İlköğretim Dersleri

Ortaöğretim Dersleri

Karma-Karışık

Site İstatistikleri

Toplam Üye:2219
Son Üyemiz:ntdesgnady
Son Ziyaretçi:gökmen
İçerik:6489
İçerik Okunma:6262195
Lise TC. İnkılap Tarihi Sevr Antlaşması PDF Yazdır e-Posta
Cumartesi, 12 Mart 2011 13:19

SEVR  ANTLAŞMASI

(10 AĞUSTOS 1920)

Antlaşmanın Geç İmzalanmasının Sebepleri:

1-Mondros Mütarekesinin kalıcı hükümler içer­mesi.

2-Osmanlı’yı paylaşmak isteyen devletlerin çıkar çatışmasına girmesi

3-İşgalcilerin iç isyanlar ve Yunan işgalinin sonu­cunu beklemesi

4-Kurtuluş Savaşının başlamış olması

5-Yunanlıların İzmir’i işgal etmesinin paylaşım planlarını değiştirmesi

İtilaf devletlerine göre Osmanlı ile imzalanacak olan antlaşma Türk halkını kısmen rahatlatır ve Mustafa Kemal’den koparırdı.

Yunan güçleri 22 Haziran 1920’de, imzalanacak olan antlaşmanın kabulüne zemin hazırlamak için, Milne Hattını aşarak; Bursa-Uşak çizgisinde hare-kete geçti. Yunanlılar 20 Temmuz 1920’de Doğu Trakya’yı işgal ettiler. (3 Kasım 1919’da İngilizler tarafından Yunanlıların güvenliğinin sağlanması ve Yunan işgalinin yerleşmesi için, İzmir, Aydın, Ma­nisa’nın bir kısmı, Soma ve Ayvalık’ın bir kısmını Yunan işgali altında bırakacak şekilde  çizilen ve Yunanlıların ve kuva-yı milliyenin karşılıklı olarak geçmesi yasaklanan hatta Milne Hattı denilir.)

Bu gelişmeler üzerine saltanat şurası meseleyi görüşmek üzere 22 Temmuz 1920’de toplandı. Ya-pılan şurada Rıza Paşa hariç tüm üyeler Sevr Ant­laşmasının imzalanması yönünde kararını bildirdi. Saltanat şurasının Sevr Antlaşmasını imzalamak istemesinde Bursa ve Doğu Trakya’nın işgal edil­mesi etkili oldu.

Antlaşmanın maddelerini hafifletmek için Damat Ferit Paşa Fransa’daki Sevr kasabasına gittiyse de etkili olamadı.

Sevr Antlaşmasını imzalamak için Rıza Tevfik, Reşat Halis ve Hadi Paşadan oluşan grup Fransa’ya gönderildi.

İşgalci devletler Sevr Antlaşmasının imzalanması ile Şark Meselesinin hallolacağına inanıyordu.

TBMM, Sevr Antlaşmasını tanımadığı gibi; 19 Ağustos 1920’de aldığı kararla, antlaşmayı imzala­yanları vatan haini kabul etti. Türk milletinin bu antlaşmaya cevabı ise kurtuluş savaşı oldu. Halk bu durum karşısında milli mücadelenin gereğini daha iyi anladı.

Padişah Sevr Antlaşmasının imzalanmasını kabul etmekle hukuka ve milli iradeye aykırı davranmış­tır. Çünkü; Kanun-ı Esasiye göre bir antlaşmanın imzalanabilmesi için Meclis-i Mebusanın onayının alınması gerekir. Sevr Antlaşması bu yönüyle hu­kuka aykırı olduğu gibi; Meclis-i Mebusanın aldığı Misak-ı Milli kararları ile çeliştiği için milli ira­deye de aykırıdır. Türklerin çoğunlukta olduğu Ana­dolu’yu böldüğü için evrensel beyannamelere de aykırıdır. (Fransız İhtilalinin yaydığı fikirler ve Wilson Prensipleri)

Sevr Antlaşmasının İçeriği:

1-Osmanlı ülkesi; Giresun, Ordu, Samsun, Tokat, Çorum, Amasya, Sinop, Kastamonu, Çankırı, An­kara, Eskişehir, Bolu, Zonguldak, Bilecik, İstanbul ve Kayseri’nin doğusu ile sınırlı kalıyordu.

2- Boğazlar her zaman bütün devletlerin gemilerine açık tutulacak; Türklerin hiç bir etkisinin bulunma­dığı, kendine has polis gücü, bütçesi ve bayrağı olan bir komisyon tarafından yönetilecek. (İlk defa Boğazların yönetimi için komisyon kurulması ka­rarı verilmiştir. Bu madde İstanbul’u güvenliksiz hale getirmiştir.)

3-Midye-Büyük Çekmece hattının batısı ve İzmir dahil Batı Anadolu Yunanistan’a verilecek

4-Doğu Anadolu’da sınırları Wilson tarafından çizilecek ve Karadeniz ile Ak Deniz’e çıkışı olan bir Ermeni devleti kurulacaktır.

5-Doğu Anadolu’da bir Kürt devleti kurulacaktır.

