hocayı bulup öldürmek de onun görevidir. Salih İstanbullu Hocayı aramaya başlar ve Hocayı çete reisi olmuş bir halde bulur. Salih hocayı ikna eder. Artık İstanbullu Hoca Küçük Ağa'dır. Küçük Ağa aklını ve bilgisini kullanarak kısa zamanda büyük bir birlik oluşturur. Birliğiyle Çerkez kardeşlerin yanına katılır. Çerkez Etem ve Çerkez Tevfik ilk başlarda birer Milli Mücadelecidirler. Sonraları ise Batı Cephesi Komutanlığıyla araları açılır ve ayrı bir yol çizmeye başlarlar. Bu yüzden düzenli orduya ve Ankara'ya karşıdırlar. Fakat Çerkez kardeşlerin güvenini kazanan Küçük Ağa Ankara taraftarıdır. Çerkez Etem'in düzenli orduyu çökeltme planını bozar. Bu yüzden Etem büyük bir yenilgiye uğrar. Küçük Ağa ise Ankara'ya gider. Orada Mehmet Akif Ersoy ve Hasan Basri Bey ile tanışır. Milli Mücadeleye faydalı olmaya devam eder. Fakat bir süre önce Akşehir'e gönderdiği Salih'ten haber alamaz. Bu yüzden Akşehir'e gider. Burada daha önce hiç görmediği çocuğu Mehmet ile tanışır. Fakat kendisi gidince başkasıyla evlendirilen karısı Emine ölür. Emine'nin ölmesi üzerine tekrar Ankara'ya gider. Bundan sonra onun için yeni bir devir başlamıştır.
Akşehir'de; hocanın karısının evlendiğini ve Milli Mücadeleye çok büyük katkıları olan Ali Emmi'nin öldüğünü öğrenen Salih kaçıp gider ve ortadan kaybolur.


Yazarın konuya bakış açıları nelerdir?

Yazar eseri yazarken halkın gözünden bakarak yazmıştır.


Eserin ana olayı nedir?

Vatan ve millet sevgisi, bağımsızlık duygusu. Kurtuluş savaşının küçük bir kasaba'dan görünüşü.

Yazar nasıl bir ana düşünceye ulaşmaktadır?

Kurtuluş savaşı boyunca halkın mücadelesinin gücü ve sonucu.

Eserin planı nasıldır?

Giriş bölümünde, daha çok Akşehir'deki durumdan bahsedilmektedir. Gelişme bölümünde ise artık savaş başlamış mücadele ve vatan sevgisi hat safhadadır. Sonuç bölümünde de, Küçük Ağa Fevzi Paşa ile birlikte Akşehir'e gelir ve burada da tanınmadığını ve Küçük Ağa olarak bilindiğini görür. Eşi ve Çocuğu hakkında bilgi alır ve çocuğunu bulur fakat eşinin durumu kötüdür. Eşine geldiğini haber eder fakat kadın ölmek üzeredir ve oğlunu Hoca'ya emanet ettiğini söylemekle kalır ve günler sonra da ölür. Hoca daha sonra Ankara'ya döner ve mücadeleye devam eder.

2) Yazılış tekniği yönünden  :

Eserin yazılış tekniği nasıldır?

Dil, Kurtuluş savaşı yıllarının diline yakındır. Arapça ve Farsça kelimeler vardır. Anlatım akıcı, olay örgüsünü aksamaya uğratmayan ve çekici bir anlatımdır.


Çeşidi ne olabilir?

Yazar eserde halkı olduğu gibi anlatmaktadır. Halkın dilini kullanmıştır. Eserin türü romandır.


3) Kahramanları yönünden :

Eserin belli başlı kahramanları kimlerdir?

Küçük Ağa(İstanbullu Hoca), Salih, Çerkez kardeşler(Etem ve Tevfik), Ali Emmi, Ağır Ceza Reisi, Emine'dir.

Bu kahramanların ruhsal ve fiziksel özellikleri nelerdir?

Küçük Ağa(İstanbullu Hoca):Kurtuluş mücadelesine büyük hizmetler vermiş binlerce kişiden biri.

