|
Sayfa 1 / 3
EVLİLİK
Kadın evlilik teklifini kabul veya reddetme hakkına sahiptir. Peygamberin (uygulamaları) öğretilerine göre evlilik sözleşmesinin geçerli olması için onun rızası önceden gereklidir. Eğer izni olmaksızın bir kadını evlendirmek üzere evlilik sözleşmesi yapılmışsa dilerse kadın bu sözleşmeyi feshedebilir.
“İbn Abbas bir kızın Allahın peygamberine gelerek, babasının, izni olmaksızın kendini evlendirmeye zorladığını bildirdiğini, Allahın peygamberinin de (evliliği veya reddetme) seçimini ona verdiğini rivayet etmiştir. (İmam Ahmed, hadis no: 2469) hadisin diğer bir rivayeti de kızın: “Gerçekten ben bu evliliği kabul ediyorum fakat, bütün kadınların babalarının onlara herhangi bir kocayı zorlama haklarının bulunmadığını bilmelerini istiyorum” (İbh Mace) dediği rivayet edilmiştir.
Koca müzakere ve şefkat çerçevesinde ailenin nafakası, koruması ve reisliğinden (kıvame) sorumludur. Müştereklik ve kadın ile kocanın bir birini tamamlaması her bir parçanın diğerine “uşak” olmasını ifade etmez. Peygamberimiz, sorumluluğunun ve toplumdaki görevinin çok geniş olmasına rağmen kendi ailesine günlük işlerinde yardımcı olmuştur.
Anneler çocuklarını, emzirmeyi tamamlatmak isteyen baba için, tam iki sene emzirirler. Anaların yiyecek ve giyeceğini uygun bir şekilde, sağlamak çocuk kendisinin olan babaya borçtur. Herkese ancak gücü nisbetinde teklifte bulunulur. Ana çocuğundan, çocuk kendisinin olan baba da çocuğundan dolayı zarara sokulmasın. Mirasçıya da aynı şeyi yapmak borçtur. Ana baba aralarında danışarak ve anlaşarak sütten kesmek isterlerse, ikisine de sorumululuk yoktur. Çocuklarınızı sütanneye emzirtmek iserseniz, vereceğinizi örfe uygun bir şekilde öderseniz, size sorumluluk yoktur. Allah'tan sakının, yaptıklarınızı gördüğünü bilin. 2,227.
Peygamberimiz Müslümanlara kadınlarla ilgili olarak: ‘kadınlara iyi davranmayı size tavsiye ediyorum’ buyurmuştur. Yine “sizlerin en iyisi ailesine (eşine) en iyi olanınızdır” buyurmuştur. Kuran kocaları, eşleriyle kavga etseler veya kendi içlerinde onlara karşı bir isteksizlik olsa da onlara iyi davranma ve düşünceli olma yönünde teşvik etmektedir. Yine Kuran, İslam öncesi Arap uygulaması olan ölen babanın üvey çocukları, ölen kimsenin mirasıymış gibi hanımlarını miras edinme uygulamasını kaldırmıştır.
Ey İnananlar! Kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkamanız size helal değildir. Apaçık hayasızlık etmedikçe onlara verdiğinizin bir kısmını alıp götürmeniz için onları sıkıştırmayın. Onlarla güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız, sabredin, hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok hayırlı kılmış olabilir. Kuran: 4,19
Evlilikle ilgili problemler ortaya çıkması durumunda, Kuran çiftleri adalet ve doğruluk ruhuyla kendi kararlarını kendilerinin vermelerini teşvik eder. Hiçbir şekilde Kuran aile de şiddeti, fiziki teması teşvik etmez, izin vermez veya göz yummaz. İstisnai durumlarda, ve boşanma gibi büyük bir zarar ihtimali varsa kocaya, herhangi bir yara izi veya fiziki zarara sebep olmayacak şekilde eşine hafifçe vurma izni verir. Hafif bir tokat bazı durumlarda kadının mantıksız hareketlerinin farkına varmasına neden olabilir. (refraction kırılma-dönme, ancak dipnotta tartışılan diğer merhaleler bittiğinde başvurulabilir) Eğer yumuşak tedbirler evliliği çökmekten önleyemezse son çare olarak tokata baş vurulmamalıdır. Gerçekten Kuran evlilik hayatlarında kadın ve kocaya kendi problemlerini çözmeleri için mantıklı ve makul yaklaşımlar çıkarmaktadır. Eşler arasında tartışmalar çözülmezse, Kuran eşler adına ailelerinin arabuluculuğunu bir çözüm olarak önerir.
Son çare olarak boşanmaya izin verilir fakat teşvik edilmez. Çünkü Kuran sadakatin ve fertlerin mutlu olma haklarının korunmasına değer verir. Evliliğin sona erme şekilleri; kocanın teşebbüsü, kadının teşebbüsü (eğer evlilik sözleşmesinin bir parçasıysa) kadının girişimi üzerine mahkemenin karar vermesi (yasal bir nedenden dolayı) evlilik hediyelerini (kocasına geri göndermek şartıyla kadının ‘bir sebep’ olmaksızın teşebbüsü...