6-Antalya ve Konya havalisi İç Batı Anadolu’nun içlerine kadar İtalyanlara verilecektir.

7-Mardin, Urfa, Antep, Adana, Malatya ve Sivas dolaylarını birleştiren bölge ve Suriye Fransa’ya verilecektir.

8-Hicaz hariç olmak üzere Arabistan ve Musul İngiltere’ye verilecektir.

9-Rodos ve On İki Ada İtalya’ya; Ege Adaları Yu­nanistan’a verilecektir.

10- Brest Litovsk Antlaşması tanınmayacaktır.

11-Osmanlı ordusunun mevcudu 50.700’ü geçme­yecek; askerlik mecburi olmaktan çıkarılacak, deniz gücü 13 ufak gemiyi geçmeyecek, orduda tank, ağır makineli tüfek, top ve uçak bulunmayacaktır.

12-Osmanlı maliyesini işgalcilerin oluşturacağı bir komisyon düzenleyecektir.

13-Kapitülasyonlar genişletilerek bütün devletlere verilecektir.

14-Azınlık hakları artırılacak; azınlık haklarının garantisi için bir komisyon kurulacaktır.

15-Osmanlı savaş tazminatı ödeyecektir.

Antlaşmanın Önemi:

1-Osmanlı Devleti sömürge durumuna getirildi

2-İşgalciler şark meselesini hallettiklerine inandı

3-Halkın direnme gücü kamçılandı

4-Türk milleti İstanbul yönetimine ve İngilizlerle güvenilemeyeceğini bir defa daha anladı.

5-Azınlıklar emellerine ulaştığını zannetti.

 

Açıklamalar:

1-Osmanlı yönetimine göre Sevr Antlaşması tama­men yok olmaktan daha iyiydi

2-Bu antlaşma Ayastefanos Antlaşması gibi geçer­siz ve uygu­lanmayan bir antlaşmadır.

DÜZENLİ ORDUNUN KURULMASI

İzmir’in işgalinden sonra kuva-yı milliye birlikleri Ayvalık, Bergama, Soma, Akhisar, Salihli, Nazilli ve Aydın’da Yunanlılara karşı başarılı mücadeleler vermiştir.

Kuva-yı milliye düşmanı oylayabiliyor fakat düş­manı yurttan atacak şekilde karşı taarruza geçe-miyordu. Bu durumu bilen Mustafa Kemal, düzenli ordunun kurulmasının şart olduğuna inanıyor; fakat bu düşüncesini meclise kabul ettiremiyordu.

22 Haziran 1920’de başlayan Yunan Taarruzu Gediz muharebelerinde kuva-yı milliyenin malubi-yetine sebep oldu. Kuva-yı milliyenin komutanı olan Ali Fuat Cebesoy malubiyete kuva-yı milliye-nin disiplinsizlik ve düzensizliğini sebep gösterir­ken; kuva-yı milliyeciler malubiyetin sebebi olarak  Ali Fuat Cebesoy’un  başarısızlığını ileri sürüyor­lardı. Gediz muharebeleri Mustafa Kemal’in dü­zenli ordu konusundaki düşüncelerini haklı çıkar­mış ve bunun üzerine 8 kasım 1920’de yapılan meclis toplantısı sonucunda Ali Fuat Cebesoy’un Moskova büyük elçiliğine tayin edilmesine ve dü­zenli ordunun kurulmasına karar verilmiştir.

Batı Cephesinde düzenli orduyu kurmakla İsmet İnönü görevlendirildi. Cephenin güneyi ise Refet Bele’nin komutasına verildi.

NOT:27 Aralı 1920’de kuva-yı seyyarenin, kaldı­rılarak düzenli orduya katılması kararlaştırıldı

Düzenli Ordunun Kurulma Sebepleri:

1-Halk ile Kuvayı Milliye birliklerinin karşı karşıya gelmeye başlaması

2-Yunan ilerleyişinin durdurulamayışı

3-Kuvayı Milliyenin merkezi otoriteden yoksun oluşu

4-Kuvayı Milliyenin bölgesel amaçlı olması

Düzenli Ordunun Özellikleri:

1-Kurtuluş savaşında sadece Yunanlılara karşı sa­vaştı

2-TBMM’ye karşı oluşan bazı isyanları bastırdı

3-Tekalif-i Milliye Emirlerinin uygulanması sonu­cunda taarruz gücüne ulaştı

4-I. İnönü Muharebesi ilk savaşı ve ilk başarısıdır.

5-Eskişehir-Kütahya Muharebeleri tek başarısızlığı­dır.

 

KURTULUŞ  SAVAŞI

A-GİRİŞ:

1-Halk kongreler yolu ile örgütlenip birleştirilmiş­tir.

2-Güneyde Fransız ve Ermenilere karşı kuva-yı milliye; Doğu Anadolu’da Ermenilere karşı, Os­manlı’dan kalan XV. kolordu; Batı Anadolu’da Yunanlılara karşı, TBMM’nin kurduğu, düzenli or-du kullanılmıştır.

3-Ordu taarruz gücüne ulaşana kadar Yunanlılara karşı batı cephesinde savunmada kalınmıştır.