Salih: Birinci Dünya Savaşında sağ kolunu kaybetmiş ve hayatının anlamını Kurtuluş Mücadelesi ile tekrar kazanan biri.

Çerkez Ethem: Başlarda vatan ve millet için yeri tutulmaz hizmetler vermiş, cephede büyük başarılar göstermiş, fakat düzenli orduya geçme kararı alındığında tamamen zıt fikirleri benimsemiş ve zararlı olmuş bir çete reisi.

Doktor Haydar Bey: Dünya Savaşında Yüzbaşı rütbesiyle görev yapmış ve milli mücadele yıllarında Kuvayı Milliye'ye büyük hizmetler vermiş bir asker.

Ali Emmi: Kurtuluşu Kuvayı Milliye'de gören ve çok büyük fedakârlıklarda bulunan yaşlı bir vatandaş.


Ağır Ceza Reisi: Kısa boyuna rağmen heybetli duruşuyla sağlam bir kişiliktir. Sade, alçakgönüllü ve dürüsttür. Ama gerektiği zaman inatçı ve yırtıcıdır. İyi bir tahsil ve terbiye görmüştür.

Emine: Daha on beşine basmamıştır. İnce belli fakat dolgun körpe bir kızdır. İri, simsiyah gözleri, hafifçe çatık hilal kaşları, kırmızı ve kalın dudakları, narin ve çekme burnu ve pespembe tenli çok güzel bir kızdır. Huyu da yüzü gibi çok güzeldir. Temiz, namuslu, zengin bir ailenin bir kızıdır.


Kahramanlar arasındaki bağlantılar nelerdir?

Eserde Etem ve Tevfik kardeştirler. Diğer kişilerin hepsi aynı amacı güdüyorlardır milli mücadelecidirler.


Kahramanlar hangi sosyal tabakaya mensupturlar?Yaşanılan olaylarla sosyal tabaka arasında ne gibi ilişkiler  vardır?

Eserdeki tüm kişiler Milli Mücadelecidir. Bu yüzden hedef ve amaçları aynıdır. Hepsi vatanı, milleti kurtarmayı amaçlar. Fakat bunun için farklı yolları seçerler. Aralarındaki anlaşmazlıkların sebebi de budur.


Yazar, kahramanları seçerken nelere dikkat etmiştir?

Kişilerin halkın içinden olması ve karakterlerinin anlatılanlara yakın olması.

Olaylar karşısında kahramanların durumu nasıldır?

Hepsi vatan ve millet uğruna her şeylerini vermişlerdir. Örnek: olarak Salih sağ kolunu

savaşta kaybetmiş yüzüne ağır yaralar almıştır. Devamlı milli mücadele için çaba göstermişlerdir.

Kahramanların adlarıyla kişilikleri arasında bir benzerlik var mıdır?

Hayır, yoktur.

4) Yer ve Zaman Yönünden:

Olay nerede veya nerelerde geçmektedir? Buranın belli başlı özellikleri nelerdir?

Olay Akşehir'de geçmektedir. Akşehir'in Topyeri ve Çobankaya'nın arasındaki Tekke Deresi'ni bir üçgenin tabanı gibi kapatan Taşoluk Sokağı iki fırın, bir bakkalı, bahçeli ve iki, üç katlı evleri ile Ak-şehir'in gözde semtlerinden birisidir. Sokağın tam ortasında Halıhane'nin büyük bahçesine dayanan bir çıkmaz vardır. Salih'lerin evi bu çıkmazın sol tarafında, en diptedir. Kasabanın değişmeyen, hatta büsbütün canlanan bir yönü de vardır: Gâvur Mahallesi. Burada Minas'ın, Yorgo'nun meyhaneleri vardır. Gâvur Mahallesi ile diğer mahalleler arasında pek mühimsenecek bir fark yoktur. Sadece evlerin tipleri biraz değişiktir. Ayrıca olaylar kahvede, camide ya da çete reislerinin evlerinde geçmektedir.


Olay ortaya konulurken yer, nasıl ele alınmaktadır?