Gerçeğin özü, islam var olanlar içinde en insani ve hakkani boşanma sistemine sahiptir. İlk önce boşanma kararına varmadan önce bir çok seçenekler alınır ve uygulanır. Erkek ve kadın artık başarılı birşekilde birlikte yaşayamayacaklarsa, koca (çoğu durumda fakat her zaman değil) ‘seni boşadım” diyerek boşamayı teleffuz eder. bu noktadan itibaren iddet bekleme başlar. İddet süresi kadının hamile olmadığının anlaşılabilmesi için üç hayz dönemidir. Bu zaman eşlere ne yaptıklarını ve gerçekten yapmak istediklerinden emin olmalarını sağlamak için fırsat verir. ?????????????
Kadının hamile olduğu anlaşılırsa iddet hamilelik boyunca devam eder. Kadın hamile olsun veya olmasın erkek boşama teleffuzundan önce olduğu gibi onun giyecek yiyecek ve barınak ihtiyaçlarını karşılamk zorundadır. Eğer eşler boşanmayı çocuk doğuncaya kadar devam ettirmişlerse kadın çocuğu emzirir, erkekte boşandığı eşinin yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını çocuğu emzidiği sürece (en çok iki yıl) vermek zorundadır. Sütten kesilince çocuğun ihtiyaçları desteğe ihtiyacı kalmayıncaya kadar babası tarafından temin edilir.
Amerika gibi “gelişmiş bir toplum”da kadınların eşlerine boşanma durumunda nafaka ödemeye zorlanmaları çok ironiktir. Bu ve Amerikanın boşanma sistemine dair bildiğimiz nice şey islamın boşanma sistemi ile kıyaslanabilir mi?
Küçük çocukların (yedi yaşına kadar) vesayet hakkında öncelik anneye verilmiştir. Sonraları çocuk vasi olarak anne veya babasını seçebilir. Vesayetle ilgili sorular ebeveynlerin çıkarlarını ve çocuğun iyiliğini dengeleyecek bir tarzda sorulmalı.
POLYGAMY
Şimdi de Poligaminin çok önemli bir meselesini halledelim.
İslam çok eşle evliliği tamamen yasaklamaz, fakat sınırlandırır. Bir taraftan bir kimsenin alacağı eş sayısını dörtle sınırlandırırken diğer taraftan da belli şartlar koşar ve herkesin birkaç eş almasına izin vermez.
Ortaçağ boyunca anti-İslam propagandası zirvedeyken İslam karşıtları çok eşle evlilik adetini icat edenin İslam Peygamberi olduğunu tekrarlamaları şaşırtıcıdır. Onlar bu adetin islamın temeli olduğunu ve islamın değişik insanlar arasında yayılışının bundan kaynaklandığını ileri sürdüler. Aynı zamanda, onlar Poligaminin Doğu insanınn düşüşünün de sebebi olduğunu iddia ederler.
Will Durant ‘History of Culture” sayı 1, isimli kitabında Orta çağ kilisesi, çok eşle evliliğin İslam Peygamberinin icadı olduğuna inandıklarını söyler. Halbu ki bu gerçek değil. Bildiğimiz gibi ilkel toplumların evlilik hayatında, erkekler daha çok avlanma ve savaşla meşguldüler ve ölüm oranı onlar arasına daha yüksekti. Kadın sayısı erkek sayısından fazlalaşınca bu sistemi uygulamak esas oldu. Kadınların evlenmeksizin kalmaları imkansızdı. Çünkü ilkel toplumlarda ölüm oranı fazlaydı ve her kadının çocuk doğurması gerekirdir. Şüphesiz bu sistem sadece kadınların erkeklerden fazla olmasıyla değil onları sayı bakımından arttırdığı için bu toplumlara uygundu. Modern zamanlarda daha güçlü ve sağlıklı erkekler hayatlarının geç dönemlerinde evlenir ancak birkaç çocuk sahibi olabilirler. Eski çağlarda ise güçlü erkekler en iyi kadınları alır ve çok çocuk sahibi olurlardı. Bundan dolayıdır ki bu uygulama sadece ilkel insanlar arasında değil medeniler arasında da çok uzun bir zaman devam etti. Ancak yakın bir zamanda bu uygulama doğu ülkelerinde kaybolmaya başladı. Tarımsal hayat erkeğin hayatını düzenleyip sıkıntıları ve eski zamanların tehlikelerini azalttı. Bunun sonucunda erkekle kadın sayısı neredeyse eşitlendi. Şimdilerde ise ilkel toplumlarda bile poligami az sayıdaki varlıklı azınlığın ayrıcalığı olurken büyük çoğunluk tek eşle yetinmek zorunda ve ek bir zevki ancak zina yoluyla oda mümkün olursa gerçekleştirebilirler.