4-Kurtuluş savaşında bağımsızlık ve egemenlik birlikte yürütülmüştür.

5-Kurtuluş savaşı, Türk milletinin I. Dünya savaşı­nın sonuçlarına bir tepkisidir.

6-Mondros Mütarekesinin Osmanlı devletini etkisiz duruma getirmesi, kurtuluş mücadelesini halkın yapmasına sebep olmuştur.

7-Kurtuluş savaşı için ilk adımları milli cemiyetler atmış, kurtuluşu TBMM tamamlamıştır.

8-İtalyan ve İngilizlerle askeri mücadele olmama­sına rağmen; en fazla diplomatik mücadele İngiliz­lerle olmuştur.

9-TBMM’de ilk bunalım ordu, ikinci bunalım ise hükümet meselesinden dolayı çıkmıştır.

CEPHELER

A-DOĞU CEPHESİ

Ermeni Sorunu:

Ermeniler Osmanlı ülkesinde rahat bir şekilde yaşıyordu. Osmanlı Devletinde bakanlık ve yargıç­lık yapan Ermeniler dahi vardı. Van, Bitlis, Diyar­bakır, Tokat ve İstanbul yoğun olarak yerleştikleri yerlerdi. Osmanlı ülkesinin her yerine istedikleri gibi yayılmışlardı.

Fatih zamanında İstanbul’da Ermeni patrikhanesi kurulmuştur (dini liderlerine katolikos denilir.). Tanzimat döneminde Fransızlar Katoliklerin; İngi-lizler Protestanların koruyuculuğunu yaparken; Ruslar da Ortodoksların ve Ermenilerin koruyucu­luğunu yapıyordu.

Osmanlı, Ermenilere, devlete bağlılıklarından dolayı millet-i sadıka diyordu. XIX. yüzyılda bir çok ayaklanma olurken; Ermeniler bu ayaklanma­lardan pek etkilenmemiştir. Doğu Anadolu’da karı­şıklıklar çıkararak, bu bölgeden güneye inmeyi planlayan Rusya, Ayastefanos Antlaşmasından iti-baren Ermeni meselesini gündeme getirmiştir. Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurdurarak Rusya’nın güneye inmesini önlemek isteyen İngil­tere ise Berlin Konferansında Ermeni meselesini gündeme getirdi. Böylece Ermeni meselesi İngiltere ile Rusya’nın meselesi olarak ortaya çıktı.

Rusya ve İngiltere’nin kışkırtmaları sonucunda XIX. yüzyılın sonlarında Ermeniler arasında da milliyetçilik çalışmaları görülmeye başladı. Erme-niler teşkilatlanmak için Hınçak(1887) ve Taşnak-sütyun(1890) cemiyetlerini kurdular.

Osmanlı ülkesinde en son isyan eden azınlık olan ve hiç bir bölgede yeterli çoğunluğu olmayan Er­menilerin, Osmanlı ülkesinde isyanlar çıkararak ba-şarıya ulaşmaları mümkün değildi.

Ermeniler XX. yüzyılın başlarında Osmanlı Ban­kasını bastılar, 1904’de Sason isyanını; 1914’de Zeytun İsyanını çıkardılar.  II. Abdülhamit’e suikast düzenlediler.

I. Dünya Savaşı esnasında Ruslar tarafından kul­lanılan Ermeniler yıllarca birlikte yaşadıkları Türklere saldırmaktan çekinmediler. Osmanlı Dev­leti Doğu Anadolu’da Türklerle Ermeniler arasında olayların çıkmaması için Ermenileri 14 Mayıs 1915’de çıkardığı tehcir kanunu ile Suriye bölge­sine göç ettirdi.

Brest Litovsk Antlaşması ile Rusya I. Dünya Sa­vaşından çekilince; İngilizler Batum petrol bölge­sinde etkili olabilmek  ve Osmanlı ile Rusya ara­sında tampon bölge oluşturmak için Gümrü civa­rında Ermenilere devlet kurdurdu. (28 Mayıs 1918)

Paris Konferansında, Doğu Anadolu’da, Ermeni devletinin kurulması kabul edildi. Mondros Müta­rekesinin İngilizce metninde Doğu illerine Ermeni vilayetleri denmesi de İngilizlerin Ermenilerle ilgili düşüncesini, daha Paris Konferansından önce ortaya koyuyordu.

Doğu Anadolu’da kurulacak olan Ermeni devleti­nin mandaterliği Paris Konferansı esnasında ABD’ye verilmiştir. ABD Ermeni mandaterliğinden Aralık 1919’da oluşturulan Harbord Raporu sonu­cunda vazgeçmiştir. Bu rapor Ermenilerin Doğu Anadolu’da azınlıkta olduğunu, Türklerin mücade­leye hazır olduğunu ve ABD için Doğu Anadolu’ya yönelik olarak alınacak bir mandaterliğin zararlı olacağı belirtiyordu.

