İlköğretim Dersleri

Ortaöğretim Dersleri

Karma-Karışık

Site İstatistikleri

Toplam Üye:1393
Son Üyemiz:işler
Son Ziyaretçi:gökmen
İçerik:6348
İçerik Okunma:3366191
Balzac Eugenie Grandet PDF Yazdır e-Posta

Sosyalci tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 28 Mayıs 2011 15:20

HONORE DE BALZAC

EUGENIE GRANDET

Balzac, yirmi yaşında bir gençken, Paris'te bir lavanarasında yan aç, günde iki frankla iki yıl yaşadı. Bu durumda annesi babası onun bir edebiyatçı olabileceğini kanıtladığını düşündüler. Aksi halde onu bu çılgın düşünden kurtarıp avukatlık mesleğine yönelteceklerdi. O sıralarda Balzac'in bütün umutlarının ve düşüncelerinin üzerinde odaklattığı klasik bir trajedi olan Cromwelidi. Gelecek kuşaklar, yapıt üzerinde Balzac'ın kayınbiraderinin profesörce yargısını onayladılar. O, yapıtın herhangi bir basan umudu verecek niteliklerden bütünüyle yoksun olduğunu belirtmişti. Ama oyun, Balzac 'in onu yazarken üzerinde çalıştığı, örnekler bakımından önemlidir. Yazar, olağanüstü entelektüel enerjisi ve kendini bir şeye tümüyle verebilme güçleriyle seçtiği sanatı öğrenmeye çalışıyordu. Mektupları, zamanın Fransız klasik tiyatrosunun yapıtlarını ilginin tutkulu gerginliğiyle okuyup incelediğini bize anlatır. Eğer Balzac hiçbir oyun okıımasa ye sahnelendiğini görmeseydi, güçlü dramatik sezgisi, kesinlikle romanlarındaki sahnelerde ve karakterlerde anlatımını bulacaktı. Onun duygusal ve karmaşık bölümlere olan romantik ilgisi, Fransız geleneğinin, romanlarda ve oyunlarda görülen sade çizgisinin dışındadır. Gene de o sıralarda çalıştığı oyunlarda, daha sonraki roınanlannda ve bütün İnsanlık Komedisi romanlarında, ilklerden olan ama genellikle en klasik kabul edilen 1833'de yazdığı Eugenie Grandet'den birtakım etkiler, ilintiler bulmak olasıdır.

Eugenie Grandet'nin bütün karakterleri, 17. yüzyıl dramasının karakterleri ve Balzac'ın öbür romanlannın birçok ka

rakterleri gibi, yaşamdan daha geniş çizilmişlerdir ve gerçek yaşam karakterlerinden daha basit görünürler. Özellikle kara tutkusu, kitaba egemen olan ve trajediye gerilim yüksekliği veren Grandet'nin karakteri. Balzac ruhbilimsel çalışmalarla çok ilgilenirdi ve bu önceki ruhbilimsel çalınmalarının etkisi bütün romanlarında bellidir. Ama Balzac'ın anlattığı, modern romancının gördüğü gibi insan zihninin karmaşaları ve kurnazlıktan, bir insanda üstün gelmek için çatışan uyumsuz unsurlar değildir. Karakterleri bir bütünün parçalarıdır ama yalınlıklarının içinde öyle bir güçle ya da tek bir düşünceyle başbaşa olarak sunulmuşlardır ki, evrensel gerçeklerin açıklama aracı haline gelmişlerdir ve yaşamlarının öykülerinin çoğu kez epik niteliği vardır. Ya da bazen görünürde kaçınılmaz yazgılarının doğrudan özü klasik trajediden alınmışa benzemektedir.

Bununla birlikte ilk bakışta Grandet komediden alınmış gibidir. Balzac'ın kendisi, onu Moliere'in Harpagon'uyla karşılaştırmıştır. «Moliere cimriyi yarattı ama ben açgözlülüğü yarattım» demiştir, geleneksel alçak gönüllülükten uzaklığıyla. Aslında karakterlerin ikisi de salt soyutlama değillerdir ve ikisinin içinde Balzac'ınki kesinlikle daha yuvarlak bir tiptir ama benzerlikleri bellidir. İkisi de açgözlülükle ilgili çalışmalardır, ikisi de onlan zihinlerimize nakşeden kişisel özellikleri ve konuşma hileleriyle genişçe çizilmişlerdir. İkisi de dünyanın ölmez kişilikleri dizisine aittirler. İkisi de yaratıcıları tarafından bütün niteliklerini silen, yalnızca egemen niteliği aydınlatan bir ışıkla görülmüşlerdir.

Farklılıktan da  veterince açıktır. Moliere'in ve insanların kötülüklerinin, çılgınlıklarının canlı anlatımlarını onlan sergilemek için düzenlemiş durumlarda gösteren bütün o tür yazarların amacı alaycılıktır. Karakterler oyunun akışı içinde kendilerini değiştim/tezler. Balzac yalnızca rastlantısal olarak alaycıdır. Karakterlerinden, zayıflıklarından ve kötülüklerinden ötürü nefret ••••imez ya da onlan küçümsemez. Onlan sever ve bü

tün niteliklerini, iyi ya da kötü, keyifle sergiler. Bazı karakterlerin aşın sevilemezüklerini Balzac'ın sempati duyurarak işlemeyi becermesi ve bundan zevk alması dikkate değerdir.

Balzac'ın baş karakterlerinin daha önemli bir farklılığı da, gelişme yetenekleridir. Yaşamda insanların değişmeleri gibi, onlar da romanın akışı içinde koşulların değişimiyle birlikte değişirler. Hatta şunu söylemek bile olasıdır ki, bu karakterlerin değişimi, romanların başat özelliklerinden biridir ve özellikle bu romanın. Gene de bütün bu karakterler geçirdikleri bütün değişiklikler içinde egemen düşünceye bağlı kalırlar; onunla yaşadıkları içlerindeki düşe. Bu düş, Grandet'de altındır, Mademe Grandet'de Tann, Eugenie'de Charles'a olan aşkı. Nanon için efendisine olan sadakatidir, Charles için de toplumsal mevkidir.