Gustav Leabeon’da kendi kitabı ‘History of Culture’de; hiçbir doğu adetinin poligami kadar adının kötüye çıkmadğını, Avrupa’nın da hiçbir adeti bu derece saptırmadığını söylüyor. Avrupalı yazarlar poligaminin islamın temeli oduğunu ve yayılışının en büyük sebebi olduğuna inanırlar. Onlar bu adetin Doğu insanını düşüşünden sorumlu olduğuna da inanırlar. Bunun haricindeki diğer itirazlar doğu kadınına sempati göstererek, kötü talihli kadınların dört duvar arasına hapsedildiğine dair iddiaların ileri sürülmesi. Onlar, kadınlar tarafından yerine getirilipte aile reisinin beğenmediği bir eylemden dolayı onların ölüme maruz kalabileceğini de söylerler. Bu tür fikirlerin hiçbir temeli şüphesiz yoktur. Tarafsız Avrupalılar şunu bilmelidirler ki, ailevi ilişkileri güçlendiren ve uygulayan insanların ahlaki canlılığıda sağlayan bu çok eşle evliliktir. Bu adetten dolayı Doğu kadını batı kadınından daha saygındır. Bu noktayı ispat etmeden önce bu adetin islamla asla ilişkilendirilmeyeceğini açıklamak gerekir. İslamdan önce bile Yahudiler İranlılar araplarda dahi bütün doğu halkı tarafından poligami uygulanmaktaydı. Doğuda islamı seçen insanlar bundan bir fayda sağlamadılar. Şimdiye kadar poligami gibi bir adeti icad edecek veya ortadan kaldıracak güçte bir din gelmedi. Hiçbir din tarafından ilk olarakta tanıştırılmadı. Poligami iklim ve ırk karakteristiği ile Doğunun yaşam tarzıyla ilgili diğer sebeplerin oluşturduğu bir şeydir. iklimin böyle bir adetin oluşmasına uygun olmadığı batıda bile monogami sadece hukuk kitaplarında bulunur gerçek hayatta izine bile rastlanmaz. Doğunun insanları arasında bulunan yasal poligaminin batının insanları arasındaki gizli poligamiden nasıl ve hangi yolla küçük görüldüğü bilinmemektedir. Görünüşte, önceki daha şerefli ve güzel. Doğunun insanları bir Avrupa ülkesini ziyaret ederlerken kendi adetlerinin Avrupalılarca eleştirildiğinyle karşılaştıkları zaman doğal olarak şaşırık sıkılıyorlar.
İslamın poligamiyi icat etmediği bir gerçektir. İslam sadece onu sınırlandırmış ve onun için üst sınır koyarak katı şartlar vaz etmiştir. Bu adet İslamı kabul eden insanların çoğu arasında vardı. Onlar sadece islam tarafından vaz edilen şartlara uymak zorundaydılar.
Christenson kendi kitabı ‘İran Durin the Sassanian Perio” isimli kitabında; Poligami ailenin temeli olarak düşünülürdü. Alacağı kadın sayısı kısmen erkeğin varlığına bağlıydı. Genel bir kural olarak fakir insanlar birden fazla kadına bakamazlardı. Aile reisinin bu tür özel hakları vardı. Eşlerden birisi gösde olarak tüm haklardan faydalanırdı. Diğer hanımlar ise sadece köle muamelesi görürlerdi., bu iki sınıfın hakları tamamen farklıdır. Köle kızlarda hizmetci kadınlar arasında dahil edilirdi. Tek bir erkeğin kaç tane gözdesinin olduğu bilinmezdi. Fakat değişik hukuki yazılardan iki tane gösde hanımın bulunduğu anlaşılıyor. Her ikisi de evin sahibesi olarak isimlendirilir ve ayrı evlerde yaşarlardı. Kadın yaşadığı sürece koca gözdelerin rızkını temin etmek zorundaydı. Ergenlik çağına kadar her erkek çocuk evleninceye kadarda her kız çocuğu aynı haklara sahipti. Fakat yalnızca hizmetçi-eşlerin erkek çocukları babanın ailesine dahil olrudu.”
“Social History of Iran from the fall of the Sassanians to the fall of the Omayyads’ isimli kitabında Merhum Said Nafisi: “Erkeğin evlenebileceği kadın sayısı sınırsızdı ve Grek belgelerinde bir erkeğin yüzlerce kadını evine alabileceği zamanlar müşahede edilmiştir. Montesqieu bir roma tarihçisinden alıntı yaparak Hristiyanlığı kabul etmediklerinden dolayı kimi Romalı Filozofların Romadan kaçarak İran Şahı Khusro Prviz’e sığındıklarını yazar. Onlar poligaminin meşru olmasıyla birlikte İranlı erkeklerin diğerlerinin eşleriylede samimi oldukları görünce şaşırmışlardır.
Romalı filozofların sadece Fars kralı Anushirwan’ın, Khusro Praviz’in adaletine sığınmadıklarınada işaret etmek gerekir. Montesqieu ikincisini sadece yanlışanlaşılmadan dolayı zikretmiştir.