Eserde yer ve zaman kavramı üzerinde pek fazla durulmamıştır. Sadece genel olarak bahsedilmiştir. (Akşehir, Birinci Dünya Savaşı sonrası)

Kahramanların sosyal ve kültürel yapılarıyla olayın geçtiği yer arasında bir uyum var mıdır?

Evet, vardır. Hepsi yaşadıkları yerin özelliklerini taşımaktadır.


Olayın akışında zaman kırımları var mıdır? Zaman belli bir düzenlilik içerisinde mi sunulmaktadır?

Zaman kırılmaları yoktur. Belirli bir düzen içerisinde anlatılmaktadır.

5) Dil ve Anlatım Yönünden:

Eserin dili anlaşılır nitelikte midir?

Evet, anlaşılır niteliktedir. Çünkü halkın dilini kullanmıştır.


Yazar sözcükleri kullanırken seçici davranmış mıdır?

Hayır, seçici davranmamıştır. Genel olan sözcükleri kullanmıştır.

Yazar, konuşmalarda ve anlatımlarda dili nasıl kullanmaktadır?

Akıcı ve sürükleyici bir anlatımı vardır.


Anlatım kaçıncı kişi ağzından yapılmaktadır?

Anlatım yazar tarafından yapılmıştır.


Yazarın dil ve anlatımı, yaşadığı dönemle uygunluk göstermekte midir?

Evet, orijinali yaşadığı döneme uygunluk gösterir.

Anlatımda akıcılık nasıl sağlanmıştır?

Küçük Ağa ve Salih ve Doktor Bey gibi yüzlercesinin üstün başarıları ve azimlerinin esere aktarılması ve okuyucuya yansıltılması

6) Yazarın Kişiliği Yönünden?

Yazar hangi edebiyat anlayışını benimsemiştir?

Realizmi benimseyen yazarlarımızdandır. Sanat eseri için her türlü basmakalıbı reddeden bağımsız bir sanat anlayışını benimsemiştir.


Yazarın edebi kişiliğinde en belirgin özellik nedir?

Karakterlerin o dönemin gerçekliğini olduğu gibi yansıtıyor olmasıdır.


Yazarın romanlarında işlediği belirgin bir konu var mıdır?

Halk ve halkın dili olmayı benimsemiştir.

Yazarın önemli eserleri nelerdir?


Hikâye: Oğlumuz (1949), Yarın Diye Bir Şey Yoktur (1952), İki Uyku Arasında (1954), Hikâyeler (1964, yeni ilavelerle 1969)

Tiyatro: Ayakta Durmak İstiyorum, Akümülatörlü Radyo, Yüzlerce Çiçek Birden Açtı - 1979

Gezi Yazıları: Gagaringrad (Moskova Notları) (1962),

Fıkra ve Deneme: Gençlik Türküsü (1964), Düşman Kazanmak Sanatı (1979), Politika Dışı (1992).

Roman: Siyah Kehribar (1955), Küçük Ağa (1964), Küçük Ağa Ankara'da (1966), İbişin Rüyası (1970), Firavun İmanı (1976), Gençliğim Eyvah (1979), Dönemeçte (1980), Yalnızlar (1981), Yağmur Beklerken (1981), Osmancık (1983).

Senaryo ve oyunu: Sıfırdan Doruğa-Patron (1994).


 

Yorumlar  

 
-1 # özlem derya ışık 2010-04-08 20:59
çok tşkrler.ellerinize sağlık tam aradığımı buldum :)
Cevap
 
 
-1 # salih 2010-04-10 13:45
tamda aradıgım gibi çk çk tşekrler
Cevap
 
 
-1 # ali1123 2011-04-07 14:46
tarık buğra osmancık yok mu
Cevap
 
 
0 # __MUSTAFA__ 2011-04-24 07:48
ÇOK TEŞEKKÜR EDRİM TAM ARADIĞIM GİBİ.....
Cevap
 
 
0 # DİDAKTİK ŞİİR 2011-05-02 13:05
ÇOK GÜZEL TEŞEKKÜRLER
Cevap
 

Yorum ekle

Facebook Grubumuza Katılın!

Site Bilgileri



sa  mysa