Egemen düşünce Grandet'de olduğu gibi bir kqra tutku haline gelince, bu sabit düşünce, ona bu kadar kuvvetle bağlanan bütün karakterlerin içinde gerçektir, gelişim yalnızca düz bir çizgide olabilir. Grandet'yi bir cimri olarak buluruz. Zamanla, bir zamanlar sevdiği kızının mutluluğuna kayıtsız, kızın annesinden kalan mirası elinden alan, ölüm yatağında değerli bir madenden yapılan haca sarılan, mezarının ötesinden de sen'etinin hesabını sormaya hazır bir manyak haline geldiğini izleriz. Burada Grandet, Harpagon'dan çok Othello' ya ya da Machbet'e benzer. Çünkü bu ikisi de doğalarında bulunup gittikçe gelişen bir zayıflıktan ötürü mahvolmuşlardır, tıpkı, kaçınılmaz öfkelen yüzünden suçlarını hazırlayan Grek dramatistlerinin kahramanları ya da Racine'ın kahramanları gibi. Bu yüzden çevrelerine de felaket yaymaktadırlar. Grandet'yi amacına varıp birkaç saatte sonuçlandıran bir dramatik karakter gibi görmeyi beklerken Balzac, onun eylemini yıllarca sürdürmeyi başanyla gerçekleştirmiştir.

Büyük, Grek, İngiliz, Fransız trajik dramatistlerinin karakterlerinin aksine Balzac'ın karakterleri, yığınlardan soylu kanlan ya da yüksek toplumsal mevkileri yüzünden değil, yalnızca tutkulanndaki keskinlik bakımından aynlııiar.

Üç gün içinde,  1819 yılının ilk günü gelip çattığında Grandet, .Eugenie'nin altın paralarının gittiğini öğrenmeye yazgılıdır. Balzac, «Üç gün sonra müthiş bir dram başlayacaktı, bu, zehirsiz, kansız, bıçaksız bir burjuva trajedisi olacaktı, ama kahramanlarına göre Atreus'un soylu aile bireyleri arasında geçen trajedilerden de daha zalimdi,» der. Böyle bir benzetme onun için karakteristiktir. Yalnızca klasik edebiyatla benzetmeleri sevdiği için değil, kendisi burjuva trajedilerinin trajik olduğunu, klasik trajidelerdeki herhangi bir dram kadar trajik olduğunu ve toplumun kumaşı üzerinde onlarla karşılaştırılabilecek kadar yıkıcı etkileri olduğunu büyük bir bilinçlikle gösteren ilk romancı olduğundandır. Karşılaştırma, gerilimi yükseltmeye ve gelecek dramatik sahneye hazırlamaya yardım eder. Balzac'ın karakteristiklerinden biri de, bu karşılaştırmayı yaptıktan hemen sonra Madame Grandet'nin ördüğü yün kollukları bitiremeyip bunları giyemediğinden soğuk algınlığına yakalandığını belirtmesidir. Balzac, önemli bir konudan hemen sonra çok sıradan bir lafa geçmekten hiçbir zaman korkmamıştır.

Roman boyunca Grandet tipi bir abide gibi sergilenmesine karşın, romanın adı Yaşlı Grandet değil Eugenie Grandet'dir çünkü daha büyük, daha ruhbilimsel ve daha trajik olan Eugenie'nin öyküsüdür. Roman, onun olgunlaşmamış karakterinin, babasının sonraları Charles'da da gelişen benzer tutkusuyla tuzağa düşen kendi tutkusunun baskısının altında gelişiminin trajedisidir.

Bu romanda, belki de ötekilerden daha fazla, Balzac'm «Yazgı» ile ne demek istediği sorusunu kendimize soruyoruz. Karakterlerinin yaşamlarındaki trajedilerin ne ölçüde önceden saptandığını belirtmek istemiş olabilir? Bu sorunun basit bir yanıtı yoktur. Belki kitabın başka cephelerini de göz önünde bulundurmak buna bir ölçüde ışık tutabilir. Bununla birlikte burada belirtmeye değer ki, Fransız klasik trajedisinde plan

kuralı izler: Olaylar yalnızca aktörlerin karakterleri tarafından tayin edilir ve sıkı bir nedensellik zinciriyle birbirlerine eklenmişlerdir. Balzac zincirin her halkasını «neden sonuç» ilişkisine göre kurmak için büyük sıkıntıya girer. Örneğin, Charles Grandet'nin amcasının zengin bir adam olduğunu anlayamamakta düştüğü hata bile, Charles'la Eugenie arasındaki sıradan bir konuşmada gösterilmiş ve bu yalnızca Grandet'nin yaşam biçiminin kaçınılmaz sonucu olarak değil, kızına kendi işleri konusunda hiç bilgi vermediğini de ortaya koyar. Her karakterin ruhbilimsel gelişimi de mutlak bir berraklıkla verilmiştir.

Balzac bütün romanlarında kendi zamanının öyküsünü yazıyordu ve Eugenie Grandet, 1833'de, o bütün romanları birbirine bağlama düşüncesini bilinçle uygulamaya başlamadan önce yazılmışsa da; bir iki ana karakter, dar bir taşra kentinin derinliklerine gömülmüş sessizce yaşıyorlarsa da, Balzac hiçbir zaman bize onların Devrim sonrası çağda yaşadıklarını unutturmaz. Aslında onların hakkında yazmasının bir nedeni de, o çağın düşüncelerinin ve güçlerinin nasıl çalıştığını göstermektir.