İslam öncesi dönemde de Araplar sınırsız sayıda eş alabilirlerdi. Üst limiti emreden İslamdır. Tabiatıyla bu dörtne fazla hanımı olanlar için bir problem teşkil etmekteydi. İstisna idurumlarda bazıları on tana bile alabilirdi. Onların altısını bırakmak zorunda kaldılar.
Yukarıdaki açıklamalardan Poligaminin İslamın icadı olmadığı açıktır. İslam sadec onun sınırlandırmış fakat tamamen de yasaklamamıştır. Gelecek bölümlerde bu adetin yükselmesinin sebeplerini ve İslamın niçin Onu ortadan kaldırmadığını açıklayacağız. Yine biz modern zamanların kadın ve erkeği bu adete karşı kışkırtmak zorunda kaldığının sebeplerini araştıracağız.
Polygamy in the Judeo-Christian tradition
Kitabı Mukaddes çok eşle evliliği yasaklamaz. Aksine Eski Ahit ve Rabbilerin yazmaları çok eşle evliliğin meşru olduğunu kabul eder. Hz Süleymanın 700 hanımı ve üz yüz cariyesi olduğu rivayet edilmektedir (1. Kırallar 11:3). Yine, Hz. Davud’un çok sayıda hanımı ve cariyesi olduğu rivayet edilir (2.Samuel 5:13). Kitabı Mukaddes te terekenin murisin diğer eşlerinden olma erkek çocukları arasından pahlaştırılacağına dair emirler yer alır (Sayılar 22:7). Poligami üzerindeki tek sınırlama kız kardeşlerin aynı anda bir kimsenin nikahı altında bulunamamasıdır (Levililire 18:18) Talmud en fazla dört kadını tavsiye eder[1]. Avrupa Yahudileri onaltınca asra kadar çok eşliliği devam etkirdirler. Doğu Yaudileride çok eşliliğin yasak olduğu İsraile göçünceye kadar bu uygulamayı devam ettirdiler. Fakat, bazı durumlarda sivil hukuku geçersiz kılan dini hukuk altında çok eşle evliliğe izin verilir[2].
Yeni ahit çok eşlilik hakkında ne söyler? Papaz Eugene Hillman nın açıklayıcı kitabına göre çok eşle evliliği yeniden inceler; “İncilin hiç bir yerinde evliliğin tek eşle olacağına veya çok eşle evliliğin yasak olduğuna dair hiçbir emir yoktur”[3]. Dahası, Hz İsa kendi toplumu Yahudilerde çok eşlilik uygulaması olmasına rağmen çok eşle evliğe karşı çıkmaz. Peder Hillman Roma kilisenin Grek-Roma kültürüne (cariye ve fahişeliğe müsaade ederken tek eşle evliliği emreder) uymak amacıyla çok eşle evliliği yasakladığının altını çizer. O St. Augustine’nin ‘Şimdi bizim zamanımızda Roma adetlerine uymak için başka bir eş almaya artık izin verilmemektedir’[4] sözünü nakleder. Afrika kiliseleri ve Hristiyanları Avrupalı kardeşlerine sık sık Kilisenin çok eşle evliliği yasaklamasının kültürel bir adet olduğunu Hristiyanlığın emri olmadığını hatırlatırlardı.
Kuranda çok eşle evliliğe izin verdi fakat bunu bir takım kısıtlamalarla kayıt altına aldı:
“Şayet öksüzler hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, hoşunuza giden başka kadınlarla ikişer, üçer ve dörder tane evlenebilirsiniz; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane alın. 4,3
İncilin aksine Kuran, eş sayısını eşlere eşit ve adil muamele gibi sıkı şartlar altında dörtle sınırlandırır. Kuranın çok eşle evliliğe zorladığı veya çok eşle evliliği ideal olarak düşündüğünün çıkarılamayacağını da belirtmek gerekir. Diğer bir deyişle, Kuran çok eşliliği “müsade etti” veya “izin verdi” fakat niçin? Niçin çok eşliliğine izin verilsin? Cevap basit: çünkü çok eşle evliliği zorlayıcı sosyal ve ahlaki sebeplerin olduğu zaman ve durumlar vardır. Yukarıdaki Kuran ayetinin de işaret ettiği gibi İslamda çok eşlilik konusu yetim ve dullara karşı toplum görevinden ayrı bir şekilde anlaşılamaz. bütün zaman ve mekana uygun olana bir din olarak İslam, bu mücbir sorumlulukları görmezlikten gelmez.
Bir çok toplumda kadın sayısı erkek sayısından fazladır. Amerikada erkeklerden en az sekiz milyon fazla kadın var. Gueana gibi ülkelerde her 100 erkeğe 122 kadın düşmektedir. Tanzanya da her 100 kadına 95,1 erkek düşer[5]. Böyle bir dengesizliğe karşı toplum ne yapmalı? Değişik çözümler olabilir: bazıları müzmin bekarlığı tavsiye edebilir, diğerleri de kız çocuklarının diri diri gömülmesini (bu gün dünyada bazı toplumlarda olduğu gibi!). daha başkaları da bütün: fahişelik, evlilik dışı ilişki, homoseksüellik gibi yollara izin verilmesini bir çıkış olarak görebilir.