Doğu Anadolu’daki Ermeni olaylarından dolayı Kazım Karabekir komutanı olduğu XV. kolorduyu dağıtmamıştı. Bu kolordunun varlığı Ermeniler için kısmen de olsa caydırıcı bir unsurdu. Bölge Doğu Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyetinin çalışmaları sonucu örgütlenmişti.

9 Haziran 1920’de Kazım Karabekir’in, TBMM tarafından, doğu cephesi komutanlığına atanması sonucunda devletin ilk cephesi oluşmuş oldu.

28 Ekim 1920’de harekete geçen Türk ordusu karşısında tutunamayacağını anlayan Ermeniler barış isteyince, 3 Aralık 1920’de Kazım Karabekir TBMM adına Ermenilerle Gümrü Antlaşmasını imzaladı.                                                                 NOT: 5 Aralık 1920’de Ermenistan Sov­yet Rusya yönetimine girdiği için Gümrü Antlaş­ması Ermeni meclisinden geçememiştir.

 

GÜMRÜ  ANTLAŞMASI

(3 ARALIK  1920)

1-Ermeniler Kars, Gümrü ve Sarıkamış’ı terk ede­cek

2-Aras Nehri ile Çıldır Gölü arası Türk-Ermeni sınırı olacak

3-Ermeniler TBMM aleyhine olan antlaşmaları ta-nımayacaktır.

4-Göç ettirilmiş olan Ermeniler altı ay içinde Tür­kiye’ye geri dönebilecektir.

Ermeniler Kars civarından çekilince; Türkiye Devleti Gürcüler ile sınır komşusu oldu. Arda­han’ın bir kısmı, Artvin ve Batum Gürcülerin elin­deydi. TBMM’nin verdiği ültimatom sonucunda 23 Şubat 1921’de Gürcüler Artvin, Ardahan ve Ba-tum’u terk etti. (Batum Antlaşması)

 

Gümrü Antlaşmasının Önemi:

1-Mondros Mütarekesi ile belirlenen sınırlar ilk defa aşılmıştır.

2-TBMM’nin ilk askeri ve siyasi başarısı görüldü

3-Ermenistan TBMM’yi antlaşma imzalayarak tanı­yan ilk devlet oldu

4-Misak-ı Milli yönünde ilk adım atıldı

5-Sevr Antlaşmasına ilk darbe vuruldu

6-Doğu sınırının belirlenmesi yönünde ilk adım atıldı

7-Doğudaki güçleri batıya kaydırma imkanı oluştu

B-GÜNEY  CEPHESİ

Mondros Mütarekesinden sonra İngilizler 9 Kasım !918’de İskenderun’u, 17 Aralık 1918’de Antep’i, 22 Şubat 1919’da Maraş’ı ve 24 Mart 1919’da Ur-fa’yı işgal ettiler.

Fransızlar ise Mersin, Adana, Hatay ve Osma­niye’yi işgal ettiler.

İngilizler petrol bölgelerine karşılık Maraş (30 Ekim 1919), Urfa (30 Ekim 1919) ve Antep’i (5 Kasım 1919) Fransızlara devrettiler.

Fransızlar Suriye ve Mısır’dan getirdikleri Erme­nilere intikam alayları kurdurarak, Ermenileri böl­gedeki Türklere karşı kullandılar. Ermeniler Çuku­rova’da devlet kurmak istediklerinden dolayı Türklere karşı saldırıya geçtiler.

Batı Anadolu’da düşmana karşı seçilmiş gerilla güçleri savaş verirken; güney cephesinde kadın, çocuk, ihtiyar olmak üzere halk düşmana karşı top-yekün bir mücadeleye girmiştir.

Sivas Kongresinde, güney cephesinin, gönderile­cek subaylarca düzenlenip halkın düşmana karşı harekete geçirilmesi planlanmıştır.

Fransızlar ile Türk halkı arasında ilk ciddi çarpış­malar Sütçü İmam’ın harekete geçmesi ile Maraş’ta başlamıştır. Maraş halkı Fransızları 10 Şubat 1920’de Maraş’tan atmayı başardı.

11 Nisan 1920’de ise Urfa halkı Fransızları mem­leketlerinden atmayı başardı.

Şahin Bey mücadelesi ile ünlenen Antep ise bütün gayretlerine rağmen Fransızlara teslim olmak zo­runda kaldı.(Şubat 1921)

TBMM daha sonradan Maraş’a kahraman; Ur-fa’ya şanlı; Antep’e ise gazi unvanını vermiştir.

Adana’da ise mücadeleler 20 Ekim 1921’de im­zalanan Ankara Antlaşmasına kadar devam etti.

Açıklama: Güney cephesi Ankara Antlaşması ile kapanmış ve Adana ile Antep savaş yapılmadan Fransızlardan geri alın­mıştır.

C-BATI  CEPHESİ

Yunanlıların Anadolu’da İlerleme Sebepleri:

1-Osmanlı ordusunun terhis edilmiş olması

2-Cephede ilk dönemde disiplin olmaması

3-İsyanlardan dolayı Anadolu’da birliğin geç sağ­lanması

4-İngilizlerin Yunanlılara yardım etmesi

5-Mondros Mütarekesinin taşıdığı ağır maddelerden dolayı Osmanlı Devletinin üzerine düşen sorumlu­luğu yerine getirememesi

Paris Konferansında, Türkiye’nin mandaterliğinin hiç bir devlet tarafından alınmamasını savunan Fransa; Yunanistan’ın İzmir’i terk etmesini de isti­yordu.