Açgözlülük hepimizin içinde olan bir kötülüktür. Ama bu sözcük Balzac'ın zamanında, yani Kilise'nin tutucu gücü ve katı toplumsal düzen gidince; göz kamaştırıcı güçlülük düşleri köylünün doğal istifçilik içgüdülerini yeniden kuvvetli bir biçimde oluşturup, gözlerinin önündeki Napoleon örneğiyle her umudu gerçekleştirme düşleri ortaya çıkınca, bu sözcük de yeni bir anlam kazandı. Balzac hiç de hayal gibi değerlendirmeyecek, eski fıçıcı Grandet'nin tutkularının hedefi daha yüksekte olsaydı, pekâlâ kongrede delege olup uluslararası konularda karar vererek Fransa 'ya güzelce hizmet edebileceğini belirtirdi Ama sonunda, belki de onun dehasının yalnızca kendi çevresinde geçerli olabileceğini yansıtmıştır.

Dolap çevirmeler Versailles Sarayı'ndan bütün ülkeye yayılmıştı. Öyle ki, herhangi biri eğer parası varsa ve işi yapacak

insanlarla iletişim kurabilirse, istediği mevkiye gelebiliyordu. Herkes güç yakalamak konusunda doymazdı ve para güç demekti. 19. yy. başlarında para daha önce olduğundan çok daha üst bir dereceye ulaşmıştı. Parası olan yoluna atılan yeni fırsatları komşusundan önce görüp yakalayabiliyordu. Para modem dünyadaki rolünü üstlenmeye başlıyordu. Toplum şiddetli rekabeti modern yaşamın bir unsuru olarak alıyordu. Modem bilimsel teori insanın dünyadaki yerini belirtmeye başlıyor, onu genel basan kavgasında üstün silahlan kullanarak yüce yerine ulaşan üstün hayvanlardan biri olarak nitelendiriyordu. Balzac'ın toplumu patlama halinde gösterdiği insanlık Komedisi, modern dünyanın çeşitli yüzlerini gösteren :ık çalışmalardan biridir.

Para biriktirmekle kuvvet kazanmak arasındaki mücadele, insanlık Komedisi'nin dikkati çeken ana temasıdır. Kitap, hırslı adamlar, serüvenciler, meslek sahipleri, borsacılar, bankerler, akla gelebilen her türden cimriler ve eğer Balzac onlan yaşayan insanlar yapmasaakla sığmaz bir sürü kişiyle doludur. Balzac'ın vicdansız, alçak ruhlu modern tipleri çizmekteki başansı, böylece onlara doğal öykünme sanatıyla hayat verdiğinden kınandı. Romanlanndaki kişilerin büyük bir çoğunluğunu oluşturan ilkesiz kişilerine belli bir üstünlük tanıması da, modern Fransız 'a, hiçbir insanca değere inanmayan, toplumsal tırmanma ve servet avcılığından başka amacı olmayan bir görünüm vermesi de hoş karşılanmadı.

Balzac daima ahlaki amacını bildirir: O, bu insanların kendilerine nasıl zarar verdiklerini göstermeye uğraşır, aynı zamanda devlete ve toplumun dokusuna da elbette. Ama genellikle kendini de çok eğlendirir, güçlü ve hırslı insanlara çok sempatisi vardır. Kötü kişilerinin yapıp etmelerini öyle bir zevkle anlatır ki, okuyucu ahlaki amaçlara pek dikkat edemez. Para yapmak pis bir iştir, pisliğin ve duygu nasırlaşmasının insanlarda ne olumsuzluklar oluşturduğu konusunda bize hiçbir aynntı vermez, ama Balzac 'a göre servet yapmanın bü

10

tün modern yollan, Charles Grandet'nin dünyanın yansını altın aramak için dolaşması serüveni gibi romantiktir (acımasızlık bu romantizmde yalnızca bir elemandır): Onda, soğuk, bilimsel araştırma ruhu yoktur, çünkü modem bir toplumsal araştırmacı defterlerini doldurup, gözleminin sonuçlarını belirtebilir, Balzac da çağını belgeleme amacını izlemiştir: Paranın gücü ve insanlann onu elde etme mücadeleleri için beynini sürekli uğraştımuştır. Ve onun cimrilerine, neredeyse simgesel yaratıklanna, altının büyüsü, romantik bir çekimi vardır. Adı bile sihirlidir onlar için, san pınltısının gözlere yansıması tutkuyu ele verir ve cimriler böylece birbirlerini tanırlar.

Fransa'yı silip süpüren akıntılar uzak taşra kenti Saumur'a da dalgalannı göndermişlerdir. Bütün toplumsal sahneyi değiştiren güçleri ve tutkuları, bu kuytu sularda da eylem halinde izleriz.

Grandet'nin servetinin temeli, Devrim'den sonra soylulann mülklerinin bölünmesinde ve toprak kamulaştırmasında yatar. Grandet senetini Cumhuriyetçi ordularına şarap satarak büyütür. Bu işi de öğrenerek ve dersini uygulayarak sonuçlandım. Bir taşra fıçıcısı için yeni ve garip bir şey uygular. «Yatırım yapılan para para üretir» der. Sonra bu paranın üremesi de tarlasındaki havaya bağlı ürün gibi değildir. Kansının büyük babası ve kendi anneannesi de cimridirler ve onlar paralarını biriktirmişlerdir. Çünkü yatırım yapılan paranın atıldığını düşünmüşlerdir. Çünkü alıp kullanma özgürlüğüne sahip değillerdir. Ama Grandet onların tutkularını paylaşmakla birlikte yatınm yapan bir yeni çağ adamıdır.