Bu günkü Afrika toplumları gibi bir çok toplumda kültürel olarak kabul edilmiş, sosyal yönden saygın bir kurum olarak çok eşle evliliğe izin verilmesi en şerefli çıkıştır. Batıda çoğu zaman yanlış anlaşıldığı gibi diğer kültürlerde kadın çok eşle evliliğe kadının alçaltılmasının bir işareti olarak bakmamaktadır. Örneğin bir çok Afrikalı gelin –Hristiyan olsun, Müslüman veya başka bir dinden,- sorumlu olarak bilinen evli birisiyle evlenmeyi tercih etmektedirler. Bir çok Afrikalı kadın kendilerini yalnız hissettiklerinden dolayı kocalarını tekrar evlenmeye zorlamaktadırlar[6]. Nijeryanın en büyük ikinci şehrinde yaşları 15 ile 59 arasında değişen altıbin kadın üzerinde yapılan araştırmaya göre kadınların yüzde altmışı eşlerinin başka bir kadınla evlenmelerini memnuniyetle karşılamaktadır. Sadece yüzde yirmi üçü, eşini başka bir hanımla paylaşma fikrine kızmıştır. Kenyada yapılan bir araştırmaya görede kadınların yüzde yetmiş altısı çok eşle evlilik hakkında olumlu görüş bildirmişlerdir. Kenyanın kırsal kesiminde gerçekleştirilen bir araştırmaya görede yirmi yedi kadından yirmi beşi çok eşle evliliğin tek eşle evlilikten daha iyi olduğunu düşünmüşler. Bu kadınlar, eşler birbirleriyle işbirliği yaparlarsa çok eşle evliliğin mutlu ve faydalı bir tecrübe olduğunu hissederler[7].
Afrika toplumlarında poligami o kadar saygın bir kurum haline geldi ki, bazı Protestan kiliseleri ona tolerans göstermeye başladılar. Kenya’daki Anglikan kilisesi piskoposu: “eşler arasındaki sevginin ifadesi olarak monogamı daha ideal olabilir, fakat kilise çok eşliliğin sosyal olarak kabul edildiği toplumlarda, monogominin Hıristiyanlığa ters olduğu fikrinin artık makul olmadığını düşünmeye başlamalı”[8]. Afrika’daki poligamiyi çalıştıktan sonra Anglikan kilisesinden Peder David Gitari terkedilmiş kadınlar ve çocuklar düşünüldüğünde ideal olarak uygulanırsa, çok kadınla evliliğin boşandıktan sonra yeniden evlenmekten daha Hristiyanca olduğu kanaatindedir[9]. Bende şahsen Batıda yüksek eğitim görmüş Afrikalı kadınlar, yıllarca batıda yaşamalarına rağmen çok eşliliğe karşı çıkmazlar. Amerika’da yaşayan bir tanesi ciddi olarak kocasını çocukların yetiştirilmesinde kendine yardımcı olacak ikinci eş almaya zorlamıştır.
Cinsiyet oranlarındaki dengesizlik savaş zamanlarında daha fazla problem olur. Amerikanın yerli Kızıldereli kabileleri savaş sırasındaki cinsiyet oranlarındaki dengesizlikte çok fazla sıkıntı çekerler. Bu kabilelerde yüksek satutüye sahip kadınlar, poligamiyi gayri ahlaki faaliyetlere karşı en iyi koruma olarak görürler. Avrupalı yerleşimciler (göçmenler) herhangi bir alternatif göstermeksizin Kızıldereli ailelerin çok eşliliğini ayıplarlar[10]. İkinci dünya savaşından sonra Almanyada erkeklerden 7300000 fazla kadın vardı (bunlardan 3.3 milyonu duldu). 20-30 yaşları arasındaki her yüz erkeğe yine aynı yaşlarda 162 kadın düşmekteydi[11]. Bu kadınlardan çoğu erkeğe bir arkadaş olduğu için değil de, eşi benzeri görülmemiş sefalet ve zorluk döneminde aile halkının rızkını temin etmek için ihtiyaç duymaktaydı. Muzaffer Müttefikler ordusunun askerleri bu kadınların zafiyetinden faydalandılar. Bir çok genç kız ve dul işgal kuvvetleriyle evlilik dışı ilişkiye girdiler. Bir çok Amerikan ve İngiliz askeri kendi ihtiraslarını sigara, çikolata ve ekmek karşılığında gerçekleştirdiler. Yabancıların getirdiği bu hediyelerden dolayı en çok çocukları sevinirirdi. Diğer çocuklardan bu hediyeleri on yaşındaki bir çocuk bütün kalbiyle annesine bir ‘İngiliz’ isterdi ki, bundan sonra artık açlık sıkıntısı çekmesinler[12]. Biz bu noktada kendi vicdanımıza sormalıyız: bir kadın için hangisi daha şerefli? Yerli Kızıldereli kabilelerinde olduğu gibi kabul edilmiş, saygı duyulan bir kadın mı? Yoksa ‘Medeni’ Müttefiklerin yaklaşımında olduğu gibi gerçek bir fahişemi? Başka bir deyişle, Kuranın önerisi mi, yoksa Roma İmparatorluğu teolojisi mi bir kadın için daha şereflidir?