Dünya Müslümanlarından çekinen İngilizler İs­tanbul’u paylaşım planları içine almamıştır.

Paris Konferansında Kürtlerin mandaterliğini İngi-lizler kabul etmiştir.

Batı Anadolu’da Yunanlılara karşı ilk mücadeleyi kuva-yı milliye birlikleri verdi. 1921 yılkının başla­rında oluşan düzenli ordu ise ilk savaşını Çerkez Ethem’e karşı vermek zorunda kaldı

8-9 Temmuz 1920’de Bursa işgal edilince meclis kürsüsüne siyah bir örtü çekildi. Bu örtü 6 Eylül 1922’de kaldırılmıştır.

 

I. İNÖNÜ  SAVAŞI

(6-10 OCAK 1921)

Sebepleri:

1-Demir yolu hattından dolayı Yunanlılar Eskişe­hir’i ele geçirmek istiyordu.

2-Yunanlılar, yardım alabilmek için, batılı devlet­lere güçlerini ispatlamak istiyordu

3-Yunanlılar Çerkez Ethem’in isyanından fayda­lanmak istiyordu.

4-Yunanlılar TBMM’ye Sevr Antlaşmasını kabul ettirmek istiyordu

İsmet İnönü komutasındaki düzenli ordu Yunan­lıları durdurmayı başarmıştır.

I. İnönü Zaferinin Önemi:

1-Düzenli ordu ilk zaferini kazandı

2-İtilaf devletleri arasında anlaşmazlık yaşandı

3-İsmet İnönü tuğgeneral rütbesi aldı

4-TBMM’nin içte ve dışta saygınlığı arttı.

5-Çerkez Ethem isyanı bastırıldı

6-Afganistan ve SSCB ile dostluk anlaşması imza­landı

7-İstiklal marşı kabul edildi.(12 Mart 1921)

8-Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul adildi

9-Halkın orduya ve TBMM’ye karşı güveni arttı

10-Asker toplama işi kolaylaştı

11-İstanbul hükümeti ve TBMM Londra Konferan­sına davet edildi

LONDRA KONFERANSI

(23 ŞUBAT-12 MART 1921)

Sebepleri:

1-Düzenli ordunun I. İnönü başarısı

2-İtilaflar arasındaki anlaşmazlıklara çözüm aramak

3-Rusya ile TBMM’nin yaklaşmaya başlaması

4-TBMM’ye Sevr Antlaşmasının kabul ettirilmek istenmesi

5-Yunan ordusuna zaman kazandırma düşüncesi

6-TBMM’nin Gümrü başarısı

7-Güneyde Fransızlara karşı başarılı mücadeleler verilmesi

Konferansa İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Osmanlı Devleti ve TBMM katıldı.

TBMM’yi hukuken tanımak istemeyen İngilizler TBMM’yi konferansa direkt olarak davet etmeyip Londra Konferansına Türkiye’den öncelikle İstan­bul hükümetini çağırmıştır. İngilizler, konferansta ikilik çıkarmak amacıyla ve TBMM’ye Sevr Ant­laşmasını kabul ettirmek için İstanbul hükümetin­den TBMM adına Mustafa Kemal’in uygun göre­ceği bir temsilci getirmesini istemiştir.

Mustafa Kemal konferansa direkt olarak davet edilmedikçe TBMM’nin katılamayacağını bildi­rince; TBMM de İtalya aracılığı ile konferansa di-rekt olarak davet edildi.

Konferansa TBMM adına Bekir Sami Bey; İstan­bul hükümeti adına ise Tevfik Paşa katıldı. Konfe­ransta Türk delegeleri arasında ikilik çıkarmak isteyen İtilaf Devletleri ilk konuşma hakkını Tevfik Paşaya verdiler. İtilaf devletlerinin oyununu boz­mak isteyen Tevfik Paşa Söz milletimin asıl tem­silcilerinindir, sözün Anadolu kuruluna verilmesin rica ederim der.

 

 

 

 

Mustafa Kemal Türkler Adına Konferanstan Olumlu Bir Sonuç Çıkmayacağını Biliyor; Fakat Şu Sebeplerden Dolayı Konferansa Katılımı Kabul Ediyordu:

1-Türklerin haklı davasını ve misak-ı millisini dün­yaya duyurmak

2-İşgalcilerin Türk milleti barışa yanaşmıyor tezini çürütmek

3-Yeni kurulan orduya zaman kazandırmak

4-TBMM’yi hukuken tanıtmak

Konferansta işgalciler Türklere sürekli olarak Sevr Antlaşmasını kabul ettirmeye çalışmıştır. Sadece Sevr Antlaşmasında belirlenen asker sayısının bir miktar artırılabileceği söylenmiştir.