Altın, bu değerli maden, Eugenie Grandet'yi okurken sürekli olarak gözümüzün önündedir. Grandet'nin çalışma odasına yığılmış olarak, gece yansı satılmak üzere Nantes'a götürülürken, genç züppe Charles'm takılan ve tuvalet eşyalan olarak, Grandet'nin üzerlerindeki yazılan okumayı sevdiği Eugenie'nin güzel paralanyla, altın hep gözümüzün önündedir. Bütün ticaretin görkemli bir serüven olduğu, paranın güzel ol

11

düğü, para işlerinin romantik olduğu düşüncesiyle okuyucu havaya sokulmaktadır. Bu 19. yy. 'dır, ama, 18. yy. 'ın korsanlık günleri de henüz belleklerdedir. Hâlâ genç bir adamın küçük bir sermaye ile Doğu Hindistan 'a gidip, çok romantik ve serüvenli bir hayatın akışında, soğuk kanlı bir acımasızlıkla, birkaç yıl içinde bir servetle döndüğü günlerde yaşanmaktadır. Charles ülkesine servetini, altın tozu olarak, demirle sıkıca çemerlenmiş üç fıçıda getirmiştir. Daha da modern bir gönderme de,  Charles'm altınlardan kâr etmeyi ummasıdır ve bu kârını kullanacaktır. Başarılı bir evlilik, birtakım dolaplar, kilit noktalardaki adamlarla da, devletin üst kademelerinde bir mevkiye yükselecektir.

Para sevgisi ve onun tutkulu kovalamacası ayrıntılı olarak Grandet'nin kişiliğinde işlenmiştir, aynca kitapta toplumun dinamik bir kuvveti olarak gösterilmektedir. Öteki karakter ve karakter gruplarını, Saumur'daki Cruchot'lan, deş Grassins'leri, bütün iş dünyasını, Paris'teki moda dünyasını da Charles Grandet'yi olduğu kadar sürüklemektedir.

Grandet'nin yalnız karısı ve kızı, kasvetli evlerinde onları saran bir entrika ağıyla toplumdan uzak yaşamaktadırlar. Bu ağ zengin varisle evlenmek isteyenlerin oluşturdukları aileler ve bunların yandaşları tarafından örülmüştür. Evlenmeden sonraki ilk adım, toplumsal yükselme olacaktır, bunu politik yükselme izleyecektir. Sonunda Monsieur de Bonfons basan kazandığında yükselmesi hızlı olmuştur. Charles Grandet sonunda kaçırdığı, attığı servetin büyüklüğünü öğrenince girdiği şoku atlatmakta gecikmez ve zengin kızının kocası olarak, adamla bağıntı kurma fırsatını yakalamaya hazırlanır: «Dünyada birbirimize destek olabileceğiz.» De Bonfons mesleğinin en üst kademesine yükselir, artık yalnızca onu milletvekili yapacak seçimleri beklemektedir. Ama ölüm ödülünü engeller, De Bonfons'un yoldan çekilmesinden çok geçmeden yeni bir hamle başlar. Bu kez varise ağlan ören Froidfond ailesidir. Romanın sonunda bize -ki bu trajedinin büyük bir bölümü

12

dür,- Eugenie'nin, kendisine yaklaşanlann kişisel çıkartan için yaklaştıklarını öğrenmeye yazgılı olduğu söylenir. Altının solgun soğuk pırıltısı onun yaşamındaki bütün sıcaklığın ve renkliliğin yerini alacaktır. Zaten salonuna oyun oynamaya, ona dalkavukluk etmeye gelenlerin gözünde Eugenie bir insan değil, bir kaidenin üzerine oturtulmuş, para çantalarından oluşan bir şekildir. Kitabın başında Balzac, «bu günlerde herkesin inandığı tek TanrıPara, bütün gücüyle» der. Ve bir anlamda roman, bu bölümdeki uyandan üretilmiştir. Romana altının soluk, soğuk pırıltısı egemendir. Yalnızca Nanon ve kocası gibi dünyadan haberi olmayan basit insanlar sevgilerinde içten olabilirler.

Dramın oynandığı Grandet'nin evi dalgalı denizleri^ çevrili uzak bir adadır. Grandet 'ler toplumdan soyutlanmışlardır. Bunun nedeni, yalnızca Cnıchot ve Grassins'ler arasında gerçek bir dostlannın bulunmayışı değil, aynı zamanda Grandet'in komşularından üstün olmak, onları atlatmak için aralıksız sürdürdüğü dolaplardır da. Saumur'un keskin gözleri, yılan dilleri, izlerler,"yorum yaparlar ve onlan soyutlayan bir dedikodu halkası oluştururlar. Gene de bu seyircilerin kendi yaşaınlan da dedikodu ve uydurmalarla doludur, örneğin Eugenie'nin gelecekteki kocası, yalnızca bu işlerin biridir. Asıl önemli olama, ürüne ödenen fiyattır. Eğer Grandet'leri olduğu kadar öteki kişileri de bu kadar yakından izleseydik, Eugenie Grandet' ninki kadar trajik ve dramatik öykülere rastlayabilirdik. Madame deş Grassins; Charles'ı yemeğe davet ettiği zaman, du Hautoy'lara ve güzel kızlarına da haber vereceğini söyler ve kızın iyi giydirilip giydirilmeyeceğim bilmediğini, çünkü annesinin onu kıskandığı için büyük bir olasılıkla kötü giydireceğini belirtir. Bu yalnızca Madame deş Grassins'in sinsi karakterinin rastlantısal bir belirtisidir, ama başka bir Balzac tarzı trajedinin nasıl olabileceğine bir ışık yakar. Bu tahmin edilebilecek bir insan tutkusu, insan çöküntüsü duygusudur ve haklannda hiçbir şey bilmediğimiz birçoklarının yalnızca biri

13

dir. Madame deş Grassins'in kendi yaşamı da Grandet'nin salonundaki çeşitli görünümlerinde vurgulanmadan, altı çizilmeden oynanmış bir trajedidir.