1948 yılında Münih’te düzenlenen Uluslar arası gençlik konferansında Almanya’daki cinsiyet oranlarındaki aşırı dengesizliğin tartışılması dikkat çekicidir. Hiçbir çözüm üzerinde anlaşılmadığı zaman bazı katılımcılar poligamiyi önerdi. Diğer katılımcıların ilk tepkileri nefret ve şok karışımıydı. Fakat, teklifi dikkatlice tartıştıktan sonra bunun tek çıkar yol olduğu kabul edildi. Sonunda poligami konferansın kapanış bildirgesine dahil edildi[13].
Dünya bugün daha fazla kitle imha silahına sahip ve Avrupa kiliseleri er yada geç poligamiyi tek çıkış yolu olarak kabul edebilirler. Peder Hillman bu gerçeğin düşünceli bir şekilde farkına vardı:
“Bu soy kırım tekniklerinin (nükleer, biyolojik, kimyasal...) cinsiyetler arasında çok önemli oranda dengesizliğe sebep olabileceği ve bunun sonucunda çok eşli evliliklerin hayatın devamı için gerekli olabileceği düşünülebilir... o zaman önceki gelenek ve hukukların aksine, çok eşle evlilik lehine önemli tabii ve ahlaki eğilimler ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda ilahiyatçılar ve kilise liderleri çokeşle evliliği haklı çıkaracak önemli nedenler ve kitabı Mukaddesten metinleri hızlıca bulmalılar.”[14]
Günümüzde de, çok eşle evlilik modern toplumların sosyal problemlerinin çözümü için pratik bir çözüm olmaya devam etmektedir. Poligamiye izin verilmesiyle ilgili Kuranın zikrettiği toplumsal yükümlülükler, Afrika’dan çok Batı toplumlarında görülebilir. Örneğin bu gün Amerika da siyah toplumda aşırı bir cinsiyet krizi var. Her yirmi siyah gençten biri yirmi bir yaşına gelmede ölüyor. Cinayet, Yirmi ile otuz beş yaşları arasındaki bu gençlerin başlıca ölüm sebebidir[15]. Bunun yanında bir çok siyah genç işsiz, hapiste veya uyuşturucu kullanıyor[16]. Sonuç olarak 40 yaşındaki her dört siyah kadından biri, -her on kadında bir olan beyazlarla kıyaslandığı zaman- hiç evlenmiyor[17]. Dahası, bir çok siyah kadın yirmi yaşına ulaşmadan yalnız yaşayan anne oluyorlar ve nafakasını temin edecek birine ihtiyaç duyuyor. Bu trajik durumun nihayi sunucu, hızla artan sayıdaki siyah kadın şimdi ‘erkek paylaşımı’na giriyor[18]. Bundan dolayı bir çok talihsiz siyah kadın evli erkeklerle ilişkide bulunuyor. Çoğu zaman da hanımlar kendi kocalarını başka bir kadınla paylaştıklarının farkında bile değiller. Afrika-Amerika toplumunda erkek paylaşımını gözlemlemeyn kimseler, Amerikan toplumunda daha geniş çapta hayati değişiklikler yapılıncaya kadar siyah erkek azlığına bir çözüm olarak çok kadınla evlilik üzerinde anlaşmayı önerirler[19]. Onlar üzerinde anlaşılmış poligami’den, toplumun onayladığı ve katılan bütün tarafların anlaştığı genellikle hem kadına geniş anlamda da topluma zararı olan gizli erkek paylaşımına karşı poligamiyi kastediyorlar. Afrikan-Amerikan toplumunda erkek paylaşımı 27 Ocak 1993 yılında Philadelphia’nın Temple Universy’de düzenlenen panelin konusuydu[20]. Bazı konuşmacılar poligamiyi krizden çıkmamın elde mevcut bir yolu olarak önerirken özellikle fahişelikle metresliğe müsaade eden toplumlarda poligaminin kanunla yasaklanmamasını önerdiler. Bir dinleyici kadının Afrikan-Amerikalıların sorumluluk duygusu içinde uygulandığı Afrikadan poligamiyi öğrenmesi gerektiği yorumu büyük alkış topladı.