Bekir Sami Bey Fransa, İngiltere ve İtalya ile esir mübadelesine ve ekonomiye yönelik antlaşmalar imzalamıştır. Bekir Sami Bey bu antlaşmalarda eşitlik ilkesini gözetmemiştir. İtalya ve Fransa’ya ekonomik tavizler verirken; İngilizlerle yaptığı esir mübadelesi antlaşmasına göre İngilizlerin sadece Malta’daki esirleri serbest bırakmasını; diğerlerini ise değişim dışı tutmasını kabul etmiştir. Bekir Sami Bey’in yaptığı bu antlaşmaları TBMM eşitlik ilkesine uymadığı için kabul etmediği gibi; Bekir Sami Bey’i de dışişleri bakanlığından almıştır. Bu antlaşmalar TBMM’nin antlaşma imzalanabilecek diplomatik saygınlığa ulaştığını göstermiştir.

Konferansın Önemi:

1-TBMM hukuken tanındı

2-Sevr Antlaşmasından işgalcilerin taviz verebile­ceği görüldü

3-İşgalciler arasıdaki görüş ayrılıkları büyüdü

4-Konferanstan sonuç çıkmaması Türk milletine tam zafer kazanılması gerektiğini gösterdi.

TÜRK-AFGAN DOSTLUK ANTLAŞMASI

(1 MART 1921)

TBMM ve Afganistan karşılıklı olarak birbirinin meşruluğunu tanımayı ve yardımlaşmayı kabul etti-ler.

 

Önemi:İlk defa bir doğulu İslam devleti TBMM’yi ve misak-ı milliyi tanıdı.

NOT:Afganistan 1919’a kadar İngiliz sömürgesi altındaydı.

MOSKOVA ANTLAŞMASI (16 MART 1921)

Türk-Rus Yakınlaşmasının Sebepleri:

1-TBMM’nin Gümrü başarısı

2-I. İnönü Zaferi

3-TBMM’nin güvenilir dost imajı vermesi

4-SSCB’nin dost arayışı

5-TBMM’nin İtilaf devletleri ile yaklaşıyor olması

6-Boğazların açık halde oluşunun SSCB’yi kendi adına endişelendirmesi

7-Güneyde Fransızlara karşı başarılar kazanılması

8-Mustafa Kemal’in diplomatik çabaları

9-Her iki ülkenin de ortak düşmanının olması

10-Rusya’nın Anadolu Mücadelesini kendi rejimine dönüştürmek istemesi

Antlaşmanın Maddeleri:

1-Liman hizmetlerinden Türkiye’nin faydalanması şartıyla, Batum Gürcistan’a bırakılacaktır.

2-Ermeni ve Gürcüler ile yapılan antlaşmalar kabul edilecektir.

3-Boğazların rejimi Türkiye’nin egemenlik hakları korunmak şartıyla Kara Deniz’e sahildar devlet­lerce düzenlenecektir.

4-Birinin tanımadığı uluslararası antlaşmayı diğeri de tanımayacaktır.

5-Osmanlı Devleti ile Rus Çarlığı’nın yaptığı ant­laşmalar geçersiz sayılacaktır.

6-Artvin ve Ardahan TBMM’de kalacaktır.

7-Gerekli durumlarda karşılıklı yardımlaşılacaktır.

 

Antlaşmanın Önemi:

1-İlk defa Avrupalı bir devlet antlaşma imzalayarak TBMM’yi ve misak-ı milliyi tanıdı

2-Rusya Sevr Antlaşmasını geçersiz saydı

3-Batum’un Gürcistan’a bırakılması ile misak-ı milliden ilk taviz verildi

4-Rusya kapitülasyonları kaldıran ilk devlet oldu

5-TBMM ile SSCB arasında ilk antlaşma imzalandı

6-Doğu cephesinin güvenliği pekiştirildi.

7-TBMM diplomatik bir zafer elde etti.

8-İşgalci devletlere karşı denge politikası izlenebil­mesi için önemli bir koz elde edildi.

9-İki devlet karşılıklı olarak birbirinin rejimini ta­nıdı.

NOT: Rusya ile ilişkiler Mayıs 1920’de başlamış­tır. Haziran 1920’de ise Rusya misak-ı milliyi tanı­mıştır.

 

II. İNÖNÜ ZAFERİ

(23 MART-31 MART 1921)

Sebepleri:

1-Londra Konferansında TBMM’nin Sevr Antlaş­masını kabul etmemesi.

2-Yunanlıların Eskişehir’i ele geçirmek istemesi

3-Yunanlıların güçlerini Avrupalı devletlere göste­rerek, onlardan yardım almak istemesi.

İsmet Paşa komutasındaki Türk ordusu Yunanlı­ları ikinci defa durdurmayı başarmıştır.

Mustafa Kemal İsmet Paşaya çektiği telgrafta “Siz orada yalnız düşmanı değil; milletin makus talihini de yendiniz“ demiştir.

Zaferin Önemi:

1-I. İnönü Zaferinin rastlantı olmadığı görüldü

2-Ordunun taarruza hazır olmadığı görüldü

NOT: 8 Nisan 1921’de Türk ordusu Aslıhanlar’da karşı taarruza geçtiyse de başarılı olamadı.