Paris'te iş dünyası ve moda dünyası kendi işleriyle meşguldürler. Bu işlerden Charles'in, deş Grassins'in ve sonra da de Bonfons'un gidişleriyle, Paris, Saumur arasındaki mektuplarla (Charles'dan arkadaşına ve metresine, deş Grassins'den Grandet'ye, Charles'dan Eugenie'ye ve sonunda deş Grassins' den karısınaCharles'la görüşmesini anlatmıştı), haberimiz olur.

Çeşitli yerlerdeki ve toplumsal gruplardaki yaşamın zenginliği, birbirleriyle karşılaşma ve ilişki kurma yollarının karmaşıklığı, bizi, İnsanlık Komedisi'nin var olan güncel dünyanın bir yansıması olduğu görüşünü kabule hazırlayan nedenlerden biridir.

Balzac karakterlerinin atalarının birçok kuşaklan da tanıtılmaktadır bize. Saumur'un eski evleri Fransa tarihinin bir parçasıdır. Bu, yalnızca kentin tarihte çok çarpıcı ve önemli rol oynamasından ötürü olmayıp, aynı zamanda yüzyıllardır bu evlerde oturanların, yalnızca zamanlarının tutkulannı yaşayarak, paylaşarak, duvarlara şimdi kimseye bir şey söylemeyen sloganlar yazarak, kentten geçen yabancılara eğlence ateşleri yakarak, kendi karakterlerinin özelliklerini, garipliklerini geliştirerek,  bu kendilerinin yapıp içinde oturdukları evlere damgalarını vurmalarından ve böylece burada yaşayan torunlarını da etkilediklerinden ötürüdür. Eugenie, duyarlığı, Charles'a olan aşkı ve babasının onunla evleneceğine ölmesini yeğlediğini söyleyince geçirdiği şok yüzünden uyanınca, eski sokağın zamanın ağırlığıyla yüklü havasını fark eder. Bu, evlerde şimdi oturanların meraklı gözlerinin ve okuyucuya anımsatılan fırsatların yalnızca biridir.

Karakterler ailelerin içindedirler. Kalacak servetlerin hesabıyla çok sıkı aile bağlan vardır. Değerli ya da bayağı, bir sürü kuşaktan kuşağa geçen eşyayla çevrilidirler. Eski bir Sev

14

res şekerlik, kırmızı sırmalı bir kese, duvarlara asılı anneanne, büyükbaba portreleri gibi...

Kahramanların gelişimlerinde, Racine'in klasik trajik kahra manlarının gelişimlerinde olduğu gibi katılımın rolü vardır. Aile karakteristiklerinin yeniden görünümü bize gösterilir. Örneğin Grandel kanının gizli zayıflığının, sonunda Charles'da kendini göstermesi, Eugenie'nin bir sorunun çözümlenmesi konusunda kullandığı yöntemin babasını çağrıtırması gibi Karakterlerin kökleri geçmiştedir.

Balzac, Scott'un romanlarında yaşamın, insanın tarihsel geçmişine bağıntısının sergilenmesi olduğunu görmüş, ama kendisi çok daha ileriye giderek geçmişe şimdiyi tayin ettirmiştir.

Romanı okurken, Grandet ailesinin geçmişini ilgilendiren her türlü şeyi z'aten bildiğimizi hissediyoruz. Onun için gerçek yaşamda olası bir soy bulmak kolay gibi geliyor. Zaten Balzac'ın Saumur'da yaşayan bir Jean Nivelleau'dan söz ettiği duyulmuştur. Basit bir kökeni olan bir cimri, bir tefeciymiş bu adam, seıvet yapıp Saumur dışında güzel bir mülk almış, sonra da X. Charles'ın muhafızlarından, emekli subay Baron de Grandmaison'ıın güzel kızıyla evlenmiş. Onların büyük yeğeni ve varisi Georges de Grandmaison, Balzac'ın Eugenie Grandet'yi bu adam kendisini damatlığa kabul etmeyince öç almak için yazdığım bildirmiştir. Bu olmayacak bir şey de değildir. Kitabın genelinde Eugenie Grandet'nin yaşamdan alındığına ilişkin birçok belini olduğuna dikkat etmemiz gerekir. Hakkında somut hiçbir şey bilinmeyen esrarengiz Mana 'don alınmıştır Eugenie. Grandet'nin öyküsü gerçek yaşamda bulunabilirse de, Grandet'nin öyküsü gerçektir denirse, bu gülünç olabilir. Bu başka tür bir gerçekliktir ve grandet, Jean Nivelleau değildir. Nasıl olabilirdi ki? Onu kendisi yapan unsurlar atalarının nesilleri olduğu kadar, evleri, içinde yaşadığı ve onu çevreleyen eşyaları, başının biçimi, burnunun uzunluğu ve üstündeki urudur da, adı bile Balzac'ın inandığı gibidir.