Amerikalı Roma Katolik mirası antropologu Philip Kilbride kışkırtıcı kitabında zamanımızın çok evliliğini Amerikan toplumunun bazı dertlerine çözüm olarak önermektedir. Çok eşle evliliğin, bir çok vakada çocukların üzerindeki olumsuz tesirlerini önlemek için makul bir alternatif olarak hizmet göreceğini ileri sürüyor. O, bir çok boşanmaya Amerikan toplumunda yaygın olan evlilik dışı ilişkilerin sebep olduğunu iddia eder. Kilbride’ye göre çok kadınla evlenerek, evlilik dışı bir ilişkiyi son vermek çocuklar için boşanmadan daha iyidir. Ayrılık veya boşanmanın seçenek olarak düşünüldüğünde aile sayısının artması çocuklar için daha uygundur dahası, o çok eşle evlilikten kronik erkek azlığı sıkıntısı çeken yaşlı kadınlar ile erkek paylaşımına giren Afrika-Amerikalılarndan daha iyi fayda göreceğini söyler.[21]
1987 yılında Berkley’deki California üniversitesinde öğrenci gazetesi tarafından gerçekleştirilen anket öğrencilere, California’daki muhtemel damat adayı kıtlığına karşılık, erkeklerin birden çok eşle evlenmesinin kanun tarafından izin verilmesini kabul edip etmediklerini sordu. Hemen hemen ankete katılan bütün öğrenciler çok eşle evliliğe izin verilmesini onayladı. Bir bayan öğrenci çok eşle evliliğin, tek eşle evlilikten çok daha fazla özgürlük verdiği için duygusal ve fiziki ihtiyaçlarını daha iyi karşılayacağını ifade etti[22]. Aslında, aynı tez Amerikada poligamiyi uygulayan çok az miktardaki fundementalist Mormon[23] kadını tarafından da ileri sürülmekte. Onlar, eşlerden her biri diğerine yardım ettiği için poligaminin hem kariyer hemde çocuk bakımı açısından bir kadın için en ideal yol olduğuna inanırlar[24].
İslamda poligaminin bir karşılıklı rıza meselesi olduğunu da eklemek gerekir. Hiç kimse bir kadını evli bir erkekle evlenmeye zorlayamaz. Bunun yanında bir kadın kocasının başka bir kadınla evlenmemesini şart koşabilir[25]. Diğer taraftan Kitabı Mukaddes bazen zorla poligamiye başvurur. Çocuksuz dul kadın evli olsa bile kendi rızası gerekmeksizin, kocasının kardeşiyle evlenmek zorundadır. (Tekvin 38:8-10)
Erkeklerle kadın sayısı arasındaki farkın az olmasından dolayı bu gün Müslüman toplumlardaki poligami uygulamasının az olduğuna işaret etmek gerekir. Bir kimse, İslam toplumundaki çok eşle evliliğin batıda evlilik dışı ilişkiden çok daha az olduğunu rahatça söyleyebilir. Başka bir deyişle, İslam dünyasında erkekler, Batıdaki erkeklerden çok daha sıkı monogamicidir.
Meşhur Hristiyan Evangelist Billy Graham şu gerçeğin farkına vardı: “Hristiyanlık poligamiyle uzlaşmaz. Eğer günümüz Hristiyanlığı poligamiye izin vermezse kendi zararınadır. İslam sosyal problemlerin bir çözümü olarak poligamiye katı kurallar çerçevesinde insan tabiatına uygun olacak şekilde izin verdi. Hristiyan ülkeleri büyük bir monogami şovu yapıyorlar fakat gerçekte onlar poligamiyi uyguluyorlar. Hiç kimse Batı toplumunda metresin rolünü bilmiyor. Bu açıdan İslam temelden şerefli bir dindir. Eğer kendisini zorunlu hissediyorsa ikinci bir kadın almasına izin verir. Fakat toplumun ahlakını korumak için bütün gizli ilişkileri şiddetle yasaklar.[26]
Bu gün dünyada gayrı müslim veya Müslüman bir çok ülkenin poligamiyi yasaklaması ilginçtir. Kadının rızası olsa bile ikinci bir eş almak kanunlara aykırıdır. Diğer taraftan bilgisi ve rızası olmaksızın hanımını aldatmak tam anlamıyla kanunidir. Bu tür çelişkilerin arkasındaki meşru hikmet ne? Kanun aldatmayı ödüllendirmek dürüstlüğü cezalandırmak için mi yapılır? Bu ‘medeni’ dünyamızın sırrına erilmez çelişkilerinden biridir.
Batıda Poligami
Orta çağlar boyunca Avrupadaki poligaminin kısa bir hikayesini meşhur bir batılı yazar tarafınan belirtildiği şekliyle arzetmeyi önemli görüyoruz. Bu kısa hikaye Batıyı poligamiden dolayı eleştirenleri, bütün kusurlarına rağmen Batıda olandan çok daha şerefli olduğuna ikna etmeli.
Will Duran Hstory of Civilization isimli kitabının 17. Cildinde Rönesans boyunca İtalyanın ahlaki durumuna dair ilginç bilgiler aktarır. Onun “Morals in Sexual Relations” başlığı altında söylediklerinin kısa bir özetini vereceğiz.
Kısa girişinde o cemaatin ahlaki durumunu belirtmeden önce insanların doğal olarak poligam olduğuna işaret etmek gerekir. Oncak katı ahlaki sınırlamalar, yeterli derecede ağır iş ve fakirlik ile hanımın sürekli tetikte bulunması ancak kocayı monogam bir hayat yaşamaya zorlayabilirdi.