3-Cephenin güneyi de Refet Bele’den alınarak İsmet Paşa’nın komutasına verildi.

4-İtilaf bloğundaki ayrılık düşüncesi güçlendi.

 

 

 

ESKİŞEHİR-KÜTAHYA MUHAREBELERİ

(10-24 TEMMUZ 1921)

 

Türk ordusunun daha fazla güçlenmeden imha edilmesi gerektiğine inanan Yunanlılar 10 Tem­muzda tekrar harekete geçmiştir. Zaferden emin olan Yunan kralı bu savaş öncesinde İzmir’e gel­miştir.

Yunanlılar karşısında Türk ordusu tutunamayınca;  Türk ordusunun telef olmasını önlemek isteyen Mustafa Kemal, İsmet Paşadan Türk ordusunu Sakarya’nın doğusuna çekmesini istedi. Yunanlılar Sakarya’nın doğusunu hem tam olarak bilmiyorlar; hem de Yunanlıların bu bölgeye ait savaş planları yoktu.

Önemi:

1-Türk ordusu Kurtuluş Savaşı esnasında ilk ve tek malubiyetini almıştır.

2-Afyon, Kütahya ve Eskişehir Yunanlıların eline geçmiştir.

3-Mecliste tartışmalar başlamıştır.

4-Meclisteki bazı milletvekilleri başkentin Kay­seri’ye taşınmasını teklif etmiştir.

5-Fransızlar barış yapmaktan vazgeçti.

6-Kuvayı Milliyeye geri dönme tartışmaları başladı.

BAŞKOMUTANLIK KANUNU

(5 AĞUSTOS 1921)

Kanunun Çıkarılma Sebebi:

Olağan üstü durumdan dolayı kararların hızlı alı-nıp; hızlı uygulanması gerekiyordu.

Mustafa Kemal milli iradeye olan saygısından dolayı baş komutanlık yetkisini meclisten sadece üç aylık kısa bir süre için istemiştir. Baş komutanlık yetkisi daha sonradan, Büyük Taarruz öncesinde süresiz olmak üzere (20 Temmuz 1922), iki defa uzatıldıysa da Cumhuriyetin ilanı ile sona ermiştir.

Önemi:

1-Meclis ilk defa bütün yetkilerini bir kişiye ver­miştir.

2-Mustafa Kemal tekrar askerlik mesleğine dön­müştür.

3-Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşını daha rahat idare etme imkanına kavuşmuştur.

 

Baş Komutanın Yetki ve Sorumlulukları:

1-Meclisin tüm yetkilerini taşır.

2-Meclis kararı ile yetki süresi uzatılır.

3-Kararları kanun niteliğindedir.

4-Görev süresi dolmadan yargılanamaz

Açıklama:Baş komutanlık süresinin uzatılması ve süresiz hale getirilmesi; meclisin Mustafa Kemal’e güvendiğini ve Mustafa Kemal’in baş komutanlık yetkisini iyi kullandığını gösterir.

TEKALİF-İ MİLLİYE EMİRLERİ

(7-8 AĞUSTOS 1921)

Kanunun Çıkarılış Sebebi:

Türk ordusunun taarruz gücüne ulaşabilmesi için Türk milleti topyekün seferber edilmek istenmiştir.

Maddeleri:

1-Her ilçede bir tekalif-i milliye komisyonu kurula­caktır.

2-Kanunun uygulanması için İstiklal Mahkemeleri çalışacaktır

3-Her aile bir giyimlik elbise; bir çift çorap; bir çift çarık verecektir.

4-Bedeli sonradan ödenmek üzere; halk ve esnafın elinde bulunan yiyecek, giyecek gibi her türlü temel gereksinim maddeleri ve teknik araç gereçlerle ulaşım araç gereçlerinin %40’ına el konulacaktır.

5-Halk elinde bulunan ulaşım araçları ile her ay Milli Mücadele adına 100 kilometre taşıma yapa­caktır.

6-Gerekirse sahipsiz mallara el konulacaktır.

7-Halk elinde bulunan silah ve cephanenin tümünü teslim edecektir.

8-Gerektiğinde, zanaat erbabı orduya katılacaktır.

Açıklamalar:

1- Halktan yardımlar toplanamadan Sakarya Savaşı başlamıştır.

2-Bu vergiler Osmanlı zamanında toplanan avarız vergisi ile benzerlik gösterir.

SAKARYA  MEYDAN SAVAŞI

(23 AĞUSTOS-12 EYLÜL 1921)

Yunanlılar Ankara’ya kadar ilerleyerek savaşı kesin olarak sonuçlandırmak için harekete geçmiş­tir.

Yüz kilometrelik bir alana yayılmış olan Türk ordusu düşman karşısında dağılma emareleri gös­terdiyse de; Mustafa Kemal’in Hattı müdafa yok­tur. Sathı müdafaa vardır. O satıh tüm vatandır. Va-tanın her karış toprağı yurttaşın kanı ile ıslanma­dıkça terk olunamaz sözü Türk askerinin savunma azmini artırmıştır. 10 Eylülden itibaren kendisini toparlayan Türk ordusu, Yunanlıları, durdurduğu gibi; Sakarya Nehri’nin batısına atmayı da başar­mıştır. Ordunun taarruz gücü olmadığı için savaşa devam etmemiştir.