15

Balzac'm tanımladığı eski Saumur, büyük ölçüde ortadan kaybolduysa da, kalan izler Balzac'ın gerçekçiliğine tanıklık etmektedirler. Balzac'm bize verdiğinde direndiği arkeolojik doğruluksa da ve bu da kitaplarını bazen büyülü bir havaya bazen de yorucu tarih bilgisi deposu haline sokmaktaysa da, bunların Balzac'ın romanlarındaki önemi Dickens'in Londra'sı ve Balzac'ın Paris'iyle taşra kentleri aynı tür bir otantikliğe sahiptirler. Romancının, başında yaratıcı düşgücüyle onlara verdiği temel canlılıkla karakterler gibi yaşarlar. Hatta daha sonra her okuyucu tarafından kendi kafasında yeniden yaratılırlar. Filmlerin çok kötü yaptığı bir tür otantiklikte başarılı olunmaya çalışılmaktadır. Çünkü stüdyolardaki yeniden kurmalarda ve alınan fotoğraflarda çok az güç vardır. Bir romancının görüşüyle, düş gücünün çalışmasıyla karşılaştırınca böyledir bu. İlk bakışta Balzac'ın bazı planlarını ve karakterlerinin birçoğunu film endüstrisine sanki Tanrı göndermiştir. Ama filmler Balzac için yaşamsal olan birçok şeyi çıkarmaktan başka bir şey yapamazlar. Balzac'ın onlara tanımladığı gibi bir arka planla karakterlerin fotoğraflarını çekebilirler: Onların arasındaki ilişkileri verebilmek daha zordur, bir film yıllarca sürmez çoğu kez ama aynı yerde çeşitli kuşaklar yaşar. Pazar yerine ve Grandet'nin tarlalarının bulunduğu Loire'a çıkan Saumur'un eski ana caddesi öyküde geniş bir yer tutar. Ama elbette ki öykünün yüreği, şatonun duvarlarının gölgesindeki kasvetli, eski evdir. Madame Grandet'yle Eugenie'nin saatlerce oturup sıkıcı dikişlerle uğradaştıklan rengi solmuş salondur. Bu salonda birçok akşam toplanılmıştır. Sallanan, kurt yemiş merdivenler Grandet'nin çalışma odasına ve Charles'm tava narası odasına çıkar. Koridorun bir ucunda Nanon' un mutfağı vardır, sonra kemerli yol gelir. Evin havası çok etkilidir, aktörlere egemendir. Evi ilk gördüğünde küçümseyici bir şaşkınlığa düşen Charles bile onun etkisine girer, yengesiyle kuzininin niteliklerine uyar, evle ilgilenmeye başlar ve çok geçmeden evin kurallarını gülünç bulmamaya başlar.

16

Öykünün birçok önemli sahnesinin yer aldığı romantik bahçe Ameü'in yargısını anımsatır: «Bir toprak parçası aklın çerçevesidir.» Bu bahçe karakterlerin duygularını hem artırır, hem de uyandırır. Grandet'nin evinde olan her şeyin sesini artırır, yankılandım edebi olarak: Eugenie, Charles'in gelişinden sonra, sonbahar yapraklarının yere hafif, kuru bir sesle düşüşlerini penceresinden, sonra da annesinin ölüm yatağından izler. Charles'in kırık kalbinin hıçkırıkları, Nanon'un heyecanlı sesiyle Paris'ten gelen mektubu bildirişi. Eugenie duygularının açıklanışını orada bulur ve onun duygularına direnişinden, onun, başka türlü öğrenemeyeceğimiz, duygularının doğasını öğreniriz. Charles da bahçeyi ömrünce anımsayacaktır. Çünkü Grandet, babasının intihar haberini ona orada vermiştir. Ev ve bahçe yalnızca bir mekan olmaktan çok ötedirler.

Evi sıkıntılı ve yalnız olduğu halde Eugenie, annesi babası öldükten sonra oraya birçok nedenlerle bağlanır. Oraya kırılmaz, kopmaz bağlarla bağlıdır. Ev, onun bütün varlığını koşullamıştır ve sonunda onun bir simgesi olur.

Karakterleri etkileyen çeşitli nedenleri göstermek romanda büyük bir zaman alır. Balzac zaman içinde, zamandan yararlanarak karakterlerinin gelişimini verir bize. Balzac, Proust'a, benzer. Zamanın akışını planının amaçlan için kullanır ve Eugenie Grandet'de büyük bir hünerle okuyucuyu zamanının akışının bilincine vardırır.

Romanının başında Balzac, Saumur'un ana caddesini tanımlamakla gerçekten doğrudan doğruya konusunun içine dalar: Belki de kendi kendine önce ortam demiştir. Geleneksel yöntemiyle birçok sayfayı tanımlama ve sergilemeye ayırır. Böylece karakterleri kendi çevrelerine, koşullarına yerleştirir ve biz onlarla karşılaşıncaya kadar onların tüm yaşamlarını kapatır. Böylece, okurun temel aydınlanması burada büyük bir ekonomi ve berraklıkla başarılmıştır.

Sonra 1819 Kasım'ının özel bir akşamı, açılan sahneye dramatik bir boyut sağlar ve okur Grandet'nin aile çevresine

17

tanıtılır. O akşam, o sonbaharda, salonda ilk kez ateşin yakıldığı gündür. Eugenie'nin yirmi üçüncü doğum günüdür ve yemekte kendisinin evlenmesi konusuna değinilmiştir. Yemekten sonra varisle oğullarını evlendirmeyi amaçlayan rakip aileler doğum gününü kutlamaya gelirler. Onların varise sahte dostluk gösterilen ve tombala sırasında birbirlerini kıskanmalarından doğan komedi sürerken, birdenbire Paris'ten şaşırtıcı bir yabancı çıkagelir, onun gelişi trajediye ayarlanmış olan oyunun kaçınılmaz kıvılcımını çaktırır.

Eylem bir kez başladı mı, olaylar korkunç bir hızla birbirini izler. Dört gün içinde plan ortaya konur, kitabın geri kalanı yalnızca o dört günün yıllara taşan sonuçlarının anlatılmasıdır.

Eugenie, kuzinini ilk görüşte çarpılır. Ertesi sabah, baba Cnıchot'nun, Eugenie'nin Charles'la evlenme önerisine, Eugenie 'in babası şiddetli bir tepki gösterir. Bunun arkasından hemen Charles'ın babasının iflası ve intihan haberleri gelir. Romantik züppe, beş parasız, kalbi kırık bir oğlana dönüşmüştür. Bu durum onu Eugenie'nin sevecenliğinin daha da karşı konulmaz bir nesnesi haline getirir.