Rönesans’tan önce orta çağ boyunca zinanın yaygın olmadığını söyler. Orta çağ boyunca zina suçu ancak chivalry tarafından extenuated yapıldığı gibi Rönesans boyunca da ???????????????????. saygın ailelerin kızları bir yere kadar erkeklerden ayrılır, kendi aileleriyle görüştürülmez ve evlilik öncesi iffetin faziletleri öğretilirdi. Bazen bu talimaktlar aşırı derecede etkiliydi. Genç birkadının tacize uğradıktan sonra kendini boğduğu bildirilmiştir. Bu istisnai bir durum olmalıdır. Çünkü piskoposun biri onun iffetini anmak için ölümünden sonra heykelinin dikme zahmetine katlandı.
Evlilik öncesi ilişki önemli ölçüde olmalı, çünkü İtalyanın her kasabasında yasak ilişkilerden meydana gelme sayısız çocuk vardı. Gayrı meşru çocuk sahibi olmak gurur kaynağıydı, fakat bir tane saihp olmak utanç meselesi de değildi. Koca, genellikle evlilik zamanında gayrı meşru çocuklarının kendi çocuklarıyla birlikte yetişmesi için eşlerini ikna ededi. Gayrı meşruluk hiç kimsenin şöhretinde bir leke değildi. Dahası, papaza rüşvet vererek meşruluk belgesi kolayca abınabilirdi. Hukuki veya meşru (eligable) bir varisin bulunmaması durumunda, Naples Kralı Alfanso I’ün yerine Frante I’in geçtiği gibi kırallık dahil terekeye varis olabilirdi. 1459 yılında Pius II Bavaria’a geldiğinde hepsi de gayrı meşru olan yeti prenses tarafından karşılandı. Meşru erkek evlatlarla gayrı meşru erkek evletlar arasındaki rekabet Ronesans dönemi karışıklıklarının en önemli sebeplerindendi. Homeseksüellik açısından bakıldığında bu sadece eski Yunan geleneklerinin canlandırılmasıydı.
San Bernakdino bu tür sapıklıkların Naples’te okadar yaygın olduğunu gördü ki Sodomo’un akibetiyle tehdit edileceklerini düşündü. Artino Roma’da sapıklığın aynı çapta yaygın olduğnu buldu. Aynı şeyler fahişelik içinde geçerli. 1490 yılında Romada toplam 90000 kişinin 6800’ü kayıtlı fahişeydi. Elbette ki bu rakama gizli veya kayıtlı olmayan fahişeler dahil değildir. 1509 yılında yapılan istatistiklere göre 300000 bin kişilik şehir halkının 11654 tanesi fahişeydi. On beşinci asırda bir kız 15 yaşına kocası olmadan basarsa ailesinin temiz isminde bir leke kabul edilirdi. On altıncı asırda ‘leke-rezalet yaşı’ 17ye çıkarıldı ki kız çocukları yüksek eğitim alabilsinler. Geniş çaptaki fahişeliğin nimetlerinden faydalanan erkekler anca ilgili kadın önemli miktarda mehir vermeyi kabul ederlerse evliliğe meylederlerdi. Orta çağ sistemine göre koca ve kadının birbirlerin sevmeleri ve diğernin neşe ve üzüntüsüne ortak olması beklenirdi. Görünüşte çoğu vakalarda bu beklinti doğru çıksada zina hala yaygındı. Üst tabakanın evliliklerinin çoğu ekonomi veya politik kazançlar için düzenlenirdi. Çoğu erkek bu evliliği metres alma hakkları olarak düşünürdü. Kadın keyifsiz olsada duruma göz yumardı.
Orta tabakadan bazı kimseler zinanın hukuki bir eğlence olduğunu düşünürlerdi. Machiavelli ve onun arkadaşları bir birleriyle değişerek yaptıkları sadakatsizlik hikayesi hakkında bile rahatsızlık ihssetmezler. Bu tür vakalarda hanımı intikam almak için kocası gibi yapsada kocası onun davranışlarına göz yumar ve kıskançlık veya rahatsızlık hissetmezler.
Bu poligamiyi Doğunun affedilmez suçu kabul eden ve kanaatlerine göre bu insanlık dışı adetten dolayı zaman zaman onun climate’sini suçlayan kimselerin örneği... kendi climateleri söz konusu olduğunda eşlerine karşı sadakatsiz olmaya ve monogaminin sınırlarını aşmaya izin vermezler!...
Yeri gelmişken, iyi veya kötü Avrupalılar arasında hukuki bir poligaminin bulunmamasının Onu yasaklamayan İsanın diniyle hiçbir ilişkisi yoktur. Diğer taraftan bu, poligamiyi açıkça tanıyan Eski Alid’in kurallarınada uygundur. Böylelikle, biz aslında Hristiyanlığın poligamiye izin verdiğini ve eski Hristiyanların bunu uyguladığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla Avrupalıların yasal poligamiden uzak durmalarının başka sebep veya sebepleri olmalı...
|