İngilizler Yunanlılara Zaman Kazandırmak İçin Ateşkes Teklifinde Bulundular:

1-Savaş durdurulacak

2-İki tarafın kuvvetleri denetlenecek

3-Kuvvetler artırılmayacak

4-Askersiz ara bölge oluşturulacak

5-İtilaflar her iki tarafın askeri gücünü denetleyebi­lecek

Bağımsızlık olgusu ile bağdaşmayan bu ateşkes önerisi ilke olarak kabul edildiyse de; TBMM bu ateşkesin şartlarını bütün olarak kabul etmedi.

TBMM ateşkesin tam olarak kabul edilebilmesi için Yunanlıların Anadolu’yu terk etmesini iste­miştir. Fakat asıl amaçları Yunanlılara zaman ka­zandırmak olan işgal devletleri bu öneriyi kabul etmemiştir.

Açıklamalar:

1-Türk ordusu, Kurtuluş Savaşında, en fazla Sa­karya Savaşında şehit vermiştir.

2-Türkler ve Yunanlılar Sakarya Savaşında uçak kullanmıştır.

 

Sakarya Zaferinin Önemi:

1-Türk ordusunun II. Viyana Bozgunundan beri de-vam eden geri çekilişi ve savunması sona erip; taarruz dönemi başladı.

2-İtilaf bloğu dağıldı.

3-İtalyanlar Anadolu’yu terk etti.

4-Fransa ile TBMM arasında Ankara Antlaşması imzalandı

5-İngiltere ile 22 Ekim 1921’de TBMM esir müba­delesi antlaşması imzaladı

6-Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan ile TBMM arasında Kars Antlaşması imzalandı.

7-2 Ocak 1922’de TBMM ile Ukrayna arasında dostluk antlaşması imzalandı

8-İngilizler TBMM’ye ateşkes teklifinde bulundu.

9-Yunanlıların taarruz gücü kırıldı.

10-Mustafa Kemal’e gazilik unvanı ve mareşallik rütbesi verildi. (19 Eylül 1921)

11-Yunanlılar Doğu Trakya üzerinden İstanbul’a yapmak istedikleri saldırıdan vazgeçtiler.

NOT: Türk ordusunun en fazla insan kaybı Sakarya Savaşında oldu.

KARS  ANTLAŞMASI

(13 EKİM 1921)

Sakarya Zaferi Ermenistan, Azerbaycan ve Gür-cistan’ı Rusya’nın da teşviki ile TBMM ile ant­laşma imzalamaya yönlendirdi.

TBMM  ile üç Sovyet cumhuriyeti arasındaki ant-laşma Türkiye’nin doğu sınırına son halini verdi. (Türkiye’nin Batum’un liman hizmetlerinden fay-dalanma hakkı da sona erdi.)

 

ANKARA ANTLAŞMASI

(20 EKİM 1921)

Sebepleri:

1-TBMM’ni Sakarya Zaferi

2-Fransızların Yunan zaferinden ümidini kesmesi

3-İngiltere’nin Almanya’ya yaklaşmaya başlaması

4-Türklerin her türlü bölücü harekete karşı olması ve bu tür pürüzleri gidermek için mücadeleyi göze alması

Açıklama: Fransa ile TBMM arasında Eskişehir-Kütahya Savaşlarından önce barış görüşmeleri başlamış; fakat Türk ordusunun bu savaştaki başarı­sızlığı Fransızları ümitlendirmiş ve Fransızlar Yu­nanistan ile Türkler arasındaki mücadelenin kesin sonucunu beklemeye başlamıştır.

Antlaşmanın İçeriği:

1-Fransa işgali altında bulunan Adana ve Antep’i terk edecektir.

2-Hatay ve İskenderun Fransa’nın mandaterliği altında bulunan Suriye’de kalacaktır.

3-Fransa Hatay’ın nüfusuna ve kültürüne müdahale etmeyecektir.

4-Fransa bölgeden çekilmek zorunda kalırsa; Hatay ve civarını Suriye’ye bırakmayacaktır.

Açıklama: Bu madde Mustafa Kemal’in ileri gö­rüşlülüğünü gösterir. Çünkü Fransa 1936’da böl­geyi terk edecek ve bölge­deki statünün yeniden belirlenmesi gerekecektir.

Önemi:

1-Güney cephesi kapanmıştır.

2-Misak-ı milliden taviz verilmiştir.

3-Dış politikada başarılı ve sözü geçer olmanın şar-tının iç politikada da başarılı olmaktan geçtiği gö-rülmüştür.

4-Güney sınırı ilk haliyle çizilmiştir.

5-İtilaf bloğu parçalanmıştır.

6-Adana ve Antep kurtarıldı.

7-Hatay misak-ı milli sınırlarının dışında kaldı.

8-Güneydeki Ermeni sorunu kapandı.

 

 

Yorum ekle

Yapılan Yorumlar

Facebook Grubumuza Katılın!

Site Bilgileri