Balzac burada, karakterlerine derinlik vermek ve ışık tutmak için sık sık başarıyla uyguladığı planını uygular gene. Bize onlan birbirlerinin gözleriyle gördürür. Charles ve Eugenie 'nin birbirlerinde sevilecek neler bulduklarını göstermekten daha etkili bir yöntem olamazdı. Balzac bu arada Charles'm aşkının sürek/i olmayacağını, Eugenie'nin ise hastalığa dönüşecek bir tutkunun tohumlarını ektiğini bize çıtlatmıştır. Kitap boyunca, Eugenie'nin, babasını okurdan farklı gözlerle gördüğünü anlamaya zorlanırız. Eugenie geliştikçe babasının imajının da değişmesine ve tutkusunun içinde yerleşmesine karşın bu böyledir. Nanon 'da da efendisinin değişik bir imajı vardır. Karakterler değişik insanlar tarafından değişik bakış açılarından değerlendirildikçe yuvarlakladırlar ve bu değişik insanların görüş açılan karakterleri gözlemleyerek aydınlatırlar.

18

Charles dört gün içinde yeni durumunu kabul etmiş ve Doğu Hindistan 'da servetini aramaya karar vermiştir. Eugenie geri dönülmez bir aşka düşmüştür. Grandet parasını yatırmaya karar vermiş, kardeşinin alacaklılarına oynayacağı oyunu planlamış, deş Grassins'i Paris'e göndermiştir.

Bu dört gün boyunca geçenlerin tarihi, kitabın üçte birinden çoğunu doldurur. Grandet'nin evinin günlük yaşamını, Charles'in varlığıyla olan değişiklikleri karakterlerle birlikte saati saatine yaşarız. Gün bitiminde bile karakterlerden aynlmayarak gecenin bir bölümünü onlarla geçiririz. Charles'm geldiği gece onlan düşlerinde de izleriz. Eugenie'yle birlikte Charles'm ağlamalarını dinler, ikinci gece onun odasına çıkarız. Geceyarısı Grandet'nin altınını Nantes'a götürüşünü izleriz. Üçüncü gece de Eugenie'nin Charles'ın mektuplarını okuduğunu ve ona altın paralarını verdiğini görürüz. Dördüncü gece Grandet yorgundur, bu yüzden herkes erken yatar.

Bu dört günden sonra bir duraklama olur. Charles'a ve üç kadına sıkıfıkı bir aile grubu haline gelmeleri için az bir zaman verilmiştir. Çünkü Eugenie kısa kesilecek aşkının tadını alacak ve hemen sonra da Charles gidecektir zaten. Bu kısa mutluluk yalnız Charles ve Eugenie arasındaki bağlan kuvvetlendirmek açısından değil, evdeki kadınların niteliklerinin ortaya çıkıp sağlamlaşması açısından da önemlidir. Sonraki yıllann kuru çölüyle çelişki oluşturan bir vaha oluşmuştur böylece.

Özellikle öykünün bu bölümünde Balzac, ana karakterlerinin bütün duygu ve davranışlarının nedenlerini mutlak olarak açıklamıştır. Karakterlerin davranışlarının doğallığı çok çarpıcıdır. Çünkü o dönemde yazarlar daha çok pitoresk ve romantik olanla ilgileniyor, psikolojik gerçeklere pek yüz vermiyorlardı. Küçük bir örnek verirsek Eugenie'yle annesinin, Grandet, Charles'a babasının ölümünü haber verdiğinde döktükleri gözyaslan, gerçek gözyaşlarıdır, 18. yüzyıl sonlarının romanlanndaki kahramanların romantik gözyaşları gibi değildir.

19

Modem anlayışa, modern İngiliz görüşüne göre keder karşısında metin olmak gerekir. Charles'ın hıçkırıkları, hızlı hızlı ağlaması elbette bağışlanamaz. Balzac bu eleştirimizi söyle karşılıyor: «O daha çocuktu, duyguların kendilerini oldukları gibi cıcığa vurdukları yaştaydı.» (Sürekli olarak Eugenie ve Charles'ın bu dönemde hızla değiştikleri anımsatılır okura ve ilerde daha da değişeceklerdir.)

Charles gidince Grandet'nin evine geri döneriz. Uç kadın onun ayrılışından ötürü üzgündürler, ama yeni bir ilgi alanı ve sırla birbirleıine daha çok bağlanmışlardır, «iki ay böylece geçti.» Ve biz ilk gün boyunca ve sonraki günlerde üç Grandet'ler ve Nanon'la çok içli dışlı yaşadık, nasıl yaşadıklarını iyice öğrendik. Sonunda 1819'un «Yeni Yıl Günü» gelir ve Grandet, Eugenie'nin altınının gitmiş olduğunu keşfeder. Tutkusunun baskısıyla Eugenie'nin doğası içinde saklı olan gizli Grandet gücünü geliştirir ve Grandet 'in tutkusuyla kızının altınlarını ne yaptığını söylememe konusundaki karşıt tutkusu çarpışırlar. Aylar sonra, daha da melodramatik bir sahnede, baba kız aralarında Charles'ın tuvalet kutusu karşı karşıya gelirler. İkisinin de ellerinde birer bıçak vardır, biri kutudan bir parça altın sıyırmak için bıçaklıdır öbürü de eğer babası böyle bir şey yapacak olursa kendini bıçaklayıp öldürmek için.

Balzac'm Grandet'ye büyük bir sempati duyduğu, kızının meydan okumasına da öfkelenip şaşkınlığa düştüğü açıktır. Balzac'a göre, «Devrim»in en kötü sonuçlarından biri, toplumun düzenli gruplarını çözmesidir. Örneğin aile birliği kuşkulu üyelerin topluluğuna dönüşmüştür. Temelde topluma karşı tutkular ve bencilce basanlar yüzünden hepsi birbirleriyle çatışmaktadırlar. Anne baba otoritesinin kayboluşu ulusal birlikteki büyük bir elemanın kaybolmasıyla eş anlamlıdır, Balzac' m romanlarının bazdan bunun tatsız sonuçlarını anlatır. Ve burada «Yasa»yı babasına karşı kullanan bir evlat vardır, parasıyla ne isterse yapabileceğini söylemektedir. Babası Grandet bile olsa bu üzülünecek bir şeydir.

20

Babanın da kızın da tutkularının topluma karşı sonuçlan vardır. Bu ikisinin karşıtlığı onların gelişimini sağlar ayrıca.

Eugenie'ninki doğal bir tutkudur ve bize babasınınkinden çok daha sempatik gelir. Bunun başlayışı Eugenie'ye çok yararlı olmuştur, görüşleri genişlemiş ve derinleşmiştir, ona düşünce ve eylem özgürlüğü vermiştir. Ama bir de yıkıcı gücü vardır ki, bu bize çok yavaş verilir: Tutku içine dönmüştür ve ' Eugenie günlerini bahçede, yosun tutmuş sırada oturup Charles'la geçen günleri düşünerek geçilmektedir. Oysa ki Charles, onun karakter analizleri ile çok iyi hazırlandığımız gibi, kaçınılmaz olarak onu unutmuştur bile. Ama bir yerde Grandet'nin tutkusunun da onun gücü üzerinde yararlı bir etkisi vardır: Para kazanmaktaki hünerini sanki bir deha gibi geliştirmektedir.

Sonra bunu, Madame Grandet'nin ölümü, Eugenie'nin yavaş yavaş babasının sırlarına girişi gibi olay ve durumlarla belirlenen uzun yıllar izler. «Böylece beş yıl geçti ve- Eugenie'yle babasının sürdürdükleri tekdüze yaşamın bir gününü öbüründen ayırt edecek hiçbir olay olmadı.» Monsieıır Grandet ölür. Deş Grassins'ler koşuyu bırakırlar ama Crutcho'lar mücadeleyi yenilerler; Madame deş Grassins de onları rahatsız etmek, çabalarını baltalamak için yeni bir talip olarak Manıquis de Froidfond'u öne sürmek konusunda elinden geleni yapar. Eugenie hiçbir yorumda bulunmaz, yalnızca bir gece yatağa yatarken Nanon 'a «Nasıl olabilir Nanon, yedi yıldan beri bana hiç yazmadı,» der.

Kitabın başından sonuna kadar her olayın tarihi verilmiş ve olaylar arasındaki ara dikkatle belirtilmiştir. Romanın son bölümü, -ki bu karakterlerin hayatlarında yıllan alır,- diğer zamanlara göre çok az sayfa kaplar (kitabın üçte birinden azı, Charles'ın ayrılışından sona kadar olan bölüm), ama onu okıırkcn gene de yavaş, tekdüze akıp giden bir zaman bilincine vannz. Bu, salondaki eski saatin tiktaklarıyla, Grandet'nin tutkusu büyürken melekelerinin zayıflamasıyla, Eugenie'nin

21

aşkının kendi kendisiyle beslenen bir tutkuya dönüşmesiyle, Grassins ve Cruchot ailelerindeki değişimler ve kayıplarla, Charles'm gelişimini açıklayan satırlarla vurgulanır.

Sonunda Charles'dan o ölümcül mektup gelir ve Charles'ın tanıdığı kızdan çok farklı olan gene de yalnızlığı, soyutlanması içinde duygusal ama izlediğimiz gelişimiyle istemi güçlü, bağımsız bir kadın haline gelen Eugenie'den kararlı bir eylem çıkar. Babasının alacaklılarının bütün borçlarını ödeyerek Charles'a büyük bir armağan vermek Eugenie'nin içten, hesapsız cömertliğine çok uygundur ve bir defada Charles'la bütün ilişkilerini kesmek ve Grandet'nin alacaklılarla oynadığı oyuna son vermek güzel, dramatik Balzac tarzı bir bitiriştir. Sonunda Charles'la de Bonfons arasındaki komik sahnede Eugenie'nin kuzininin portresine son fırça darbesini vurur. Balzac'm deyişiyle, «dokuz yıl önce başlayan dramın sonucu» Eugenie'nin Bonfons'a evlenme dileğini bildirisiyle noktalanır. Eugenie yazgısına cepheden bakar. Geleceğin onun için neler getireceğine, de Bonfons'un kendisinde neyi çekici bulduğuna ilişkin hayale kapılmaz. Gene onun koruyucusu olmak isteğinde, onurunda, gücünde duygusal bir güven vardır. De Bonfons «dürüst bir dost ve onurlu bir adamdır», Eugenie'nin neredeyse akraba olacak kadar uzun süredir tanıdığı bir adam, Eugenie kararını verir ve bir an önce eyleme geçer. De Bonfons gittikten ve kendisine dönünce ödülünü alacağı sözü verildikten sonradır ki, Eugenie gözyaşlarına gömülür. Onun büyüyüp trajedinin gerilimine yükseldiğini görürüz. Öykünün, sonunda Charles'la paylaştığı başka bir düşe döndüğünü görürüz -Tanrı düşü.- Grandet'nin altınını halkın hayrına harcamak, Eugenie insan sıcaklığından neler kaybettiğinin farkındadır. Büyük zenginliği komşularıyla olan ilişkilerini engeller, katı bir yaşlı kız olur. Yıllardır izlediği dar, sıkı yöntemler sonunda babasının olduğu gibi, onun da yöntemleri haline gelmiştir. Balzac'm yazdığı zamanki günlere böylece dönmüş olu

ruz.


 

Yorum ekle

Facebook Grubumuza Katılın!

Site Bilgileri



sa  mysa